Her ülke hak ettiği şekilde yönetilir.Every country has the government it deserves.
Kapıyı sinirli bir şekilde kapattı.He angrily closed the door.
Ben bu şarkıyı dinlediğimde tuhaf bir şekilde ağırlık basar.I get weirdly sleepy when I listen to this song.
Giriş sınavını başarılı şekilde geçtiğini öğrendim. Tebrikler!I found out that you had successfully passed the entrance exam. Congrats!
Söyleyeceklerimi düzgün bir şekilde dinle.Properly listen to what I'm going to say.
Eğer köpeğini uygun şekilde beslersen, onun ömrünü uzatabilirsin.If you feed your dog properly, you can increase his lifespan.
Benimle bu şekilde konuşmana izin vermeyeceğim.I won't let you speak to me that way.
Para bu şekilde önemli.Money is important in this way.
Tom patronuyla o şekilde konuşarak işini kaybetmeyi göze alıyordu.Tom was risking losing his job by talking to his boss that way.
Patrona o şekilde karşı çıkman bayağı büyük cesaretti.It was pretty ballsy of you to stand up to the boss like that.
Girişim, köylüler için yaşam kalitesini ölçülebilir şekilde artırdı.The initiative measurably improved quality of life for the villagers.
Hızlı bir şekilde iyileştin.You recovered quickly.
İmzalamadan önce sözleşmeyi iyi şekilde gözden geçir.Look over the contract well, before you sign it.
Bunu eBay'da satmayı ciddi şekilde düşünüyor musun?Are you seriously thinking about selling this on eBay?
Kendi işine başlamayı ciddi şekilde düşünüyor musun?Are you seriously thinking about starting your own business?
Onu yapmamam gerektiğini biliyordum fakat bir şekilde onu yaptım.I knew I shouldn't have done it, but I did it anyways.
Seninle karşılaşmadan önce asla bu şekilde hissetmedim.I never felt this way before I met you.
Senin hakkında bu şekilde düşüneceğimi asla hayal bile etmedim.I never imagined I'd feel this way about you.
Bu durumdan azami şekilde yararlanmalıyız.We have to make the most of this situation.
Nasıl bir insan ev hayvanlarına bu şekilde davranırdı?What kind of person would treat their pet that way?
Ben kendimi kötü bir şekilde ifade etmiş olmalıyım.I must have expressed myself badly.
Başkan, beklenmedik bir şekilde öldü.The President died unexpectedly.
Bir şekilde bugün bütün gün uyudum.Somehow I slept all day today.
Fırsatlarımızı en iyi şekilde değerlendir.Make the best of your opportunities.
Tom onu yapmamızı önerdiğin şekilde onu yapmanın bir avantajı olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think there is any advantage of doing it the way you suggest we do it.
Tom çalışanlarına düzgün bir şekilde nasıl davranacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to treat his employees properly.
Tom şeylerin bu şekilde ortaya nasıl çıktığını bilmiyor.Tom doesn't know how things turned out this way.
Tom'un işi uygun şekilde yapmak için zamanı yoktu.Tom didn't have time to do the job properly.
Tom işi elinden gelen en iyi şekilde yaptı.Tom did the job to the best of his ability.
Tom onu dikkatli bir şekilde yaptı.Tom did it carefully.
Tom sözleşmeyi dikkatli bir şekilde baştan sona okudu.Tom carefully read over the contract.
Tom isimsiz bir şekilde sevdiği hayır kurumuna bir milyon dolar yardımda bulundu.Tom anonymously donated a million dollars to his favorite charity.
Tom'un evde o şekilde hareket etmesi çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom acts that way at home.
Tom'un yapmasını önerdiğin şekilde davranacağından şüpheliyim.I doubt that Tom would behave in the way you suggested he did.
Tom'un güzel şekilde Fransızcayı nasıl konuşacağına eğilimli olduğundan şüphe ediyorum.I doubt that Tom will ever learn how to speak French properly.
Tom bunu Mary'nin ona yapmasını söylediği şekilde yapmalıydı.Tom should have done it the way Mary told him to do it.
Tom Mary'nin konuştuğu kadar akıcı şekilde Fransızca konuşamıyor.Tom doesn't speak French as fluently as Mary does.
Tom Mary'nin ödevini o kadar hızlı bir şekilde bitirmesini beklemiyordu.Tom didn't expect Mary to finish her homework so quickly.
Tom tavuğu Mary'nin hoşlandığı şekilde pişirmektedir.Tom cooks chicken just the way Mary likes it.
Herkes aynı şekilde düşünüyor.Everyone thinks the same way.
Tom o şarkıcıyı mükemmel şekilde taklit edebilir.Tom can imitate that singer perfectly.
Benim çok param yok ama bir şekilde geçiniyorum.I don't have a lot of money, but I get along somehow.
O cesur bir şekilde uçaktan atladı.Intrepidly, he jumped out of the plane.
Karanlıkta bir şekil gördüm.I saw a shape in the dark.
Birçok insan bu konuda benim hissettiğim gibi aynı şekilde hissediyor.A lot of people feel the same way about this as I do.
Tom Mary'nin güvenli şekilde eve vardığını duyduğunda rahatladı.Tom was relieved to hear that Mary had arrived home safely.
Tom durumu daha farklı şekilde ele almalıydı.Tom should have handled the situation differently.
Tom işleri farklı şekilde yapmalıydı.Tom should have done things differently.
Tom elinden geldiğince hızlı bir şekilde bisikletini sürdü.Tom pedaled his bicycle as fast as he could.
Tom mükemmel bir şekilde kendine bakabilir.Tom is perfectly capable of taking care of himself.
Tom tam olarak Mary gibi aynı şekilde hissediyor.Tom feels exactly the same way as Mary does.
Tom onu Mary'ye çok dikkatli bir şekilde açıkladı.Tom explained it to Mary very carefully.
Tom güvenli bir şekilde araba sürer.Tom drives safely.
Tom Mary'nin çok akıcı şekilde Fransızca konuştuğunu bilmiyordu.Tom didn't know Mary spoke French so fluently.
Tom onu öyle kaba şekilde söylemek zorunda değildi.Tom didn't have to say it so rudely.
Tom kolay şekilde bizi bekleyebilirdi.Tom could have very easily waited for us.
Tom çok kolay bir şekilde bizi bekleyebilirdi.Tom could have very easily waited for us.
Tom sorunla daha iyi bir şekilde ilgilenebilirdi.Tom could have dealt with the problem in a better way.
Tom sakin bir şekilde durumla başedebildi.Tom coped with the situation calmly.
Tom tamamen iyi bir şekilde anlayabiliyor.Tom can understand perfectly well.