Ana içeriğe geç
Sözlük

sebze ile cümle

sebze kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Eğer meyve ve sebzelere bunu yapabiliyorsak, emin olun hayvanlara da yapabiliriz.Αν έτσι συμπεριφερόμαστε στα φρούτα και τα λαχανικά, γιατί να μη κάνουμε το ίδιο και στα ζώα.
Eğer meyve ve sebzelere bunu yapabiliyorsak, emin olun hayvanlara da yapabiliriz.Ако това го правим за плодовете и зеленчуците, можете да се обзаложите, че го правим и за животните.
Eğer meyve ve sebzelere bunu yapabiliyorsak, emin olun hayvanlara da yapabiliriz.Поступая так с фруктами и овощами, мы уж точно не поступим иначе с животными.
Eğer meyve ve sebzelere bunu yapabiliyorsak, emin olun hayvanlara da yapabiliriz.אם אנו נוהגים כך עם פירות וירקות, תהיו בטוחים שאנו נוהגים כך גם עם בעלי-חיים.
Eğer meyve ve sebzelere bunu yapabiliyorsak, emin olun hayvanlara da yapabiliriz.إذا فعلنا ذلك بالفواكه و الخضروات، أراهن أننا سنفعله أيضاُ مع الحيوانات.
Eğer meyve ve sebzelere bunu yapabiliyorsak, emin olun hayvanlara da yapabiliriz.動物でも同じ事をしています 肝臓 肺 脳 しっぽ
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Als je olijfolie en groenten eet, krijg je minder rimpels.'
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Če jeste olivno olje in zelenjavo, boste imeli manj gubic."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Dacă mâncaţi ulei de măsline şi legume, veţi avea mai puţine riduri".
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır."Depois aconselha: "Se comer azeite e vegetais, terá menos rugas."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Ha olívaolajat és zöldségeket eszünk, kevesebb bőrráncunk lesz."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Jedz warzywa z oliwą, będziesz miał mniej zmarszczek"
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Jika Anda makan minyak zaitun dan sayuran, Anda akan memiliki lebih sedikit kerutan."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""만일 올리브유와 야채를 먹으면, 여러분은 더 적은 피부주름을 가지게 됩니다"
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Mangez de l'huile d'olive et des légumes, vous aurez moins de rides."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Mangiando olio di oliva e verdure, avrete meno rughe".
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Nếu bạn dùng dầu ô-liu với rau sống, bạn sẽ có ít nếp nhăn hơn".
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır."Og så giver de dig rådet: "hvis du spiser oliven olie og grønsager, får du færre rynker".
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Om du äter olivolja och grönsaker, får du färre rynkor."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Pokud budete požívat olivový olej a zeleninu, budete mít méně vrásek."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Si comemos aceite de oliva y vegetales, vamos a tener menos arrugas".
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Wenn Sie Olivenöl und Gemüse essen, werden Sie weniger Hautfalten haben."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Αν τρως ελαιόλαδο και λαχανικά, θα έχεις λιγότερες ρυτίδες".
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Ако консумирате зехтин и зеленчуци, ще имате по-малко бръчки."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Ешьте овощи с оливковым маслом, и у вас будет меньше морщин."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""Якщо ви їсте оливкову олію та овочі, ви будете мати менше зморшок."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır."אם תאכלו שמן זית וירקות, יהיו לכם פחות קמטים."
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır."" إن أكل الخضروات مع زيت الزيتون ، سوف تقلل من تجاعيد بشرتك "
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır."ありがたいことに 論文の所在も示されています
Elbette, ağaç dikiyorlar, organik sebze yetiştiriyorlar.Bien sur ils plantent des arbres, cultivent des légumes biologiques.
Elbette, ağaç dikiyorlar, organik sebze yetiştiriyorlar.Estão a plantar árvores, estão a cultivar vegetais orgânicos.
Elbette, ağaç dikiyorlar, organik sebze yetiştiriyorlar.물론 그들은 나무를 심거나, 유기농 야채를 키웁니다.
Elbette, ağaç dikiyorlar, organik sebze yetiştiriyorlar.Naturalmente, piantano alberi, coltivano ortaggi organici.
Elbette, ağaç dikiyorlar, organik sebze yetiştiriyorlar.Natürlich pflanzen sie Bäume, bauen sie biologisches Gemüse an.
Elbette, ağaç dikiyorlar, organik sebze yetiştiriyorlar.Oczywiście, sadzą drzewa, hodują organicznie warzywa.
Elbette, ağaç dikiyorlar, organik sebze yetiştiriyorlar.Tất nhiên, họ trồng cây. Họ trồng rau hữu cơ.
Elbette, ağaç dikiyorlar, organik sebze yetiştiriyorlar.Természetesen ültetnek fákat. Bio-zöldségeket termelnek.
Elbette, ağaç dikiyorlar, organik sebze yetiştiriyorlar.Εννοείται οτι κάνουν δεντροφυτεύσεις και καλλιεργούν βιολογικά λαχανικά.
Elbette, ağaç dikiyorlar, organik sebze yetiştiriyorlar.Вони, звичайно, саджають дерева, вирощують овочі без хімічних добрив.
Elbette, ağaç dikiyorlar, organik sebze yetiştiriyorlar.Они, конечно, сажают деревья, выращивают овощи.
Elbette, ağaç dikiyorlar, organik sebze yetiştiriyorlar.וכמובן, הם שותלים עצים, הם מגדלים ירקות אורגניים.
Elbette, ağaç dikiyorlar, organik sebze yetiştiriyorlar.وبالطبع، أنهم يزرعون الأشجار، أنهم يزرعون الخضروات العضوية.
Elbette, ağaç dikiyorlar, organik sebze yetiştiriyorlar.難民キャンプでニワトリの飼育をしては
Eleanor Roosevelt yaptığında Amerika Birleşik Devletleri'nde 20 milyon sebze bahçesinin oluşumunu tetikledi.Eleonory Roosevelt spowodowała, że powstało 20 milionów ogrodów w USA
Eleanor Roosevelt yaptığında Amerika Birleşik Devletleri'nde 20 milyon sebze bahçesinin oluşumunu tetikledi.là tổng thống Eleanor Roosevelt, nó đã đưa tới kết quả là tạo ra 20 triệu vườn rau cả nước Mỹ.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Antigamente era assim, e agora é mais assim, com fruta, vegetais e ervas a brotar por todo o lado.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Arăta aşa, iar acum arată aşa, cu fructe, legume şi plante aromatice peste tot.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Förr såg det ut så här, och nu mer så här, med frukt, grönsaker och örter som växer här och där.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Kiedyś wyglądało tak, a teraz wygląda tak. Wszędzie owoce, warzywa i zioła.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...이전에는 이런 모습이었는데요, 지금은 이렇게 변했고, 도시 곳곳에 과일, 채소, 허브 등이 자라나고 있습니다.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Korábban így nézett ki, és most inkább így, gyümölcsök, zöldségek és évelők nőnek mindenfelé.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Predtým vyzeralo takto a teraz skôr takto, ovocie, zelenina a bylinky rastú všade.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Prima era così, adesso è così; con frutta, verdura e erbe che spuntano da tutte le parti.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Solía verse así y ahora tiene este aspecto; con una irrupción de frutas, vegetales e hierbas en todos lados.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...So sah sie mal aus, jetzt sieht sie eher so aus, Obst, Gemüse und Kräuter gedeihen überall.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Έτσι ήταν, και τώρα είναι έτσι, με φρούτα και λαχανικά και μυρωδικά που φυτρώνουν παντού.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Изглеждаше така, а сега изглежда така, с плодове и зеленчуци и билки, които растат навсякъде.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...Раньше он выглядел так, а сейчас вот так, утопающий в растущих повсюду фруктах, овощах, зелени.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...בעבר היא נראתה כך, והיום היא נראית יותר כך, פירות, ירקות וצמחי תבלין נובטים בכל פינה.
Eskiden böyle görünürdü; şimdi daha çok böyle, her yerden biten meyve ve sebze ve otlarla...كانت تبدوا هكذا، والآن تبدو هكذا، فواكه وخضار وأعشاب تنتشر في جميع أرجاء المكان.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod