Tom iyi bir çalışandır. O işleri hızlı ve verimli bir şekilde yaptırır.Tom is a good employee. He gets things done quickly and efficiently.
Bu şekilde de söylenebilir.It can also be said this way.
Sanat birçok şekil alır.Art takes many forms.
Tom hiçbir şekilde seçimi kazanacağından emin değil.Tom is by no means sure of winning the election.
İnsanların artık gerçekten bu şekilde söylediklerini sanmıyorum.I don't think people actually say it that way anymore.
Bu şekilde olması gerekmiyor.It's not supposed to be this way.
Onlar çeşitli şekillerde gelir.They come in various shapes.
Vampirler şekil değiştirebilir.Vampires change shape.
O başarılı bir şekilde bir gemi ile Pasifiği geçti.She successfully crossed the Pacific with a ship.
Ben kendi başıma başarılı şekilde tırnak yemekten vazgeçtim.I successfully gave up nail biting on my own.
Ben sana bir şekilde yardım edebilir miyim?Can I help you somehow?
Ben artık bu şekilde yaşayamam.I can't live this way anymore.
O mutlu şekilde güldü.She laughed happily.
Hastanede haplar almama rağmen onları düzgün şekilde kullanmadım.Although I received pills at the hospital, I never took them properly.
O şekilde olmak zorunda değil.It doesn't have to be that way.
Annem bugün eve en tuhaf şekilli balkabağını getirdi.My mom brought home the weirdest-shaped squash today.
Araba kazası sonucunda şoför ciddi şekilde yaralanırken yolcu da öldü.As a result of the car accident, the driver was severely injured, and the passanger died.
O şaşırtıcı bir şekilde güzeldi.She was stunningly beautiful.
Yaşlı adama hiç bir şekilde inanmadım.I didn't believe the old man at all.
Daha önce benimle o şekilde hiç konuşmamıştın!You had never talked to me like that before!
Oraya bir şekilde geleceğim.I'll get there somehow.
Onu bu şekilde tercih ediyor gibi görünüyordun.You seemed to prefer it this way.
Soruyu başka bir şekilde ifade etmek ister misin?Would you like to rephrase the question?
O çağlayanlar etkileyici bir şekilde büyüktür.Those rapids are impressively large.
Kolu bir ördeğin kafası gibi şekillendirilmiş.The handle is shaped like a duck's head.
Gözle görülür şekilde rahatsızdı.He was visibly bothered.
Bu iki şekilde çalışır.It works both ways.
Her zaman insanları o şekilde mi selamlarsın?Do you always greet people that way?
Uygun bir şekilde nasıl Fransızca konuşulduğunu bilmiyorum.I don't know how to speak French properly.
Aynı şekilde hissediyorum.I feel the same way.
Umarım Tom bu konuda seninle aynı şekilde hisseder.I hope Tom feels the same way you do about this.
Bu şekilde düşünen tek kişi ben değilim.I'm not the only one who feels this way.
Dün ciddi şekilde kendini yaralayabilirdin.You could've seriously hurt yourself yesterday.
O özel durumun çok iyi şekilde üstesinden geldin.You handled that particular situation very well.
O sorunu oldukça iyi şekilde ele aldın.You handled that problem quite well.
İnanılmaz şekilde safsın.You're incredibly naive.
Tom doğru şekilde yanıtladı.Tom answered correctly.
Tom kötü şekilde davrandı.Tom behaved badly.
Tom kendini kötü bir şekilde yaktı.Tom burned himself badly.
Tom sakin bir şekilde kendisine bir içki doldurdu.Tom calmly poured himself a drink.
Tom elinden geldiği kadar hızlı şekilde merdivene tırmandı.Tom climbed up the ladder as quickly as he could.
Tom kendisine adaletsiz şekilde davranılmasından şikâyet etti.Tom complained that he had been treated unfairly.
Tom onu ona söylediğim şekilde yaptı.Tom did it the way I told him to.
Tom testte kötü şekilde yaptı.Tom did poorly on the test.
Tom'un tıbbi bakıma çok ciddi şekilde ihtiyacı var.Tom is in desperate need of medical care.
Tom bunu ciddi şekilde düşünüyor.Tom is seriously considering that.
Tom tüfeğini Mary'ye doğrultulmuş şekilde tuttu.Tom kept his rifle aimed straight at Mary.
Tom eğildi ve Mary'yi dudaklarından tutkulu bir şekilde öptü.Tom leaned in and gave Mary a passionate kiss on the mouth.
Tom sinirli şekilde kapıya yaklaştı.Tom nervously approached the door.
Tom sinirli şekilde ayaklarını sürüdü.Tom nervously shuffled his feet.
Tom önerimizi ciddi şekilde düşündüğünü söylüyor.Tom says he's seriously considering our proposal.
Tom birden inanılmaz şekilde sinirlendi.Tom suddenly got incredibly nervous.
Tom kötü şekilde yaralanmıştı.Tom was badly wounded.
Tom Mary'yi gördüğüne hoş bir şekilde şaşırmıştı.Tom was pleasantly surprised to see Mary.
Öğrenciler uygunsuz bir şekilde davrandı.The students acted in an inappropriate manner.
Durumu kontrol edemiyorum. Hiçbir şey beklediğim şekilde olmuyor.I'm not in control of the situation. Nothing is happening the way I expected.
Ben akıcı şekilde Fransızca konuşmam.I don't speak French fluently.
Tom pencereden dışarıya hızlı bir şekilde baktı.Tom took a quick look out the window.
Benimle bu şekilde konuşma.Don't talk to me that way.
Bazı düzensizlikler mükemmel bir şekilde düzeltilebilr.Some disorders can be corrected perfectly.