Ana içeriğe geç
Sözlük

sebepler ile cümle

sebepler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Ölüm hücresinde idam dahil bütün sebeplerden ölüm oranının yılda yüzde iki olduğu ortaya çıkmaktadır.A halálozási ráta a siralomházban -- minden okból kifolyólag, ideértve a kivégzést -- évente 2%.
Ölüm hücresinde idam dahil bütün sebeplerden ölüm oranının yılda yüzde iki olduğu ortaya çıkmaktadır.A taxa de mortalidade no corredor da morte por qualquer causa, incluindo a execução é de 2% ao ano.
Ölüm hücresinde idam dahil bütün sebeplerden ölüm oranının yılda yüzde iki olduğu ortaya çıkmaktadır.I tassi di mortalità nel braccio della morte, per qualunque causa, esecuzione inclusa, siano del 2% all'anno.
Ölüm hücresinde idam dahil bütün sebeplerden ölüm oranının yılda yüzde iki olduğu ortaya çıkmaktadır.Śmiertelność w celach śmierci ze wszystkich powodów, łącznie z egzekucją - 2% rocznie.
Ölüm hücresinde idam dahil bütün sebeplerden ölüm oranının yılda yüzde iki olduğu ortaya çıkmaktadır.Ukazuje se, že míra úmrtnosti v cele smrti - z různých příčin, včetně popravy - je 2% ročně.
Ölüm hücresinde idam dahil bütün sebeplerden ölüm oranının yılda yüzde iki olduğu ortaya çıkmaktadır.מסתבר ששיעורי התמותה בתאי הנידונים למוות, מכל הסיבות, כולל הוצאה להורג: 2% בשנה.
Ölüm hücresinde idam dahil bütün sebeplerden ölüm oranının yılda yüzde iki olduğu ortaya çıkmaktadır.فلاحظنا أن نسبة الوفاة إذا كنت محكوم بالإعدام من جميع العوامل، مع الإعدام نفسه، هو ٢ بالمئة.
Ölüm hücresinde idam dahil bütün sebeplerden ölüm oranının yılda yüzde iki olduğu ortaya çıkmaktadır.全ての原因による死亡率は1年につき2%です (笑)
Önemli bir etkiye sahip olduklarına ilişkin göstergelere rağmen, diğer sebepler çok daha az ilgi görmüştür.Altre cause hanno ricevuto molta meno attenzione, nonostante le indicazioni del loro notevole impatto.
Önemli bir etkiye sahip olduklarına ilişkin göstergelere rağmen, diğer sebepler çok daha az ilgi görmüştür.Andra orsaker har fått mycket mindre uppmärksamhet, trots tecken på att de har en betydande inverkan.
Önemli bir etkiye sahip olduklarına ilişkin göstergelere rağmen, diğer sebepler çok daha az ilgi görmüştür.Do pozostałych przyczyn zgonów przykłada się znacznie mniej uwagi, mimo oznak, że mają znaczny wpływ.
Önemli bir etkiye sahip olduklarına ilişkin göstergelere rağmen, diğer sebepler çok daha az ilgi görmüştür.HIV/AIDS, které lze připsat užívání drog, 2 100 lidí (152
Önemli bir etkiye sahip olduklarına ilişkin göstergelere rağmen, diğer sebepler çok daha az ilgi görmüştür.Outras causas têm recebido muito menos atenção, apesar dos indícios de que o seu impacto é considerável.
Önemli bir etkiye sahip olduklarına ilişkin göstergelere rağmen, diğer sebepler çok daha az ilgi görmüştür.Se poate estima că în 2006, peste 2 100 de persoane au fost victime ale HIV/SIDA datorate consumului de
Önemli bir etkiye sahip olduklarına ilişkin göstergelere rağmen, diğer sebepler çok daha az ilgi görmüştür.Stofbrugere med tidligere erfaring med ikke-dødelige overdoser er i stor risiko for at opleve overdoser
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirChẳng hạn, tạo ra những lý do nhảm nhí trên ngụy biện rằng lão hóa là tốt.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirComo, por ejemplo, inventar esas razones ridículas de que envejecer es algo bueno después de todo.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirDe exemplu, sa fabricam toate motivele alea ridicole pentru care imbatranirea este pana la urma un lucru bun.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirPéldául ilyen szánalmas érveket hozni fel, hogy az öregedés végső soron hasznos.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirPor exemplo, inventar estes motivos ridículos para justificar que envelhecer é uma coisa boa.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirSebagai contoh, membuat alasan-alasan konyol itu mengapa menjadi tua sebenarnya hal yang bagus.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirZatem wymyślamy te niedorzeczne wymówki usprawiedliwiające starzenie się.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirZoals, bijvoorbeeld, het verzinnen van belachelijke redenen, waarom veroudering eigenlijk toch wel goed is.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirКато, например, да измисляме тези смешни причини защо остаряването всъщност да е нещо добро, в крайна сметка.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirНапример, нарисовать себе смехотворные оправдания насчёт того, почему, всё-таки, старение - хорошо.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak예를 들어, 왜 노화되는 것이
Örneğin saçma sebepler oluşturmakכמו למשל להמציא את הסיבות המגוחכות הללו
Örneğin saçma sebepler oluşturmakعلى سبيل المثال، نقوم باختراع مثل هذه الأسباب الواهية...
Örneğin saçma sebepler oluşturmak老化は良いことだ という意見もありますが
Oturma izni için gösterilen sebeplerin, Finlandiya’da sahip olacağınız hakları etkileyeceğini unutmayınız.Det är bra att komma ihåg att grunden för uppehållstillståndet kan påverka vilka rättigheter du har i Finland.
Oturma izni için gösterilen sebeplerin, Finlandiya’da sahip olacağınız hakları etkileyeceğini unutmayınız.On hyvä muistaa, että oleskeluluvan peruste voi vaikuttaa siihen, mitä oikeuksia sinulla Suomessa on.
Oturma izni için gösterilen sebeplerin, Finlandiya’da sahip olacağınız hakları etkileyeceğini unutmayınız.يجب أن تضع نصب عينيك أن سبب ترخيص الإقامة يمكن أن يؤثر على الحقوق التي تكون لديك في فنلندا.
Oturma izni için gösterilen sebeplerin, Finlandiya’da sahip olacağınız hakları etkileyeceğini unutmayınız.请注意,居留原因直接影响到你的权利,例如持有家庭团聚居留许可的人比持有学生居留许可的人拥有更多的劳动工作权。
Para giriş ve çıkışlarının diğer yöntem ve sebepleri üzerinde duracağız.Podíváme se na další možnosti nebo důvody, proč máme příliv a odliv plateb.
Pekâlâ, gelin şimdi de iyimser olmak için elimizde olan sebeplere bir göz atalım.Aber jetzt schauen wir uns die Gründe für den Optimismus an.
Pekâlâ, gelin şimdi de iyimser olmak için elimizde olan sebeplere bir göz atalım.Ale teraz spójrzmy na sprawy optymizmu.
Pekâlâ, gelin şimdi de iyimser olmak için elimizde olan sebeplere bir göz atalım.Dar acum să privim spre cazul de optimism.
Pekâlâ, gelin şimdi de iyimser olmak için elimizde olan sebeplere bir göz atalım. (Gülüşmeler)Mais maintenant, jetons un regard à l'optimisme (rires)
Pekâlâ, gelin şimdi de iyimser olmak için elimizde olan sebeplere bir göz atalım. (Gülüşmeler)悪いニュースはもう十分です 人類はいつも試練に立ち向かっていました
Pekâlâ, gelin şimdi de iyimser olmak için elimizde olan sebeplere bir göz atalım.하지만 이제 낙관론자 되는 경우를 살펴봅시다.
Pekâlâ, gelin şimdi de iyimser olmak için elimizde olan sebeplere bir göz atalım.Maar nu laten we eens kijken naar het pleidooi voor optimisme.
Pekâlâ, gelin şimdi de iyimser olmak için elimizde olan sebeplere bir göz atalım.Nyní se ale podívejme na důvody k optimismu.
Pekâlâ, gelin şimdi de iyimser olmak için elimizde olan sebeplere bir göz atalım.Pero ahora, hablemos del argumento por el optimismo.
Pekâlâ, gelin şimdi de iyimser olmak için elimizde olan sebeplere bir göz atalım.А сега, да погледнем причините за оптимизъм.
Pekâlâ, gelin şimdi de iyimser olmak için elimizde olan sebeplere bir göz atalım.А теперь рассмотрим причины для оптимизма.
Pekâlâ, gelin şimdi de iyimser olmak için elimizde olan sebeplere bir göz atalım.אבל בואו עכשיו נדבר על סיבות לאופטימיות.
Pekâlâ, gelin şimdi de iyimser olmak için elimizde olan sebeplere bir göz atalım.ولكن الآن دعونا ننظر في الحال بالنسبة للتفاؤل.
PM: Ancak bunu iyi sebepler ile yapıyorsunuz.PM: 하지만 우리는 선한 이유들로서 그 일을 합니다.
PM: Ancak bunu iyi sebepler ile yapıyorsunuz.Sprejmemo 300 ljudi, naredimo 20 operacij in še 90.000 ljudi nadziramo.
PM: Ancak bunu iyi sebepler ile yapıyorsunuz.פ.מ: אבל אתן עושות את זה מסיבות טובות.
PM: Ancak bunu iyi sebepler ile yapıyorsunuz.بات: لكنك تقومين بذلك لأسباب رائعة.
PM: Ancak bunu iyi sebepler ile yapıyorsunuz.(喝采)
Sana gökyüzünü verip seni mutlu etmek istiyorum. Böyle sebepler mi istiyorsun?Cand oamenii spun "vreau sa zbor pana la cer", sau "vreau sa fiu fericit" au nevoie de motive?
Sana gökyüzünü verip seni mutlu etmek istiyorum. Böyle sebepler mi istiyorsun?Ha valaki azt mondja, az égbe akar szállni, boldog akar lenni, meg kell indokolnia?
Sana gökyüzünü verip seni mutlu etmek istiyorum. Böyle sebepler mi istiyorsun? Öyle bir şey değil.Когато искаш да летиш, да бъдеш щастлив, имаш ли нужда от причина?
Satıcılar ve tüketiciler olmadan da üreticilerin bir şey üretmek için hiç bir sebepleri kalmazdı.Ilman myyjiä ja kuluttajia, valmistajilla ei ole mitään syytä tuottaa mitään.
Satıcılar ve tüketiciler olmadan da üreticilerin bir şey üretmek için hiç bir sebepleri kalmazdı.los fabricantes no tendrían razón para producir nada.
Satıcılar ve tüketiciler olmadan da üreticilerin bir şey üretmek için hiç bir sebepleri kalmazdı.Ohne Verkäufer und Konsumenten, würden alle Industrieanlagen stillstehen.
Satıcılar ve tüketiciler olmadan da üreticilerin bir şey üretmek için hiç bir sebepleri kalmazdı.Sans vendeurs ni consommateurs, les fabricants n'ont aucune raison de produire quoi que ce soit.
Satıcılar ve tüketiciler olmadan da üreticilerin bir şey üretmek için hiç bir sebepleri kalmazdı.Senza consumatori e venditori, i produttori non avrebbero ragione di produrre qualcosa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod