Gerçekten sebeplerin kalbimize işlenmesine izin vermiyoruz.Optamos por no permitir que eso provoque un cambio en nuestros corazones.
Gerçekten sebeplerin kalbimize işlenmesine izin vermiyoruz.Và chúng ta không thực sự để điều đó đi vào trái tim của chúng ta.
Gerçekten sebeplerin kalbimize işlenmesine izin vermiyoruz.Ve skutečnosti se tím bráníme to připustit, protože to by vyvolalo pohnutky v naších srdcích.
Gerçekten sebeplerin kalbimize işlenmesine izin vermiyoruz.We staan niet echt toe om dit iets te doen omschakelen in onze harten.
Gerçekten sebeplerin kalbimize işlenmesine izin vermiyoruz.Wir erlauben uns nicht wirklich einen Wandel in unseren Herzen zu zulassen.
Gerçekten sebeplerin kalbimize işlenmesine izin vermiyoruz.Ουσιαστικά δεν επιλέγουμε να επιτρέψουμε σε αυτήν να προκαλέσει μια αλλαγή στις καρδιές μας.
Gerçekten sebeplerin kalbimize işlenmesine izin vermiyoruz.Мы не решаем этому вызвать изменения в наших сердцах.
Gerçekten sebeplerin kalbimize işlenmesine izin vermiyoruz.Наистина не решаваме да позволим това да причини там да стане една промяна в сърцата ни.
Gerçekten sebeplerin kalbimize işlenmesine izin vermiyoruz.אנחנו לא בוחרים להרשות לזה ליצור שינוי בלב שלנו.
Gerçekten sebeplerin kalbimize işlenmesine izin vermiyoruz.نحن حقيقة نختار ان لا نمكن ذلك ليكون سبب تحول في قلوبنا
Gerçekten sebeplerin kalbimize işlenmesine izin vermiyoruz.変化を起こさせるという選択を しないのです 私が思うに 世界が前に進む方法-
gerekli. Bize diyecekler ki, bu tür vahşetin arkasındaki sebepler çok karmaşık, ve bu doğru.Chúng ta sẽ được nói cho biết rằng những nguyên nhân gây ra bạo lực rất phức tạp, điều đó đúng.
gerekli. Bize diyecekler ki, bu tür vahşetin arkasındaki sebepler çok karmaşık, ve bu doğru.Ci verrà detto che le cause di questa violenza sono complesse, ed è vero.
gerekli. Bize diyecekler ki, bu tür vahşetin arkasındaki sebepler çok karmaşık, ve bu doğru.Nam powiedzą że przyczyny takiej przemocy są złożone, i to prawda.
gerekli. Bize diyecekler ki, bu tür vahşetin arkasındaki sebepler çok karmaşık, ve bu doğru.On nous dit que les causes de tant de violence sont complexes, et c'est vrai.
gerekli. Bize diyecekler ki, bu tür vahşetin arkasındaki sebepler çok karmaşık, ve bu doğru.Se no dirá que la causa de dicha violencia es compleja, y eso es cierto.
gerekli. Bize diyecekler ki, bu tür vahşetin arkasındaki sebepler çok karmaşık, ve bu doğru.нам скажут, что причины этих трагедий чрезвычайно сложны, и это будет правдой.
gerekli. Bize diyecekler ki, bu tür vahşetin arkasındaki sebepler çok karmaşık, ve bu doğru.سيخبروننا بأن اسباب هذا العنف معقدة، وهذا صحيح.
gerekli. Bize diyecekler ki, bu tür vahşetin arkasındaki sebepler çok karmaşık, ve bu doğru.我們將會被告知,造成這些暴力的原因是複雜的,而這理由是正確的
Gezegende ki ölüm sebepleri arasında birinci sırada kirli su vardır.이 행성에서 사망원인 1위는 오염된 물을 마시는데서 옵니다
Gezegende ki ölüm sebepleri arasında birinci sırada kirli su vardır.Cauza principală a deceselor de pe această planetă este apa murdară.
Gezegende ki ölüm sebepleri arasında birinci sırada kirli su vardır.Die häufigste Todesursache auf diesem Planeten unter den Menschen ist schlechtes Wasser.
Gezegende ki ölüm sebepleri arasında birinci sırada kirli su vardır.La causa número uno de muerte en este planeta en humanos es el agua insalubre.
Gezegende ki ölüm sebepleri arasında birinci sırada kirli su vardır.La causa numero uno di morte su questo pianeta per gli esseri umani è l'acqua inquinata.
Gezegende ki ölüm sebepleri arasında birinci sırada kirli su vardır.La première cause de mortalité humaine sur cette planète est la mauvaise qualité de l'eau.
Gezegende ki ölüm sebepleri arasında birinci sırada kirli su vardır.Najwięcej ludzi umiera z powodu brudnej wody.
Gezegende ki ölüm sebepleri arasında birinci sırada kirli su vardır.Η νουμέρο ένα αιτία θανάτου ανθρώπων σε αυτό τον πλανήτη είναι έλλειψη νερού.
Gezegende ki ölüm sebepleri arasında birinci sırada kirli su vardır.Причина за смърт номер едно на тази планета сред хората е замърсената вода.
Gezegende ki ölüm sebepleri arasında birinci sırada kirli su vardır.Самая распространённая причина смерти на Земле — загрязнённая вода.
Gezegende ki ölüm sebepleri arasında birinci sırada kirli su vardır.זה כ"כ הרבה אנרגיה שלא מאפשרת להתפיל או לנקות מים בארץ הזו בצורה כזו.
Gezegende ki ölüm sebepleri arasında birinci sırada kirli su vardır.سبب الوفاة الأوّل على هذا الكوكب بين البشر هي المياه السيئة النوعيّة.
Gezegende ki ölüm sebepleri arasında birinci sırada kirli su vardır.数字には幅がありますが
Görememenizin sebeplerinden biri de çoğu zaman arkadan ışıklandırma, çoğu cep telefonunda.Jest tak między innymi dlatego, że ekran jest zwykle podświetlany od tyłu, w większości komórek.
Görememenizin sebeplerinden biri de çoğu zaman arkadan ışıklandırma, çoğu cep telefonunda.잘 보이지 않는 이유 중 하나는 대체로, 휴대폰 대부분이, 백라이트를 이용하기 때문입니다.
Görememenizin sebeplerinden biri de çoğu zaman arkadan ışıklandırma, çoğu cep telefonunda.Một trong các lí do bạn không dùng được là vì hầu hết các máy di động đều chiếu sau.
Görememenizin sebeplerinden biri de çoğu zaman arkadan ışıklandırma, çoğu cep telefonunda.Una de las causas es la iluminación de fondo de los celulares.
Görememenizin sebeplerinden biri de çoğu zaman arkadan ışıklandırma, çoğu cep telefonunda.И одна из причин — задняя подсветка дисплея включена почти всё время, почти на всех телефонах.
Görememenizin sebeplerinden biri de çoğu zaman arkadan ışıklandırma, çoğu cep telefonunda.ואחת הסיבות שאתם לא רואים אותו הוא שהוא מואר מאחור רוב הזמן, ברוב הסלולריים.
Görememenizin sebeplerinden biri de çoğu zaman arkadan ışıklandırma, çoğu cep telefonunda.وأحد الأسباب أنك لا تستطيع رؤيته هو أنه مضاء إضاءةً خلفية معظم الوقت، معظم الهواتف المحمولة.
Görememenizin sebeplerinden biri de çoğu zaman arkadan ışıklandırma, çoğu cep telefonunda.です 私たちは前後どちらから照明を受けても良いようにします
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.A trebuit să fac o listă de motive pentru care să rămân în viaţă.
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.Feci un elenco di motivi per rimanere vivo.
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.Ich musste Gründe auflisten, um am Leben zu bleiben.
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.Ik moest lijsten van redenen om te blijven leven aanleggen.
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.J'ai du faire une liste des raisons de rester en vie.
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.전 살아야할 이유를 적어가며 목록표를 작성해야했죠.
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.Lajstromba kellett szednem, hogy mik szólnak amellett, hogy folytassam az életem.
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.Musiałem robić sobie listy powodów do życia.
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.Tenía que hacer listas de razones por las que mantenerme con vida.
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.Tôi phải làm bảng danh sách lý do để sống.
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.Мне пришлось составить список причин оставаться в живых.
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.Трябваше да правя списъци от причини да остана жив.
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.הייתי צריך לעשות רשימה של סיבות להישאר בחיים.
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.ومن قم كتبت قائمة لماذا يجب أن أبقى على قيد الحياة
Hayatta kalmak için bir sebepler listesi yapmak zorundaydım.腰を据えて取り組まなきゃならなかった
Herkesin diğer insanlar ile ilişkileri vardır ve bu ilişkilerle ilgilenmeleri için çeşitli sebepleri vardır.Ai cũng có mối quan hệ với người khác, ta quan tâm đến các mối quan hệ vì nhiều lý do khác nhau.
Herkesin diğer insanlar ile ilişkileri vardır ve bu ilişkilerle ilgilenmeleri için çeşitli sebepleri vardır.Fiecare are relaţii cu alţi oameni şi e interesat în aceste relaţii din mai multe motive.
Herkesin diğer insanlar ile ilişkileri vardır ve bu ilişkilerle ilgilenmeleri için çeşitli sebepleri vardır.Iedereen heeft relaties met anderen en ze zijn in die relaties geïnteresseerd om verschillende redenen.
Herkesin diğer insanlar ile ilişkileri vardır ve bu ilişkilerle ilgilenmeleri için çeşitli sebepleri vardır.Jeder hat Beziehungen zu anderen Menschen und ist an diesen Beziehungen interessiert aus vielerlei Gründen.
Herkesin diğer insanlar ile ilişkileri vardır ve bu ilişkilerle ilgilenmeleri için çeşitli sebepleri vardır.Každý je vo vzťahu s inými ľuďmi a má o tieto vzťahy záujem z niekoľkých príčin.