O, çok iyi şekilde gitar çalar.He plays the guitar very well.
O, sınıfındaki herhangi bir öğrenci kadar akıcı şekilde İngilizce konuşmaktadır.He speaks English as fluently as any student in his class.
Oldukça kolay şekilde kontrolden çıkar.He loses his temper quite easily.
O, fırsatı en iyi şekilde değerlendirdi.He made the best of the opportunity.
O, parayı en iyi şekilde değerlendirdi.He made good use of the money.
Hızlı bir şekilde çalışarak işi bitirdi.He has worked out a quicker way to get the job finished.
O, şiiri monoton bir şekilde okudu.He read the poem in a monotone.
O, kazayı polise detaylı bir şekilde anlattı.He described the accident in detail to the police.
Detayları doğru bir şekilde rapor etti.He reported the details with accuracy.
Hikayeden derin şekilde etkilendi.He was deeply moved by the story.
O, çok iyi şekilde keman çalar.He plays the violin very well.
Kolları bağlı şekilde sadece izledi.He just looked on with his arms folded.
O, başka bir şekilde eve gitmiş olabilir.He may have gone home by another way.
Elinden geldiğince hızlı bir şekilde bana doğru koştu.He ran toward me as fast as he could.
Bütün kapıların güvenli bir şekilde kapatılıp kapatılmadığını kontrol etti.He checked that all the doors were safely shut.
O bir şekilde nehri yüzerek geçebildi.He was somehow able to swim across the river.
O kendini kötü bir şekilde yaktı.He burned himself badly.
O kötü bir şekilde yaralandı.He was badly wounded.
Gittikçe ikna edici bir şekilde konuştu.He spoke on more and more eloquently.
O, Rusçayı mükemmel şekilde konuşur.He speaks Russian perfectly.
O küçük gelirini en iyi şekilde değerlendirdi.He made the best of his small income.
O, İngilizceyi bir Amerikalı kadar akıcı bir şekilde konuşur.He speaks English as fluently as if he were an American.
Boş zamanını en iyi şekilde değerlendirdi.He made the most of his free time.
O, ciddi şekilde kalabalığa hitap etti.He addressed the crowd gravely.
O hiçbir şekilde mutlu değildi.He was by no means happy.
O, hiçbir şekilde kibar değil.He is by no means kind.
O hiçbir şekilde karakter sahibi değil.In no way is he a man of character.
O, hiçbir şekilde zeki değil.He is by no means bright.
O hiçbir şekilde aptal değil.He is by no means stupid.
O hiçbir şekilde yenilgiyi kabul etmeyecektir.He will on no account accept defeat.
Bir trafik kazasında ciddi şekilde yaralandı.He was seriously injured in a traffic accident.
o uyurken gürültülü bir şekilde horluyorduHe was snoring loudly while he slept.
Onun yirminci yüzyılda en büyük piyanist olduğu güvenli bir şekilde söylenebilir.It may safely be said that he is the greatest pianist in the twentieth century.
O, onu ona söylediğim şekilde yaptı.He did it the way I told him to.
Talebimizi kesin bir şekilde reddetti.He rejected our demand flatly.
O, araba kazasında ciddi şekilde yaralandı.He was seriously injured in the car accident.
O krallığı adil şekilde yönetti.He ruled his kingdom fairly.
İş teklifini çok kibar şekilde reddetti.He declined the job-offer very politely.
O, bir şekilde zor işitiyor, bu yüzden lütfen yüksek sesle konuşun.He's somewhat hard of hearing, so please speak louder.
O patronuyla kötü bir şekilde geçinir.He gets along badly with his boss.
Bacak bacak üstüne atmış şekilde orada oturdu.He sat there with his legs crossed.
Torunları tarafından çevrilmiş şekilde oturdu.He sat surrounded by his grandchildren.
O, acı verecek şekilde zayıftı.He was painfully thin.
Adil şekilde cezalandırıldı.He was rightly punished.
O çok kolay bir şekilde üşütür.He catches cold very easily.
O, öykülerini çok sıra dışı bir şekilde anlattı.He told his stories in a very unusual way.
Haksız şekilde muamele edilmekten şikâyet etti.He complained that he was unfairly treated.
O, işi babasının yaptığı gibi aynı şekilde yaptı.He did business in the same manner as his father did.
O, kızgın bir şekilde ona baktı.He looked at her angrily.
Neşeli şekilde ıslık çalarak caddede yürüdü.He walked down the street whistling cheerfully.
O bacakları sarkık bir şekilde bir sandalyeye oturdu.He sat on a chair with his legs dangling.
Kolları bağlı şekilde kanepede oturdu.He sat on the sofa with his arms folded.
Eğer ona adil bir şekilde davranırsan, o sana adil olacaktır.If you treat him fairly, he will be fair with you.
Korkutmamak için onunla nazik şekilde konuştum.I spoke to him kindly so as not to frighten him.
O, şık bir şekilde giyinmişti.She's smartly dressed.
Onun işi çocukların caddeyi güvenli bir şekilde karşıdan karşıya geçtiklerini görmekti.Her job was to see the children safely across the street.
Onun açıklaması hiçbir şekilde tatmin edici değil.Her explanation is by no means satisfactory.
O, bana anlamlı bir şekilde baktı.She gave me a meaningful look.
O çok iyi şekilde piyano çalar.She plays the piano very well.
O çok dikkatli bir şekilde yürüdü.She walked very carefully.