Saat yedide seni arayacağım.I'll call you at seven.
Altı civarında seni alacağım.I will pick you up around six.
Yaklaşık beşte seni arayacağım.I'll call you around five o'clock.
Seni son gördüğümden beri iki yıl geçti.Two years have passed since I last met you.
Seni yirmi dakika içerisinde geri arayabilir miyim?Can I call you back in twenty minutes?
Birkaç dakika içinde seninle olacağım.I'll be with you in a few minutes.
Senin birkaç saat kanaman olacak.You'll have bleeding for a few hours.
Bir haftadan fazla bir süredir seni bekliyorum.I've been waiting for you for over a week.
Bir saat içinde seni tekrar arayacağım.I'll call you up again in an hour.
Bir saat içinde seni arayacağım.I will call you in an hour.
On dakika önce biri seni ziyaret etti.Someone called on you ten minutes ago.
"Bunlar nedir?" "Onlar senin resimlerin.""What are these?" "They are your pictures."
"Bunlar senin arabaların mı?" "Evet, öyle.""Are these your cars?" "Yes, they are."
"Onlar senin kitapların mı?" "Hayır, benim değil.""Are those your books?" "No, they aren't."
"Ben senin işinden hoşlandığına inanıyorum"."Tam tersine, ondan nefret ediyorum."I believe you like your job" "On the contrary, I hate it".
Bu seni hiç ilgilendirmez.This does not concern you at all.
Seni seviyorum, kalbim.I love you, sweetheart.
Ve, ben senin koçunum.And, I'm your coach.
O, senin sinirine dokunmuyor mu?Doesn't he just get on your nerves?
Ay adına, seni cezalandıracağız.In the name of the moon, we'll punish you!
Seninle gitmeme izin ver.Let me go with you.
Seninle gideyim.Let me go with you.
Senin, derslerine hazırlaman gerekir.You should prepare your lessons.
Onlar senin işinden memnunlar.They are pleased with your work.
Üç saattir seni bekliyorum.I've been waiting for you for three hours!
Seni yeterince methedemiyorum.I cannot praise you enough.
Seni azarlarsam, ilerlemeni istediğim içindir.If I scold you, it is that I want you to improve.
Senin için bir sürprizim var.I have a surprise for you.
Seni ebediyen seveceğim.I'll love you forever.
Seni mutlu edeceğim.I'll make you happy.
Ben seni azarlamıyordum.I was not scolding you.
O seni öldürmek ya da yaşamana izin vermek bana kalmış!It's up to me whether I kill you or let you live!
Ben seni bekleyemem.I can't wait for you.
Senin için bir işim var.I have a job for you.
Kardeşim de seninle aynı işi yapıyor.My brother is in the same line of business as you are.
Polislerin seni görmezden geleceğine inanıyorum.I believe the police will ignore you.
Sana bir uyarıda bulunmak için seninle görüşmek zorunda kaldım.I had to see you to give you a warning.
Polisler senin peşinde.The police are after you.
Polis seni yirmi yıl boyunca parmaklıkların arkasına koyacak.The police will put you behind bars for twenty years.
Hareketli egzersiz seni terletir.Vigorous exercise makes you sweat.
Seninle evlenmek istiyorum.I want to marry you.
Senin sağlığın daha önemli.Your health is more important.
Sınav sonuçlarını aldığımda seni ararım.I'll call you when I get the results of the examination.
Seninle hayal kırıklığına uğradım.I'm disappointed with you.
Emekli olur olmaz insanlar seni nadiren görmeye gelirler.People rarely come to see you once you are retired.
Seni evinden beşte alacağım.I'll pick you up at your home at five.
Seni bu öğleden sonra ne zaman arayayım?When shall I call on you this afternoon?
Seninle istasyonda sabah 10'da buluşacağım.I will meet you at the station at 10 a.m.
Seni daha sonra tekrar arayayım,tamam mı?Let me call you back later, OK?
Seni görmeye daha sonra geleceğim.I'll come and see you later.
Seni tekrar aramak zorunda kalacağım.I'm gonna have to call you back.
Seni daha sonra arayayım mı?Shall I call you up later?
Senin ailenin Hokkaido'ya seyahat edeceği doğru mu? Seni kıskanıyorum.Is it true that your family will travel in Hokkaido? I envy you.
Gitmeye devam et. Senin solunda bir banka göreceksin.Keep on going. You'll see a bank on your left.
Gitmek ya da kalmak senin kararın.It's your decision whether you go or stay.
Bay Takahashi seninle gitmeyi kabul etti.Mr. Takahashi agreed to go with you.
Şu an seninle konuşmak için çok meşgulüm.I'm too busy to talk to you now.
Şimdi seninle konuşmak için biraz zamana ihtiyacım var.I need a little time to talk to you now.
Seninle şimdi konuşabilir miyim?May I talk to you now?
Senin şu anki sorunun her zaman aklımda.Your present trouble is on my mind all the time.