Tom'un neden bu kadar sempatik olduğunu merak ediyorum.I wonder why Tom is so sympathetic.
Tom sempatik gibi görünüyor.It seems like Tom is sympathetic.
Tom bana Mary'nin sempatik olacağını düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary would be sympathetic.
Tom bana Mary'nin sempatik olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was sympathetic.
Umarım sempatiksin.I hope you're sympathetic.
Tom çok sempatikti.Tom was very sympathetic.
Tom sempatik değildi.Tom wasn't sympathetic.
Mary Tom'un sempatik olacağını düşündüğünü söyledi.Mary said she thought Tom would be sympathetic.
Tom, Mary'nin sempatik olacağını düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary would be sympathetic.
Tom sempatik olduğumu biliyordu.Tom knew that I was sympathetic.
Tom çok sempatik değil.Tom isn't very outgoing.
Tom, Mary'nin sempatik olmadığını söyledi.Tom said that Mary wasn't sympathetic.
Tom, Mary'nin sempatik olduğunu söyledi.Tom said that Mary was sympathetic.
O sempatik olmalı.He needs to be sympathetic.
Tom sempatik değildi ama Mary öyle idi.Tom wasn't sympathetic, but Mary was.
Tom sempatikti ama Mary değildi.Tom was sympathetic, but Mary wasn't.
Tom'un sempatik olduğunu düşünmüyorum.I don't think Tom was sympathetic.
Tom ve Mary'nin sempatik olduğundan şüpheleniyorum.I suspect Tom and Mary are sympathetic.
Bu arada daha az sempatik bir Taelon olan Zo'or'la tanıştırıldı.A less sympathetic Taelon named Zo'or is introduced.
İkinci grup sempatik sinir hücreleri tarafından uyarılan beyaz adipositlerden türemiştir.The second develops from white adipocytes that are stimulated by the sympathetic nervous system.
Aksanlı bir Türkçe ile söylediği şarkıları müzikseverlere çok sempatik geliyordu.Saying those things to a stoned musician is ridiculous.
Sempatik ve komik bir öğretmendir.He was a colorful and memorable teacher.
Ben farklı görebilirsiniz, "diye neredeyse sempatik yanıtladı.I can see it's different," she answered almost sympathetically.
Çok sempatik bir karakter olması gerekiyordu.He needed to be a very sympathetic character.
Jeeves sempatik işbirliği belirtilmelidir gibi göründü bana.The sympathetic co-operation of Jeeves seemed to me to be indicated.
Hatta bazı insanlar oksitosin, solumamızı önerir, daha sevecen ve sempatik hale gelmemiz içinSome people have even suggested we should snort oxytocin to become more compassionate and caring.
Efferent sempatik sinir sistemi diyagramı.Diagram of efferent sympathetic nervous system.
Sağ sempatik kordun alt yarısı.Lower half of right sympathetic cord.
Der Spiegel bu filmleri "en sempatik ve anarşik sömürü alt türü" olarak nitelendirdi.Der Spiegel labeled these films the "most sympathetic and anarchical subgenre of exploitation film".
Lomber splanknik sinirler, alt mezenterik gangliyon yoluyla sempatik innervasyon sağlar.Lumbar splanchnic nerves provide sympathetic innervation via the inferior mesenteric ganglion.
"Ama en azından benim ilk sempatik rolümdü." [1]"But it was my first sympathetic part, at least."[3]
Vitsin'in oynadığı mütevazı ve sempatik karakterler, izleyicilerin nazik duygularını uyandırdı.Modest and sympathetic characters played by Vitsin evoked kindly feelings of viewers.
Beethoven sempatikti ve sonuç olarak Schindler'in yakın arkadaşı oldu.Beethoven was sympathetic and, as a result, became a close friend of Schindler.
Ancak Tayag, ayının film tarafından sempatik bir ışık altında sunulduğunu da kaydetti. [2]However, she noted that the bear was also presented in a sympathetic light by the film.[21]
Sempatik aktivasyonun kadınlarda fizyolojik ve öznel cinsel uyarılma üzerindeki etkileri.The effects of sympathetic activation on physiological and subjective sexual arousal in women.
Tom sempatik bir adam.Tom ist ein sympathischer Mann.
Sempatik ve komik bir öğretmendir.Dieser war ein nüchterner und strenger Lehrer.
Tom sempatik bir adam.Tom est un homme sympathique.
Neredeyse tüm komşularım sempatiktir.Mes voisins sont presque tous sympathiques.
Tom, Mary'nin sempatik olmadığını söyledi.Tom a dit que Mary n'était pas sympathique.
Sempatik insanlarla tanıştım.He conocido gente simpática.
Tom sempatik bir adam.Tom es un hombre simpático.
Mary sempatik bir kızdı.Mary era una chica simpática.
Tom sempatik bir adam.Tom è un uomo simpatico.
Sempatik ve komik bir öğretmendir.Он был невероятно остроумным и увлечённым преподавателем.
Tom, Mary'nin sempatik olmadığını söyledi.قال توم أن ماري ليست ودودةً.
Bu damarlar sempatik fiberleri taşır.Estes ramos vasculares levam fibras simpática.
Sempatik ve komik bir öğretmendir.Ele é um intelectual acadêmico e sensato.
Kendisi adanın sempatik insanlarından biridir.Є одним з автохтонних народів регіону.
Sempatik ve komik bir öğretmendir.Вона була суворим і вимогливим учителем.
Ama Bart'ın prodüksiyonunda, kendisi de bir yahudiydi, bu konuya daha sempatik yaklaşıldı.Pahasta juutalaisesta Fagin-hahmosta Bart, itsekin juutalainen, teki romaania sympaattisemman ja koomisemman.
Her ne kadar ölümden sorumlu olsa da oldukça cana yakın ve sempatiktir.Ankarasta olemuksestaan huolimatta, hän on todella kiltti ja välittävä.
Kız ve ailesi çok sempatik.Το κορίτσι κι η οικογένεια της είναι πολύ συμπαθητικοί.
Aksine kişilere ve topluma yönelttiği eleştiriler sempatik ve komiktir.Tekstene er i hovedsak samfunnskritiske og humoristiske.
USA Today muhabirine göre filmdeki sempatik gerçekler filmin gerçek olduğu izlenimini vermedi.Seorang reporter USA Today meliput bahwa film tersebut diduga berlandaskan fakta secara simpatik.
Sempatik ve komik bir öğretmendir.若く、ノリのいい先生である。
Kızılderililer sevecen ve sempatik, Amerikan askerleri ise olumsuz gösterilmişlerdir.進軍ルート沿いの地元のインディアン部族はこのアメリカ人兵士たちにとって友好的で役に立ち、情け深かった。
Kendisi adanın sempatik insanlarından biridir.種ヶ島のよき友人である。
Sempatik ve komik bir öğretmendir.원칙적이고 깐깐한 교사.
Sempatik ve komik bir öğretmendir.מורה מצחיקה, מוזרה ונחמדה.