Bu şekil ham petrol ithalatının azaldığının bir göstergesidir.This figure is a mirror of the decrease in imports of crude oil.
Bu soru hiçbir şekilde kolay değildir.This question is by no means easy.
Bu iş hiçbir şekilde kolay değildir.This work is by no means easy.
Sorunu bu şekilde hallettim.I solved the problem in this way.
Lütfen onu bu şekilde yapın.Please do it this way.
Bu şekilde bir ağız kavgasına son vermeliyiz.We must put an end to this kind of quarrel.
Kapıyı uygun şekilde kapatamıyorum.I can't get the door to shut properly.
Defol buradan ve hızlı bir şekilde.Get out of here, and quickly.
Onu bu şekilde yaparsan, birkaç saat tasarruf edebilirsin.If you do it this way, you can save several hours.
Büyük ayıyı bu şekilde öldürdü.This is how he killed the big bear.
Sana hiçbir şekilde kızgın değilim.I'm by no means angry with you.
Kate kaba şekilde gitmesini isteyerek onun kalbini kırdı.Kate broke his heart by rudely demanding he go away.
Çok param yok ama bir şekilde geçinebilirim.I don't have much money, but I can get along somehow.
Büyükanne beklenmedik bir şekilde öldüğünde aile derinden sarsıldı.The family was shook up when the grandmother died unexpectedly.
Şaşırtıcı bir şekilde, soğuk günlerde bile yüzer.Surprisingly, he swims even on cold days.
Benim niyetim size herhangi bir şekilde zarar vermek değildir.It is not my intent to hurt you in any way.
Ne kadar çok denersen dene çok kolay bir şekilde başarılı olamayacaksın.No matter how hard you may try, you won't succeed so easily.
Bir İngiliz farklı bir şekilde hareket ederdi.An Englishman would act in a different way.
Bana asla bu şekilde davranmazdın.You never used to treat me like this.
Zamanını en iyi şekilde kullanmaya çalış.Try to make good use of your time.
Zamanını istediğin herhangi bir şekilde geçirebilirsin; sonuçta, senin zamanın.You can spend your time in any way you want; it's your time, after all.
Oradan bir şekil ortaya çıktı.A form appeared from over there.
Saat altıya kadar bir şekilde onu yaptırmalıyım.I must have it done somehow by six.
"Uzun bir günün ardından yorgun olmalısın." "Hayır, hiçbir şekilde.""You must be tired after a long day." "No, not in the least."
Başkalarıyla konuşurken, kollarınız çaprazlama bağlı şekilde onu yapıyorsunuz.When you talk to others, you're doing it with your arms crossed.
Sana, elimden gelen en hızlı şekilde yazacağım.I will write to you as soon as I can.
Keiko onun güvenli bir şekilde gelişini ona bildirdi.Keiko informed him of her safe arrival.
Yönetimin neden forvetin taleplerine bu kadar kolay bir şekilde girdiğini bilmiyorum.I don't know why the management submitted to the striker's demands so easily.
O, hiçbir şekilde tatmin olmadı.He's by no means satisfied.
Sonuçlar hiçbir şekilde tatmin edici değil.The results are by no means satisfactory.
Evlilik yaşam şekilleri çok değişiyor.Patterns of married life are changing a lot.
Akıllı bir adam bu şekilde hareket etmezdi.A wise man would not act in that way.
Modern köprüler şekil olarak benzer.Modern bridges are similar in shape.
Kendimi net şekilde ifade ediyor muyum?Am I making myself clear?
İfade özgürlüğü ciddi şekilde sınırlandı.Freedom of speech was tightly restricted.
Daha sonra, lisede, kimyayı vitamin haplarını aldığım şekilde alacaktım.Later, in high school, I would take chemistry the way I took vitamin pills.
Kayıp olan balıkçı teknesi güvenli bir şekilde limana döndü.The fishing boat that had been missing returned to its port safely.
Uluslar arası anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde çözümlenmeli.International disputes must be settled peacefully.
Bu gece ay parlak bir şekilde parlıyor.The moon is shining brightly tonight.
İş düzgün bir şekilde ilerledi.The work progressed smoothly.
İş istikrarlı bir şekilde ilerliyor.The work is progressing steadily.
Çocuklar kampa gittiğinde, ilkel bir şekilde yaşamanın tadını çıkarıyorlar.When the boys go camping, they enjoy living in a primitive way.
Belediye başkanının istifasıyla ilgili haberler hızlı bir şekilde dolaştı.The news of the mayor's resignation traveled fast.
Bu kitaplar kültürümüzü tanımlamış ve şekillendirmiştir.These books have defined and shaped our culture.
Fırsatı en iyi şekilde değerlendirdik.We made the most of the opportunity.
Küçük evimizi en iyi şekilde değerlendirmek zorunda kaldık.We had to make the best of our small house.
Benim neslimin insanlarının hepsi bu konuda aynı şekilde düşünüyor.People of my generation all think the same way about this.
Benim e-posta adresim aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.My e-mail address has been changed as follows.
Ağabeyim çok hızlı bir şekilde ev ödevini bitirdi.My elder brother finished his homework very quickly.
Onu sana söylediğim şekilde yap.Do it the way I told you to.
Amerika'ya getirildikten sonra babam İngilizceyi akıcı şekilde konuşuyor.Having been brought up in America, my father speaks English fluently.
Babam balık tutmayı sever; aynı şekilde ben de.My father likes fishing, and so do I.
Fena şekilde yardımınıza ihtiyacım var.I am badly in need of your help.
Yeteneğim dahilinde işi en iyi şekilde yaptım.I did the job to the best of my ability.
Soruyu doğru şekilde yanıtlayabildim.I was able to answer the question correctly.
Bu kadar kaba bir şekilde konuşulmaya alışkın değilim.I'm not used to being talked to in such a rude manner.
Herhangi bir şekilde bu sorunu çözemedim.I could not solve this problem by any means.
Harika bir şekilde canlandığımı hissediyorum.I am feeling wonderfully refreshed.
Naomi kadar akıcı bir şekilde İngilizce konuşamam.I can't speak English as fluently as Naomi.
Kötü şekilde üşüttüğüm için, her zamankinden daha önce yatmaya gittim.Because I had a bad cold, I went to bed earlier than usual.