Çok sert hava koşulları bu araçları zorladı.Schweres Wetter zwang sie zum Beidrehen.
Bu sertlikten dolayı Bastian Schweinsteiger sakatlandı.Dafür wurde Schwarzenbach geschleift.
Dilleri kısa ve serttir.Die Sprache ist einfach und knapp.
RIAA Sertifikası) Nobody's Home bu albümün üçüncü single'ıdır.Earthquake (deutsch: Erdbeben) ist die dritte Single des Albums.
İklim olarak yazları kurak kışları ise çok sert geçmeyen bir iklim yapısına sahiptir.Für winterliche Einsätze hat er einen blauen Schneepflug, den er ungern anzieht.
Odun veya tahta, ağaçların gövdelerini ve dallarını meydana getiren sert bir maddedir.Wie diese sind sie tagaktiv und ruhen auf Ästen oder in Bäumen.
Maçlar sert zeminde oynanmaktadır.Nur die Ballen berühren leicht den Boden.
Başlarda sert ve acımasızdır, ama zamanla Buffy'nin yöntemlerine saygı duymaya başlar.Anfangs ist er sehr übereifrig und streng mit Buffy.
Bu testi başarı ile geçen ürünler Wi-Fi sertifikasını elde eder ve Wi-Fi logosunu taşır.Geräte, die den Test bestehen, werden mit dem Logo „Wi-Fi Certified“ ausgezeichnet.
Bu durum da temeldeki kütlelerin çok sert olduğunu gösterir.Auffällig ist die besonders harte Beschaffenheit der Basalte.
Grup son olarak Prince'in altın sertifikalı 2006 albümü "3121"de yer almıştır.Im Jahr 2006 veröffentlichte Prince bei dem Universal-Label das Album 3121, das gute Kritiken bekam.
Bu işlemin ardından sertifika otoritesi tarafından doğrulama işlemi otomatik olarak yapılır.Die Suche nach Sponsoren erfolgt nach der Anmeldung automatisch.
Albümün prodüktörlüğünü Sertab Erener yapmıştır.Es gelingt ihr, ein Autogramm von Bohlen zu ergattern.
Jadeit kadar sert değildir.Sie ist aber nicht ganz so deutlich ausgeprägt wie beim Java-Nashorn.
Yaptıkları yuva sadece kendilerinin girebileceği kadar bir açıklık içerir ve serttir.Sie komme aber nur in die hell erleuchteten Wohnstätten und bringe ihnen Glück fürs kommende Jahr.
Bu yıllarda komünizm düşüncesine sert bir şekilde karşı çıkan gruplar bu örgütte birleşmişlerdir.Meine langjährigen Erfahrungen im Kampf gegen den Kommunismus sind mir natürlich dabei zustatten gekommen.
Yine de daha sonra Berlin'de çok sert çatışmalar yaşandı.Darauf kam es in den folgenden Nächten zu schweren Ausschreitungen in Barcelona.
Mektup çok sert ve kaba bir üslupla yazılmış, küçük düşürücü ifadelere yer vermiştir.Sie soll in stolzer und furchtloser Haltung gestorben sein.
Daha sert ve daha az liberal politikaların savunucusudur.Verluste hatten vor allem die Linksliberalen und die kleineren Parteien.
Başbakan John Key şiddetli saldırıyı sert bir şekilde kınadı.George Jones nahm sein Cold Hard Truth auf.
Nikki'nin sert ve tatlı yanını sevdim.Ich liebte diese niedlichen und starken Mädchenfiguren.
Torba ağzı bağlarken sert ve bükülmez ipler daha iyi sonuç verir.Es wird diskutiert, ob zu enge und hochhackige Schuhe das Auftreten der Erkrankung begünstigen.
Doğrulama işlemi sertifika otoritesi tarafından denetlenir.Die Echtheit des Ausweises kann bei der ausstellenden Behörde überprüft werden.
Aralarında oldukça sert bir konuşma geçer.Dort kommt es zwischen den beiden zu einer heftigen Auseinandersetzung.
Başını yere sertçe vurur ve ölür.Er legt seinen Kopf in ihren Schoß und ist dabei zu sterben.
Ancak, sahil kısmına kıyasla iklim şartları daha serttir.Jedoch ist die Wassertemperatur überall an der Küste gleich.
Bu amortisörler araç'a daha sert bir biniş verdi.Die neuen Auspuffenden verliehen dem Wagen ein tieferes Motorengeräusch.
Bu da, sırda yüzey sertliği ve dayanıklılığı yaratmaktadır.Darüber hinaus verfügt er über Superstärke und -ausdauer.
1999 Tada fabrikası ISO 9001 sertifikası almaya hak kazandı.1997 erhielt die Firma die ISO 9001-Zertifizierung.
Sertifika sahipleri ve sertifika kullanıcıları tarafından güvenilir.Es werden sowohl Maschinenzertifikate als auch Benutzerzertifikate unterstützt.
Kenneth Turan'in The Los Angeles Times'daki yorumu özellikle sertti.Zu der ersten Episode schrieb Kenneth Turan von der Los Angeles Times, dass es den Dialogen an Witz fehle.
Fakat UL etiketi, UL tarafından bağımsız olarak sertifikalandırma gerektirmektedir.Die Synthese von NO sollte daher durch eine ausreichende Zufuhr von L-Arginin sichergestellt sein.
Biraz hoşgörü yoksun ve sert karakterli orta yaşlı bir kadındır.Sie ist eine aufgeschlossene, redselige und engagierte Frau mittleren Alters.
Sözler ve müzik gitgide sertleşmeye başlar.Malerei und Musik im Aufbruch.
Bayan Eichler öğrencilerine olan sertliğiyle bilinir.Mme. Eichler avait la fameuse réputation d’être austère avec ses élèves.
Bu viski çok sert.Ce whisky est trop fort.
Elmas doğal olarak serttir.Le diamant est dur par nature.
Bu kahve çok sert.Ce café est trop fort.
Su donduğunda ve sertleştiğinde, biz buna "buz" deriz.Lorsque l'eau gèle et devient solide, nous la nommons « glace ».
O çocuklarına karşı çok sertti.Elle était très dure avec ses enfants.
O, kaya gibi sertti.C'était dur comme de la pierre.
ROSA Linux, Rusya Savunma Bakanlığı tarafından sertifikalanmıştır.ROSA Linux a été certifiée par le Ministère de la Défense russe.
1998 yılında, bitki "konyak" adı verilen ürünlerin piyasaya sürülmesi için bir Fransız sertifikası aldı.En 1998, l’usine a reçu un certificat français pour la fabrication de produits appelés «cognac».
Daha önce Wi-Fi ittifakı tarafından sadece EAP-TLS (Transport Layer Security) sertifika alabilmiştir.Auparavant, seul le mécanisme EAP-TLS (Transport Layer Security) était certifié par la Wi-Fi Alliance.
Vernon sert fakat teşvik edici bir insandı ve eğitimini bir öncelik haline getirdi.Vernon Winfrey est strict, mais encourageant et fait de son éducation une priorité.
Kazananlara bronz bir madalya, sertifika ve para hediye edilmektedir.Les lauréats reçoivent une médaille de bronze, un certificat et une rétribution.
T.O.P’ın çıkışı ile, Shinhwa ‘’sevimli’’ imajından sıyrılarak daha sert bir imaj konseptine geçti.Avec la sortie de T.O.P, Shinhwa se détache de son image « mignonne » et adopte une image plus neutre.
Hiç sertleşme yoksa, sonuç "0 mm" olarak kayıt altına alınmalıdır.L'absence d'induration doit être indiquée « 0 mm ».
MÖ 54 yazının başlarında, siyasi bir yozlaşma ve sertlik dalgası Roma'yı sürükledi.Amorcée durant l’été de 54 av. J.-C., une vague de corruption politique et de violence balaie Rome.
İnsan yiyeceği olarak yetiştirilenleri yumuşak etli, hayvan yemi olanları ise sert etlidir.En période de disette, elles étaient consommées par les humains comme aliment d'appoint.
Odunu sert ve dayanıklıdır bu yüzden demiryolu travesi yapımında kullanılır.Le bois est très dur et durable et utilisé dans les traverses de chemin de fer.
Her iki taarruz, sert Alman direnciyle durduruldu.Les deux attaques furent stoppées par une résistance allemande extrêmement puissante.
Şehrin idaresini çok hoşgörüsüz sert bir hakim olarak bilinen Angelo'nun eline bırakır.Il laisse le gouvernement aux mains d'un juge strict, Angelo.
Aynı ülkelerde dört kez platin sertifika ile ödüllendirildi.Ils ont été certifiés disque de platine à 4 reprises.
Yüzeyi, sert zemindir, özellikle DecoTurf'tur.La surface utilisée est le dur et plus spécialement le Decoturf II.
Fakat böyle bir durum yakalandığında çok sert etki bırakır.Lorsqu’une telle chose arrive, elle fait preuve d’une force colossale.
Albüm Billboard 200 listesine 44 numaradan giriş yaptı ve 1992'de altın sertifika kazandı.L'album entre à la 44e place du Billboard 200, et est certifié disque d'or en 1992.
Yalnızca padişahı değil, İttihat ve Terakki'yi de son derece sert biçimde eleştirmekte idi.Il n'y eut donc qu'un seul règne, celui de Perro Aguayo et de Gran Hamada.
Diğer omurlar, benzer şekilde neredeyse daire-bitirilen ve sertçe birleşmiştir, ve, hiçbir sacrum yoktur.Les autres vertèbres sont similaires et sont fermement liées et il n'y a pas de sacrum.
Poloskov, sertlik yanlısı hizbin lideriydi, Krasnodar'dandı.Poloskov était un chef de file de la faction extrémiste, originaire de la région de Krasnodar.