Ban, ilgili tüm tarafları çözüme varmak için her türlü çabayı sergilemeye çağırdı.He urged all parties involved to make every effort to reach a solution.
Her ülkenin güçlü olduğu yanları dünya sahnesinde sergileme şansına sahip olmasını isterdim.Every country getting a real chance to field its strengths on the world stage.
Ne var ki Libyalı isyancılar, Türkiye'den daha sert bir tavır sergilemesini istiyor gibi görünüyor.However, Libyan rebels seem to want Turkey to take a stronger stance.
Analistler yeni bakanın Kıbrıs konusunda yapıcı fakat kesin bir yaklaşım sergilemesini bekliyorlar.Analysts expect he will adopt a constructive but firm approach with regard to Cyprus.
Barışçı çabalarını sergilemek için muhalefet liderleri havaya güvercin saldılar.To illustrate its peaceful nature, opposition leaders released white doves in the air.
Malzeme negatif kırılma sergilemektedir.[40]The material exhibited negative refraction.[40]
Macaristan'da 18 yaşın altındaki çocuklara pornografi satmak veya sergilemek yasa dışıdır.In Hungary, pornography is unlawful if sold or shown to children under 18 years of age.
Ayrıca Toronto'daki malikânesinde Toosie Slide dansını sergilemektedir.He also demonstrates the Toosie Slide dance in his Toronto mansion.
Öğrenme ve sergileme arasındaki farklarDifferences between learning and performing
Cinayetleri ayrıntılı olarak anlattı ve pişmanlık sergilemedi.[3][4][5]He described the murders in detail, and made no apologies.[60][61][62]
Her sene Oswego Gölü'nde "Buddy Walk" performansını sergilemesiyle tanınmaktadır. [1]He is known for performing at the "Buddy Walk" every year in Lake Oswego.[1]
1894'te mezun oldu ve kısa süre sonra Gezici sergilerinde eserlerini sergilemeye başladı.He graduated in 1894 and began participating in exhibitions by the Peredvizhniki shortly after.
Arikok Milli Parkı, çeşitli jeolojik özellikler sergilemektedir.Arikok National Park showcases diverse geologic features.
Çalışmada bir hatıra yerine bölgedeki insanların yaşamını sergilemeye çalıştı. [2]In the work she decided to showcase peoples life in the zone instead of a memento.[4]
Yıkımlara rağmen, Recoleta hala zengin bir mimari miras sergilemektedir.In spite of the demolitions, Recoleta still displays a rich architectural legacy.
Pornografik materyalleri gazete bayilerinde sergilemek yasa dışıdır fakat genellikle orada bulunur.It is illegal to display pornographic material at newsstands, but it is commonly found there.
Sanat galerisi modern Seto sanatının yanı sıra yöre halkının çalışmalarını da sergilemektedir.The art gallery displays modern Seto art, but also other indigenous people's seasonal exhibitions.
Kudaibergen 2018'de Çin'de birçok performans sergilemeye devam etti.In 2018, Kudaibergen continued having numerous performances in China.
İkilinin şarkılarının çoğunun yazarı olan Abdullina, solo performans sergilemeye devam etti.Being the author of the majority of songs of the collective, Abdullina continues to perform solo.
1982 yılında kurulmuş, arkeolojik eserler ve etnografik öğeler sergilemektedir.Established in 1982, it exhibits archaeological artifacts and ethnographic items.
Armin burada çalışmalarını sergileme fırsatı buldu.Armin here had the opportunity to display his studies.
Şirket, Shakespeare'in oyunlarını sergilemek için münhasır haklara sahipti.The company held exclusive rights to perform Shakespeare's plays.
Çift, birlikte performans sergilemeye başladıktan sonra ünlü oldu.The pair became famous after they began performing together.
Dörtlü daha sonra grup olarak performans sergilemenin gerçekçi bir fikir olduğuna karar verdi.The quartet then decided that performing as a group was a serious and realistic idea.
Keşif ve sergilemeDiscovery and display
Manzaraları ve sahil sahneleri ustaca bir teknik sergilemektedir. [1]His landscapes and coast scenes show skilful technique.[1]
Bu, sanatçının eserlerini Queensland'de ilk kez sergilemesidir. [kaynak belirtilmeli]This is the artist’s first time exhibiting his works in Queensland.[citation needed]
'Biletlerini' sergilemenin boş tatmininden başka bir şey yaşamıyorlar". [3]They have nothing but the empty satisfaction of exhibiting their 'tickets'".[7]
Beatles, videoda performans sergilemediği için ödülü alamadı.The Beatles did not receive the award as they did not perform in the video.
Şehirde bulunan bir müze bu zulmü sergilemektedir.Das Wahrzeichen der Stadt ist der Uhrturm.
Madonna şarkıyı bir dansçı ile sergilemektedir.Madonna porträtiert eine exotische Tänzerin.
Son derece başarılı bir işçilik sergilemektedir.Überglücklich tritt sie die Arbeitsstelle an.
Bu müze sadece ressamın çalışmalarının kopyalarını sergilemektedir.Das Museum enthält allerdings nur Reproduktionen seiner Gemälde.
Müzede Sanatçı Egon Schiele'in çalışmalarının birçoğu sergilemektedir.Hierbei werden von Künstlern geschaffene Werke zum Thema Egon Schiele präsentiert.
1900' den günümüze kadar uzanan geniş kolleksiyonları sergilemektedir.Berühmte Bauwerke von 1900 bis heute.
En nihayetinde bu dekoratif düzen, tutarlı ikonografik bir örnek sergilemektedir.Die Position der Geierhaube bildet dabei ein wichtiges ikonografisches Datierungskriterium.
Davetlilerden her gelen grup, kendini ihtişamla sergilemeye çalışır.Jeder der Bewohner ist auf der Suche nach dem ganz großen Glück.
Bu haliyle mükemmel bir manzara sergilemektedir.So entsteht ein fast perfektes Bild.
Topluluk, disko tarzında performanslar sergilemekteydi.Kurzzeitig wurden Teile als Disco genutzt.
Marge, annesi Jacqueline ile kız kardeşleri Patty ve Selma ile iyi bir ilişki sergilemektedir.Mit ihrer Mutter Jacqueline und ihren Schwestern Patty und Selma hat sie eine gute Beziehung.
Adı Gaga olan birinden harika bir tavır sergilemesini mi istiyorsunuz?Voulez-vous un comportement adéquat d’une personne qui se nomme Gaga ?
Grup şimdiye dek hiç canlı performans sergilemedi.Le groupe n'a jamais joué en live.
Kasaba Türkmen nüfusa sahip olmasına rağmen kozmopolit bir yapı da sergilemektedir.Si le tourisme contribue à vitaliser l'économie de la ville, Pons est également une cité commerçante.
Bu iki eseri de Paris Salonu sergilemeyi reddetti.Avec ces deux séries, il s'oppose alors à l'esthétique actuelle de Paris.
Öncü Göçmen (Pioneer) Müzesi :Bu müze şehrin tarihinde gelişmeleri ve eski objeleri sergilemektedir.Pioneer Museum : musée qui retrace l'histoire de la ville au travers de différents et vieux objets.
Madonna şarkıyı bir dansçı ile sergilemektedir.La voix de Madonna sonne comme un répondeur.
Bu tarihten sonra 10 sene daha eserlerini orada sergilemeye devam etti.Pendant ce temps, Onze enquête sur son passé.
Son derece başarılı bir işçilik sergilemektedir.Un esprit de labeur fructueux.
Dişiliklerini asla göz önünde sergilemezler.Contrairement à ce que l'on croit, ils ne se servent jamais de leurs dents.
Bir ekran ileti oluşturma, yazılım geliştiricilerin çalışmalarını sergilemelerine yardımcı olur.Un éditeur de script facilite l'écriture des programmes.
Adı Gaga olan birinden harika bir tavır sergilemesini mi istiyorsunuz?¿Quieren un comportamiento excelente de parte de una persona llamada Gaga?
Bu asimilasyon sonucu yerliler kendi öz kimliklerini hor gören tutum sergilemeye başlamışlardır.Se plantea la cuestión del silencio que nos han dejado los propios nativos sobre ellos mismos.
Bu haliyle mükemmel bir manzara sergilemektedir.Esto permite una imagen perfecta.
Müzede Sanatçı Egon Schiele'in çalışmalarının birçoğu sergilemektedir.Una lectura desde la obra de Egon Schiele.
Fazla saldırgan tavırlar sergilemezler; ama kendilerini savunmayı iyi bilirler.Agradecemos las buenas intenciones, pero somos autosuficientes.
Bir ekran ileti oluşturma, yazılım geliştiricilerin çalışmalarını sergilemelerine yardımcı olur.Crear un screencast ayuda a los desarrolladores de software a mostrar su trabajo.
Tiyatro Pera, çocuk oyunları da sergilemekte ve eğitim çalışmaları yapmaktadır.Amplio espacio, para que los niños desarrollen posibilidades de juegos y aprendizaje.
Bazı aktivistler sabotaj yaparken militan tavırlar sergilemektedirler.En otros sitios, los comunistas organizaron actividades de sabotaje.
Bu tarihten sonra 10 sene daha eserlerini orada sergilemeye devam etti.Esperaban que la obra pudiera ser, así, completada en otros diez años.
Peki, size en iyi şovumu sergilemek istiyorum, bitirirsem beni anlarsınız öyle değil mi?" dedi."Vorrei informarLa"); Želim da vas informišem/obavestim (serbo; lett. "vorrei che La informo").