Lütfen ne bir selam bir satır, dayanamam haydi git." sözlerinden oluşur.Du hüpfest ja vor Freuden; laß sehen, was es sei.
Bunların arası selam ile ayrılır.Ergreifendes Heil, Ergreifen des Heils.
Ağır ve vakarlı adımlarla Hüsrev Paşa’ya yaklaştı, selam verdi.Und so entsendet er den lästigen (und attraktiveren) Nebenbuhler kurzerhand auf Mission nach Breslau.
İlk romanı Selam Berlin (2003), 2004'te Deutscher Bücherpreis (Alman Kitap Ödülü)'i kazandı.Ihr erster Roman Selam Berlin (2003) erhielt 2004 den Deutschen Bücherpreis.
Askerlerini selamlar.Emdens Gruß an seine Soldaten.
Sonra vitir namazının bir rekatına niyet edilir ve sonunda selam verilir.Sie folgen dem Armutsgelübde und weihen sich dem Gebet und frommen Werken.
Eve girildiğinde ona selam vermek gerekir.Als er sich dann doch verabschiedet, will sie mitgenommen werden.
Onur yönünde bizi ilerleten bu bayrak için, Anavatanı selamlayın ve vazgeçmeden söyleyin!Um diese Fahne, die in Richtung der Ehre uns führt, Begrüßt das Vaterland und singt ohne Unterlass!
381 S. ISBN 3-257-06335-0 Türkçe: Selam Berlin, Nafer Ermiş tarafından çevrilmiştir; İnkılâp, İstanbul 2004.381 S. ISBN 3-257-06335-0 türk.: Selam Berlin, übersetzt von Nafer Ermiş; İnkılâp, Istanbul 2004.
Ayrıca Goethe 1827'de getirdiği selamlar için Sprickmann'a bir teşekkür mektubu yolladı.Noch 1827 bedankte Goethe sich schriftlich bei Sprickmann für überbrachte Grüße.
Ayrıca selam, bir iletişim ve ilişkinin başlangıcı sayılır.Außerdem reden sie über ihr Kennenlernen und den Anfang ihrer Beziehung.
Ave Cæsar, morituri te salutant Selamlar Sezar, ölecekler seni selamlıyor!Ave Caesar, morituri te salutant „Sei gegrüßt, Cäsar!
Size Selamlar, atalarımızın arazisi, Sem, onları güçlü yapan Huzurlu ve neşeli.Gruß an Dich, Land unserer Ahnen, Du, das sie stark machte, Friedlich und fröhlich.
Ave ! : Latince selamlaşma sözü.Die lateinische Heiligenvita.
Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün Allah bana selam ve emniyet vermiştir."Die Sure spricht vom Jüngsten Tag und von der Vergeltung Gottes.
Örneğin; Tatil kartpostalıyla selam göndermek gibi.Glückwünsche auf Postkarten.
Selam, tüm evrene selam!Gruß, Gruß ans gesamte Universum!
Ölmek üzere olanlar seni selamlarlar").Rette sich wer kann (Das Leben).
Selam üçlüsüydü.Die Dreieckssituation.
Selametler ile Kerametler sürekli rekabet halindedir.Und ewig grüßt das Murmeltier.
Selamsız, şehre çok uzak bir kasaba.Gastfreunde fernab der Stadt.
Selamlaşma, insanlar arasındaki iletişimin bir parçasıdır.Als solche ist sie Teil zwischenmenschlicher Kommunikation.
İmparatorluk selamlaması aldı.Der Graf grüßt sie.
Selam vermeye bile çekindiği insanlardı.Ich wollte nur sichergehen, daß du mich grüßen wolltest.
Aksine onları selamlayan Avusturyalıların arasında ilerlediler.Für den Schutzzoll setzten sich besonders stark die anwesenden Österreicher ein.
Kendisini bu suretle selamladılar.Er war damit Prodekan.
"Ölecek Gladyatörler sana selam veriyor.“Bsp.: Morituri te salutant. - Diejenigen, die sterben werden, grüßen dich.
Cadılar Macbeth'i Glamis'in lordu, Cavdor'un lordu ve bundan sonraki kral olarak selamlarlar.Die Hexen grüßen Macbeth als Thane von Cawdor und prophezeien ihm den Thron.
Her selamdan sonra biraz oturmak sünnettir.Nach jeder Niederlage Sekt.
Selam, 2013 yapımı dram filmi.Programmplan der Hofer Filmtage 2013.
Onu ilk selamlayan Eönwë'ydi.Er war der erste, der sie förderte.
Daha sonra başıyla kalabalığı selamlayıp içeri girdi.Gleichwohl trugen viele Bürger sie mit und begrüßten sie.
Herkesi yüksek sesle selamla.Salue tout le monde à haute voix.
Selam. Nasıl gidiyor?Salut. Comment vas-tu ?
Karına benden selam söyle.Salue ta femme de ma part.
Selam, hâlâ orada mısın?Salut, es-tu encore là ?
Kimseyi selamlamıyorum.Je ne salue personne.
Karına bir selam ver.Passe un bonjour à ta femme.
Eğer Popescu'ları görürseniz, lütfen onlara bizden selam söyleyin.Si vous voyez les Popescu, s'il vous plaît, dites bonjour pour nous.
Büyükbabayı selamla!Salue Grand-père !
Selam fıstık!Salut ma poule !
Allah'tan kork, zira Allah korkusu selamettir.Craignez Allah donc.
Nabi`nin "fakat alup verilür bir selam kalmıştır" dizesiyle başlar.Learning from the Life of Prophet Muhammad (SAW): Peace and Blessing of God Be upon Him.
Bunların arası selam ile ayrılır.Ils se saluent, et prennent des chemins divergents.
Birbirimizi bir kere daha selamladık."Les deux saluent alors le jury, puis se saluent mutuellement.
Selam Olsun (Edip Akbayram albümü) Selam Olsun (İbrahim Tatlıses albümü)La foule le salue (effet de montage).
Ave Cæsar, morituri te salutant Selamlar Sezar, ölecekler seni selamlıyor!Voir Ave Cæsar, morituri te salutant.
Üniformalı personel, marşı çaldığında askeri selam vermelidir.Les militaires en uniforme doivent faire un salut lorsque l'hymne est joué.
Bu selamın kullanımı şu anda Almanya, Slovakya ve Avusturya'da ceza gerektiren bir suçtur.Aujourd'hui, l'usage de ce salut est puni par la loi en Allemagne et en Autriche.
Eve girildiğinde ona selam vermek gerekir.Lorsqu'il rentre à la maison pour lui dire au revoir, elle ne lui adresse pas la parole.
Girişte selam verir.Il passe ensuite aux Saluces.
Selam vererek girer, vedalaşa- rak çıkardı.Bu gelenek halen devam etmektedir.Après avoir remercié le chiffonnier et lui avoir dit au revoir, la jeune fille continue.
Erkeklerin girip çıkabildikleri bölüme selamlık, ailedeki kadınların yaşadığı bölüme de harem/haremlik denir.Les adorateurs de la divinité se travestissent, les hommes s'habillent en femme et les femmes en homme.
Selam Dengesiz on şarkı ve altı remiks şarkıya sahip bir albümdür.Un album avec 10 chansons électro et un album avec 8 chansons piano voix.
Cornicen'lerin işi subaylara sinyal selamı ve lejyona ses komutları vermekti.Dohäsan fait partie de ceux qui saluent le colonel et son expédition.
Size selam olsun.Je vous salue.
Selam üçlüsüydü.L'amour à trois.
Mahirlerden Özenç'e Selam olsun DEV-GENÇ'e!Crédits du single Bye Bye Baby.
Kendisine yaklaşan iki figürden kadın olanı, elini kaldırarak tanrıyı selamlamaktadır.Deux palmes, qui se penchent l’une vers l’autre, symbolisent la rencontre entre les deux femmes.
Napolyon imparator ilan edildiği zaman, Josephine de kocasını önünde diz çöküp onu selamlamak istemişti.Quand l’empereur Alexandre l’apercevait, il descendait de sa voiture pour la saluer.