Ana içeriğe geç
Sözlük

sefa ile cümle

sefa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Aşk, sürekli olarak gizem ve sefalettir.Love is mystery and misery indefinitely.
Tom bir sefa pezevengi.Tom is an hedonist.
Onlar sefalet içinde yaşıyorlar.They are living in misery.
O bir Sefarad Yahudisi.He's a Sephardic Jew.
Şansızlık ve sefalet seni tehdit etti.Misfortune and misery threaten you.
Tom ve Mary sefa sürüyorlardı.Tom and Mary were enjoying themselves.
Tom sefa sürüyor gibi görünen tek kişi.Tom is the only one who seems to be enjoying himself.
Tom gerçekten sefa süremiyor.Tom isn't really enjoying himself.
Sefa sürüyorum.I'm enjoying myself.
Ne mutluluk ne de sefalet sonsuza dek sürmez.Neither happiness nor misery last forever.
Biri cefasını çeker, diğeri sefasını sürer.One beats the bush, and another catches the bird.
Cefa çekilmeden sefa sürülmez.No sweet without some sweat.
Bu sefaletten kurtuluş düşünülemez.Salvation from this misery is inconceivable.
Kontrolsüz bir yaşam sefalete yol açar.An uncontrolled life leads to misery.
Ben iyice sefa sürdüm.I thoroughly enjoyed myself.
Acı çekme hayatın sefaletinden kaynaklanıyor.My suffering is due to life’s miseries.
2. konuda, bu sefaletler ulusal günahlar ve Tanrı'nın eylemleriyle bağdaştırılır.In Chapter 2 these miseries are described in connection with national sins and acts of God.
Onlar, kendi zevk-i sefalarının zirvesindeydiler.They have been superb in their charity.
Bu Musta'arabimlere, Sefarad göçmenler tarafından Murişkeler veya Moriskolar da denildi.These Musta'arabim were also called Murishkes or Moriscos by the Sephardi immigrants.
Ancak ibadet şekilleri Sefaradların ibadet şekillerine çok benzer.He only ordained those who were as chaste as he himself.
19. yüzyılda Curaçao, Jamaika, Panama ve Karayiplerden Sefarad tüccarlar katıldı.In the 19th century Sephardic merchants from Curaçao, Jamaica, Panama and the Caribbean followed.
Sefaleksin çocuklarda ve 65 yaşının üstündekilerde kullanılabilir.It can be used in children and those over 65 years of age.
Hikâyeleri, Bosnalı Sefaradlı Yahudilerin hayatını anlatıyor.His stories describe the life of the Bosnian Sephardic Jews.
Buradaki Musevi nüfusunun üçte ikisini kuzey Afrika'dan gelen Sefarad Musevileri oluşturur.At one point, two thirds of Europe's gold originated from sub-Saharan Africa.
1999 yılında Sefaköy Özmuratspor'a transfer oldu ve 2004'te Samsunspor'un altyapısına katıldı.He was transferred to Sefaköy Özmuratspor in 1999, and earned a transfer to Samsunspor in 2004.
Sefanya hakkında elde edilen tüm bilgiler bu metinden gelir.All information about the holes are from this source.
Sefarad sinagoglarında bimah, din adamlarının okuma masası olarak da kullanılır.In Sephardi synagogues it is also used as the prayer leader's reading desk.
Türkiye'de, çoğu Sefarad kökenli olan 26.000 Yahudi yaşamaktadır.At present, there are around 26,000 Jews in Turkey, the vast majority of whom are Sephardi.
Ayrıca bir tıp ders kitabı ve İsveç Sefaretnamesi yazmıştır.He has taught middle school and also Swedish for immigrants.
2012 yılında sefaleksin Amerika Birleşik Devletlerinde en çok reçete edilen 100 ilaç arasındaydı.In 2012, metoclopramide was one of the top 100 most prescribed medications in the United States.
Sefarad bir ailenin ikinci çocuğudur.Law is the second child in the family.
Phak bung fai daeng - Sarı fasulye ezmesiyle tavada kızartılan gündüz sefası.Phak bung fai daeng – stir fried morning glory with yellow bean paste.
Bu kadar pisliğin, sefaletin, rezaletin içinde.So much anger, sorrow, ugliness.
1500 yılından itibaren, daha çok İspanyol engizisyonundan kaçan Sefarad Yahudileri buraya yerleşti.From 1500 on, more Sephardic Jews settled here, who escaped from the Spanish Inquisition.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.His final years were lived in poverty and misery.
İsa ve havarilerinin sefaletinin Fransisken anlayışına muhalefet etmiştir.Lucy's compassion and sincerity endeared her to Washingtonians.
Paris sefaretinde çalıştı.Worked in Paris Restaurants.
Çin belgeleri, Çin'e giden on üç adet Sasani sefareti olduğunu naklederler.Chinese documents record thirteen Sasanian embassies to China.
Sefanya kitabı, bu dönemin ahlaksız bir dönem olduğunu dile getirir.Labisse witnesses this moment of naked truth.
Albert Caraco, 8 Temmuz 1919 tarihinde Sefarad bir ailenin çocuğu olarak İstanbul'da doğmuştur.Albert Caraco was born Istanbul on 8 July 1919 to a Sephardi Jewish family.
Lütfi Paşa Sefa Zengin ....The Victim Hedwiga Reicher...
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.He grew lonely and sad.
Şas, ülke çapında bedava Sefarad ortodoks okul ağı kurdu.Shas established a nationwide network of free Sephardi Orthodox schools.
Sefalet, umutsuzluk doğurur.Poverty breeds despair. We know this.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.So people: people starving. There was a generalized famine at the time.
İşleyen bir hükümete sahip olmak -- Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.To have a government which functions -- that's what brought California out of the misery of 1850.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.She grew up on a farm in Austria, very poor, didn't have very much education.
ROMEO Ay, benim sefalet içinde benim kendi servet.ROMEO Ay, mine own fortune in my misery.
Ve onun muhtaç dükkanda bir kaplumbağa asılı; Keskin sefalet onu kemikleri takmıştıSharp misery had worn him to the bones; And in his needy shop a tortoise hung,
Ve tabi ki hepimiz sezgisel olarak biliyoruz ki mutluluk sadece sefaletin olmaması durumu değildir.And of course we know this intuitively, that happiness is not just the absence of misery.
Yani, kolay değil, her yerde sefalet görüyorsunuz.I mean, it's not easy; you see a lot of poverty.
Bu insanlar ne kadar da zavallı. Sefaletin içinde bile romantikler.That's how poor people are; packaging poverty in romance.
Delacroix bu resimde bize acımasızlığı, sefaleti gösteriyor.What Delacroix does is show us unrelenting misery.
Hayır, onlar sefalet doludur.No, they are full of misery.
Sefalet, acı ve savaş, hayatımın amacı için gerekli teşviği sağladı.Misery, suffering and war provided the incentive for my life's work.
Çünkü yýllardýr Katolik Parti iţçiyi ezdi... ve onlarý sefalete dođru sürükledi!Vamos, amigos, deixem o padre em paz!
Arkadaţlar, bu masum çocuk belki de... bencillik ve sefalet tarafýndan öldürüldü.Venha comigo! Siga-me! - Aconteceu algo?
Doğuda, Meşadan Sefara uzanan dağlık bölgede yaşarlardı.Their dwelling was from Mesha, as you go toward Sephar, the mountain of the east.
Akarsuların, bal ve ayran akan derelerin Sefasını süremeyecek.He shall not look at the rivers, the flowing streams of honey and butter.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Yet he lifts the needy out of their affliction, and increases their families like a flock.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod