Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Pour une raison quelconque, il n'y a pas un programme d'étude spécifique, il n'y a pas de formation de base.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Valamilyen oknál fogva nincs irányadó tanmenet, nincs alapvető kurzus.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Vì 1 lí do nào đó, không có 1 giáo trình chuẩn, hay một khoá học cơ bản nào.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Z nejakého dôvodu neexistujú štandardné osnovy. Žiadny základný kurz.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Z nějakého důvodu neexistuje žádná standardní osnova, žádný základní kurz.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Για κάποιο λόγο, δεν υπάρχει καθορισμένη διδακτέα ύλη, δεν υπάρχει κάποιο βασικό μάθημα.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.З якихось причин, немає стандартної програми чи базового курсу.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.По каким-то причинам не существует стандартной обучающей программы или курса для начинающих.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Поради някаква причина, няма стандартен план, няма базов курс.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.משום מה, אין כל תכנית לימודים תקנית, אין שום קורס בסיסי.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.لسبب من الأسباب، لا يوجد أي منهج قياسي، لا يوجد أي دورة أساسية.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.基本を学ぶ授業は存在しません ただコンピュータを与えられ
Bence değişik sebepler bulunuyor.Cred ca sunt diverse motive.
Bence değişik sebepler bulunuyor.Creo que hay varias razones.
Bence değişik sebepler bulunuyor.Ich denke, es gibt mehrere Gründe.
Bence değişik sebepler bulunuyor.Ik denk dat er verschillende redenen zijn.
Bence değişik sebepler bulunuyor.Jeg mener der er åbenlyse årsager.
Bence değişik sebepler bulunuyor.Je pense qu'il y a plusieurs raisons.
Bence değişik sebepler bulunuyor.다양한 이유가 있다고 생각합니다.
Bence değişik sebepler bulunuyor.Myslím si, že príčiny sú rôzne.
Bence değişik sebepler bulunuyor.Myslím, že jsou různé důvody.
Bence değişik sebepler bulunuyor.Penso che i motivi siano molti.
Bence değişik sebepler bulunuyor.Powody są różne.
Bence değişik sebepler bulunuyor.Szerintem számos oka van.
Bence değişik sebepler bulunuyor.Νομίζω ότι υπάρχουν διάφοροι λόγοι.
Bence değişik sebepler bulunuyor.Гадаю, є різні причини.
Bence değişik sebepler bulunuyor.Мисля, че има няколко причини.
Bence değişik sebepler bulunuyor.Я думаю, есть разные причины.
Bence değişik sebepler bulunuyor.אני חושב שיש לכך מספר סיבות.
Bence değişik sebepler bulunuyor.أعتقد أن هناك أسباب مختلفة.
Bence değişik sebepler bulunuyor.スピードは時に楽しいものです
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Abych tedy zjistil, jak zabránit angiogenezi při rakovině, vrátil jsem se k příčinám rakoviny.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Así que buscando una manera de prevenir la angiogénesis en el cáncer, volví a mirar las causas del cáncer.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Deci pentru a căuta un mod de a preveni angiogeneza în cancer, m-am întors să analizez cauzele cancerului.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.E quindi, siccome cercavo come impedire l'angiogenesi nel cancro, tornai ad analizzare le cause del cancro.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Hotel sem preprečiti angiogenezo pri raku, zato sem si ponovno ogledal vzroke raka.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Jadi, untuk mencari jalan mencegah angiogenesis pada kanker, saya kembali melihat penyebab-penyebab kanker.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.암에서 혈관신생을 막는 방법을 찾기 위해, 저는 암의 원인을 다시 봤습니다.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Löytääkseni keinon estää syövän angiogeneesin, palasin takaisin syövän syihin.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Tehát hogy megtaláljam az angiogenezis ellenszerét a daganatokban, visszatértem a rák okaihoz.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Vậy, để tìm cách ngăn sự tạo mạch trong ung thư, tôi quay ngược lại tìm các nguyên nhân gây ung thư.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Więc aby znaleźć sposób, by uniemożliwić angiogenezę w raku, cofnąłem się i spojrzałem na przyczyny raka.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Zoek dus een manier om angiogenese bij kanker te voorkomen. Ik nam opnieuw de oorzaken van kanker door.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Έτσι για ν' αποτραπεί η αγγειογένεση στους καρκίνους, πήγα πίσω και κοίταξα τις αιτίες του καρκίνου.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.И за да намеря начин да предотвратя ангиогенезата при рака, се върнах към причините за поява на рак.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Так, в поисках пути предотвращения ангиогенеза в опухоли, я опять вернулся к причинам рака.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Тому для того, щоб знайти шлях запобігання ангіогенезу раку я повернувся до його першопричин.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.אז כדי לחפש דרך למנוע אנגיוגנזה בסרטן, הסתכלתי על הגורמים לסרטן.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.إذن لأبحث عن طريقة لمنع تولد الأوعية في السرطان, عدت لأبحث في أسباب السرطان
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.私はガンの原因に着目しました 興味を持ったのは
Ben rastgeleliğe inanırım, buna inanmamın sebeplerinden biri ise benim diplomat olmamın rastgele olmasıdır.Creo en el azar, y una de las razones por las que creo eso es que terminé siendo un diplomático por el azar.
Ben rastgeleliğe inanırım, buna inanmamın sebeplerinden biri ise benim diplomat olmamın rastgele olmasıdır.저는 우연을 믿습니다. 제가 그걸 믿는 이유 중 하나는 제가 외교관이 된 것도 우연이었기 때문입니다.
Ben rastgeleliğe inanırım, buna inanmamın sebeplerinden biri ise benim diplomat olmamın rastgele olmasıdır.Věřím na náhodu - a jedním z důvodů proč je, že to byla náhoda, co mě přivedlo k diplomacii.
Ben rastgeleliğe inanırım, buna inanmamın sebeplerinden biri ise benim diplomat olmamın rastgele olmasıdır.Wierzę w przypadek, a to między innymi dlatego, że dyplomatą zostałem przez przypadek.
Ben rastgeleliğe inanırım, buna inanmamın sebeplerinden biri ise benim diplomat olmamın rastgele olmasıdır.Πιστεύω στο τυχαίο και ένας από τους λόγους για αυτό είναι ότι από τύχη έγινα διπλωμάτης.
Ben rastgeleliğe inanırım, buna inanmamın sebeplerinden biri ise benim diplomat olmamın rastgele olmasıdır.Вярвам в случайността, и една от причините да вярвам е, че моята работа като дипломат е проява на случайност.
Ben rastgeleliğe inanırım, buna inanmamın sebeplerinden biri ise benim diplomat olmamın rastgele olmasıdır.Я верю в случайность, и одна из причин почему я в нее верю - то, что я стал дипломатом - тоже случайность.
Ben rastgeleliğe inanırım, buna inanmamın sebeplerinden biri ise benim diplomat olmamın rastgele olmasıdır.Я вірю у випадковість. А підставою для цього є те, що я став дипломатом завдяки простому випадку.
Ben rastgeleliğe inanırım, buna inanmamın sebeplerinden biri ise benim diplomat olmamın rastgele olmasıdır.אני מאמין ברנדומליות, ואחת הסיבות לכך שאני מאמין לזה היא משום שעצם הפיכתי לדיפלומט הייתה רנדומלית.
Ben rastgeleliğe inanırım, buna inanmamın sebeplerinden biri ise benim diplomat olmamın rastgele olmasıdır.أؤمن بالعشوائية، ومن الأسباب التي جعلتني أفكر هكذا أنني أصبحت دبلوماسيا بمحض الصدفة.