Evi avantajlı şekilde sattım.I sold the house to advantage.
Kendi baban hakkında o şekilde konuşmana izin veremem.I can't let you talk about your own father that way.
Sabah erken saatte güvenli şekilde buraya geldim.I arrived here safely early this morning.
Ben dün beklenmedik bir şekilde otobüste benim eski bir arkadaşla karşılaştım.I unexpectedly met an old friend of mine on the bus yesterday.
Hiçbir şekilde onu yapmayacağız.There's no way we're going to do that.
Onunla oldukça beklenmedik bir şekilde tanıştım.I met him quite unexpectedly.
Ben de kendimi bacağımdan kötü şekilde yaraladım.I badly injured myself in the leg, too.
Özel bir şekilde iyi hissediyorum.I feel good in a special way.
Görevimi yapabildiğim en iyi şekilde yerine getireceğim.I will do my duty to the best of my ability.
Ben onu onun bana yapmamı söylediği şekilde yaptım.I did it the way he told me to.
Ona, olabilecek en kibar şekilde davrandık.We treated him in the politest manner possible.
Birbirimize karşı ciddi şekilde konuştuk.We talked seriously to one another.
Birçok şekilde İngilizce çalışabiliriz.We can study English in many ways.
Gerçeği mümkün olduğunca açık şekilde açıkla.Explain the fact as clearly as possible.
Zamanınızı en iyi şekilde değerlendirmelisiniz.You must make the most of your time.
Sana nasıl davranılmasını istiyorsan başkalarına aynı şekilde davran.Do unto others as you would have others do unto you.
Onu istediğin şekilde yapabilirsin.You can do it however you like.
Yeteneğini göstermek için bu az bulunur fırsatı en iyi şekilde kullanmalısın.You should make the most of this rare opportunity to demonstrate your talent.
Onlar bir araba kazasında kötü bir şekilde yaralandı.They were badly injured in a car accident.
Gençken vaktinizi çoğunu en iyi şekilde değerlendirmelisiniz.You should make the most of your time while you are young.
Genç insanlar o şekilde davranmaya eğilimlidir.Young people are apt to behave that way.
Daha genç kuşak şeylere farklı şekilde bakar.The younger generation looks at things differently.
Her çalışanın kendi aracını mükemmel şekilde tutması gerekiyor.Every employee is supposed to keep his own vehicle in perfect condition.
Korkarım ki koliyi hatalı şekilde adresledim.I'm afraid I have addressed the parcel wrongly.
İnsan oğlu birçok şekilde iletişim kurar.Human beings communicate in many ways.
İnsan doyumsuz bir şekilde meraklıdır.Man is insatiably curious.
Bir şekilde matematikten geçme notu aldım.I somehow got a passing grade in mathematics.
Uygun şekilde kullanılırsa, belirli zehirler yararlı olacaktır.Properly used, certain poisons will prove beneficial.
Sevkiyat bize güvenli bir şekilde ulaştı.The shipment has reached us safely.
Denizaltı bir daha yükselmeyecek şekilde battı.The submarine sank, never to rise again.
Büyükbabam hayatının geriye kalan kısmını sakin bir şekilde yaşamak istiyor.My grandfather wants to live quietly for the rest of his life.
Çok çabuk bir şekilde ilave yapmamız mümkündür.It is possible for us to do addition very quickly.
Gücünü korumak için gerektiği şekilde yemelisin.You must eat properly to keep up your strength.
Üniversite hayatından en iyi şekilde yararlanın.Make the most of your college life.
Başka şekilde bakacağım.I will look the other way.
Herkes rahat bir şekilde yaşamak istiyor.Everybody wants to live in comfort.
Herkes Tom'dan her zaman iyi şekilde bahseder.Everyone always speaks well of Tom.
Herkes ondan iyi şekilde bahsetmektedir.Everyone speaks well of him.
Herkes ondan iyi şekilde bahseder.Everybody speaks well of her.
Doğum,bir şekilde,ölümün başlangıcıdır.Birth is, in a manner, the beginning of death.
Ben erkeklerin ve kadınların eşit olduğunu güçlü bir şekilde hissediyorum.I feel strongly that men and women are equal.
Tomoko mutlu şekilde kapıdan dışarı çıktı.Tomoko bounced happily out the door.
Kasaba su ikmali ağır yağışlar tarafından ciddi şekilde engellendi.The town water supply was seriously obstructed by heavy rainfalls.
Onu başka şekilde ifade edeyim.Let me rephrase it.
Sadako uykuya dalmadan önce hızlı bir şekilde kağıdı katlamayı denedi.Quickly Sadako tried to fold the paper before she fell asleep.
Ben havanın bu şekilde kalacağını umuyorum.I hope the weather stays this way.
Beklenmedik bir şekilde onun mektubunu aldım.I received his letter unexpectedly.
Japon milleti için akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak zordur.It is difficult for Japanese people to speak English fluently.
Japon halkının Noel'i Amerikalılar'ın yaptığı şekilde kutlamadıkları söylenilmektedir.It is said that Japanese people don't celebrate Christmas the way Americans do.
Kedilerin şekil değiştirebildikleri söylenilmektedir.It is said that cats can change shape.
Kedilerin şekil değiştirebildikleri söylenir.It is said that cats can change shape.
Keşke şu veya bu şekilde kararını verse.I wish he would make up his mind one way or other.
Onun açıklaması hiç bir şekilde tatminkâr değildir.His explanation is by no means satisfactory.
Onun arabası ciddi şekilde hasar gördü.His car was seriously damaged.
Onun açıklaması hiç bir şekilde tatminkâr değildi.His explanation was by no means satisfactory.
Onun oğulları uygun şekilde yetiştirilmiş değil.His sons are not properly brought up.
O, akıcı bir şekilde İngilizce konuşuyor.He speaks English fluently.
O, onu o şekilde yapmalıydı.He should have done it that way.
Suçunu çok açık bir şekilde itiraf etti.He confessed his crime frankly.
Başarılı bir şekilde yeni bir iş bulabildiler.He managed to find a new job successfully.