O hâlâ serbest.He is still on the loose.
Tom bir serbest gazeteci.Tom is a freelance journalist.
Masum bir adamı hapishaneye göndermek bir suçluyu serbest bırakmaktan daha kötüdür.It's worse to send an innocent man to prison than to let a criminal go free.
Lütfen yakalanan kuşları serbest bırakın.Please free the captured birds.
Tom avluda köpeği serbest bıraktırdı.Tom let the dog loose in the yard.
Ne yazık ki Tom'u serbest bırakmak zorunda kalacaksın.I'm afraid you're going to have to release Tom.
Tom 30. yaş gününde serbest düşüş yapmak istedi.Tom wanted to skydive on his 30th birthday.
Sihirli lamba kırılıp açıldı ve cin serbest kaldı.The magic lamp broke open and the genie was released.
Onları serbest bırak.Set them free.
Onu serbest bırak.Set him free.
Onları serbest bıraktık.We've released them.
Onu serbest bıraktılar.They've released him.
Onları serbest bıraktılar.We released them.
Tom ve Mary kızlarının serbest bırakılması için bir fidye ödemeyi kabul etti.Tom and Mary agreed to pay a ransom to have their daughter released.
Çete 100.000 dolar fidye için Tom'u serbest bırakmayı kabul etti.The gang agreed to release Tom for a ransom of $100,000.
O, dün gözaltından serbest bırakıldı.He was released from custody yesterday.
Dün tüm suçlamalardan aklandı ve serbest bırakıldı.He was cleared of all charges and released yesterday.
Dan 2006 yılında serbest bırakıldı.Dan was released in 2006.
Dan, Matt ve Linda'yı kefaletle serbest bıraktırdı.Dan bailed Matt and Linda out.
Dan iki günlük tutsaklıktan sonra nihayet rehinesini serbest bıraktı.Dan finally released his hostage after two days of captivity.
Tom daha sonra serbest bırakıldı.Tom was later freed.
Tom yakalandı ama serbest bırakıldı.Tom was captured, but he's been released.
Tom serbest çalışan bir tesisatçıdır.Tom is a self-employed plumber.
Rehinelerden üçü serbest bırakıldı.Three of the hostages have been released.
Üç rehine serbest bırakıldı.Three hostages have been released.
Tom hemen serbest bırakıldı.Tom was released immediately.
O serbest kalabildi.She was able to break free.
Polis herhangi bir ek ayrıntıyı serbest bırakmadı.Police didn't release any additional details.
Tom 2003 yılında cezaevinden serbest bırakıldı.Tom was released from prison in 2003.
Hayal kurmak serbest.Dreaming is free.
Mahkum serbesttir.Prisoner is discharged.
Kartal yavrusu kabuğundan serbest kaldı.The eaglet broke free of its shell.
Latince sözcük sırası serbest ama keyfi değil.Latin word order is free, but not arbitrary.
Tom hapishaneden serbest bırakıldı.Tom has been released from jail.
Tom serbest meslek sahibi değil.Tom isn't self-employed.
Ben serbest meslek sahibiyim.I'm self-employed.
Tom şu anda kefaletle serbest.Tom is currently free on bail.
Onu serbest bırakın!Release him!
Tom serbest çalışan bir fotoğrafçı.Tom is a freelance photographer.
Tom iyi hal nedeniyle serbest bırakıldı.Tom was released for good behavior.
Tom daha sonra zarar görmeden serbest bırakıldı.Tom was later released unharmed.
Tom tahvil karşılığında serbest bırakıldı.Tom has been released on bond.
Tom kefaletle serbest bırakıldı.Tom has been released on bail.
Tom pazartesi günü serbest bırakılacak.Tom will be released Monday.
Serbest sürüş sona erdi.The free ride is over.
Serbest seçimlerle ilgili sıkıntı, nasıl sonuçlanacaklarını asla bilmezsiniz.The trouble with free elections is that you never know how they are going to turn out.
Rehineler yarın serbest bırakılmış olacak.The hostages will be released tomorrow.
Rehineler yarın serbest bırakılacak.The hostages will be released tomorrow.
Mantarı serbest bıraktı.He released the cork.
Fadıl serbest bırakılma koşullarını ihlal etti.Fadil violated the terms of his release.
Fadıl kefaletle serbest bırakıldı.Fadil was released on bail.
Tom, parasını istediği gibi harcamakta serbesttir.Tom is free to spend his money any way he wants to.
Fadıl 1990 yılında serbest bırakıldı.Fadil was released in 1990.
Fadıl gelecek yıl serbest bırakılacak.Fadil will be released next year.
Fadıl şartlı tahliye ile erkenden serbest kaldı.Fadil got early release on parole.
Serbest piyasanın karar vermesi gerekir.The free market should decide.
Tom ekim ayında hapishaneden serbest bırakıldı.Tom was released from prison in October.
Serbest zamanımda bloğuma yazıyorum.In my free time, I write on my blog.
Sen serbest bırakılacaksın.You will be released.
Ben serbest bırakıldım.I've been released.