Ana içeriğe geç
Sözlük

sebeple ile cümle

sebeple kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.그래서 5의 절댓값은 5가 되겠네요
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.Also der absolute Wert der 5 ist 5.
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.A więc wartością bezwzględną liczby 5 jest po prostu 5.
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.Den absolutte værdi af 5 er derfor 5.
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.Dus de absolute waarde van 5 is 5.
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.Então o valor absoluto de 5 abs(5) é exatamente 5.
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.Et donc la valeur absolue de 5 c'est 5.
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.Joten 5:n itseisarvo on yksinkertaisesti 5.
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.Por lo tanto, el valor absoluto de 5 es simplemente 5.
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.Så absolutbeloppet av 5 är bara 5.
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.Takže absolútna hodnota 5 je presne 5.
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.Tehát az 5 abszolút értéke 5 lesz.
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.Έτσι η απόλυτη τιμή του 5 είναι απλώς 5.
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.Така че абсолютната стойност на 5 е просто 5.
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.אז המספר הטבעי של 5 הוא רק 5
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.اذاً _BAR_5_BAR_ هي (5)
5'in mutlak değeri bu sebeple 5'tir.わかりましたか?
Acaba Cody, Wyoming'te yasayan Johnny'nin odevini gec teslim etmesinde hafifletici sebepler var miydi?와이오밍 주 코디에서 죠니가 보고서를 늦게 제출한 이유를 설명해 줄 정상참작의 근거가 되는 정황이 있다는 것이 가능한 일일까요?
Acaba Cody, Wyoming'te yasayan Johnny'nin odevini gec teslim etmesinde hafifletici sebepler var miydi?Lehet, hogy vannak enyhítő körülmények, hogy Johnny miért adta be késve a dolgozatát, Cody, Wyomingban?
Acaba Cody, Wyoming'te yasayan Johnny'nin odevini gec teslim etmesinde hafifletici sebepler var miydi?Liệu rằng có lý khi các trường hợp giảm nhẹ giải thích việc Jonny ở Cody, bang Wyoming nộp bài thi muộn?
Acaba Cody, Wyoming'te yasayan Johnny'nin odevini gec teslim etmesinde hafifletici sebepler var miydi?האם אפשרי שישנן נסיבות מקלות שמסבירות מדוע ג'וני הגיש את העבודה באיחור בקודי, ויומינג?
Acaba Cody, Wyoming'te yasayan Johnny'nin odevini gec teslim etmesinde hafifletici sebepler var miydi?هل من الممكن ان يكون هناك ظروف مخففة .. سمحت لجوني بأن يسلم ورقة اختباره متأخراً في قصة وايومنج ؟
Acaba Cody, Wyoming'te yasayan Johnny'nin odevini gec teslim etmesinde hafifletici sebepler var miydi?ジョニーのレポートが遅れたのに 酌量の余地があるか 病人の体調が悪化したときに
Afrika'nın kendini besleyememe nedenlerinden biri, ... ...ve bu sebeple yiyecek ihraç etmek zorunda.Il che é una delle ragioni per cui non riesce a nutrire sé stessa. E il cibo deve importarlo.
Afrika'nın kendini besleyememe nedenlerinden biri, ... ...ve bu sebeple yiyecek ihraç etmek zorunda.이것이 아프리카가 자급자족할 수 없는 이유입니다. 그래서 아프리카는 식량을 수입해야 하구요.
Afrika'nın kendini besleyememe nedenlerinden biri, ... ...ve bu sebeple yiyecek ihraç etmek zorunda.la cual es una de las razones por las cuales África no puede alimentarse, y debemos importar comida.
Afrika'nın kendini besleyememe nedenlerinden biri, ... ...ve bu sebeple yiyecek ihraç etmek zorunda.וזו אחת הסיבות מדוע אין ביכולתה להאכיל את עצמה, ומשום כך עלינו לייבא מזון.
Afrika'nın kendini besleyememe nedenlerinden biri, ... ...ve bu sebeple yiyecek ihraç etmek zorunda.وهذا أحد الأسباب التي جعلت إفريقيا غير قادرة على إطعام نفسها ، ولهذا السبب يجب عليها استيراد الغذاء.
Afrika'nın kendini besleyememe nedenlerinden biri, ... ...ve bu sebeple yiyecek ihraç etmek zorunda.だから食糧を輸入する必要があるのです さて アフリカの発展は
Ama bu isyanın gerçekleşme sebeplerinden biri -- günlerce süren bu isyanların --Jednym z powodów, dla których doszło do zamieszek --
Ama bu isyanın gerçekleşme sebeplerinden biri -- günlerce süren bu isyanların --폭동이 일어나고 며칠 동안 계속되었던 이유 중 하나는
Ama bu isyanın gerçekleşme sebeplerinden biri -- günlerce süren bu isyanların --Pero una de las razones que esos disturbios sucedieron
Ama bu isyanın gerçekleşme sebeplerinden biri -- günlerce süren bu isyanların --אך אחת הסיבות בגינה התרחשה המהומה -- המהומות הללו, אשר התקיימו למשך מספר ימים --
Ama bu isyanın gerçekleşme sebeplerinden biri -- günlerce süren bu isyanların --لكن أحد أسباب هذه الأحداث التي حصلت-- و التي استمرت لعدة أيام--
Ama bu isyanın gerçekleşme sebeplerinden biri -- günlerce süren bu isyanların --暴動が繰り返された理由の一つは コソボの人たちが
Ama bu sebeplerinden biriydi.Aber das war einer der Gründe.
Ama bu sebeplerinden biriydi.Ale byl to jeden z důvodů.
Ama bu sebeplerinden biriydi.Dar acela a fost unul din motive.
Ama bu sebeplerinden biriydi.De ez volt az egyik ok.
Ama bu sebeplerinden biriydi.폭동이 일어나게 된 이유 중 하나라는 걸 말씀 드린 겁니다.
Ama bu sebeplerinden biriydi.Maar dat was een van de redenen.
Ama bu sebeplerinden biriydi.Mais c'était l'une des raisons.
Ama bu sebeplerinden biriydi.Ma quella era una delle ragioni.
Ama bu sebeplerinden biriydi.Mas essa foi uma das razões.
Ama bu sebeplerinden biriydi.Nhưng đó là một trong những nguyên do.
Ama bu sebeplerinden biriydi.Pero esa fue una de las razones.
Ama bu sebeplerinden biriydi.Але це була одна з причин.
Ama bu sebeplerinden biriydi.Но това беше една от причините.
Ama bu sebeplerinden biriydi.Но это была одна из причин.
Ama bu sebeplerinden biriydi.אך זו הייתה אחת הסיבות.
Ama bu sebeplerinden biriydi.لكن هذا كان أحد الأسباب.
Ama bu sebeplerinden biriydi.このとき ふと思いつきました
Ama, David genç, zeki ve doktora derecesi istiyor, bu sebeple yapmaya girişti.David je však mladý, chytrý a chce Ph.D. Tedy on začal výzkum... (Smích)
Ama, David genç, zeki ve doktora derecesi istiyor, bu sebeple yapmaya girişti. (Kahkaha)Aber David ist jung und clever und er will eine Doktoranden-Stelle, und so baut er - (Lachen)
Ama, David genç, zeki ve doktora derecesi istiyor, bu sebeple yapmaya girişti. (Kahkaha)Ale David je mladý a bystrý a chce Ph.D. a pristúpi ku stavbe -- (smiech)
Ama, David genç, zeki ve doktora derecesi istiyor, bu sebeple yapmaya girişti. (Kahkaha)Ale David jest młody i mądry i chce zrobić doktorat i kontynuuje pracę... (Śmiech)
Ama, David genç, zeki ve doktora derecesi istiyor, bu sebeple yapmaya girişti. (Kahkaha)Dar David e tânăr şi inteligent şi vrea un doctorat, şi pornește să construiască -- (Râsete)
Ama, David genç, zeki ve doktora derecesi istiyor, bu sebeple yapmaya girişti. (Kahkaha)David còn trẻ và thông minh cậu ấy muốn trở thành tiến sĩ, nên cậu ấy đã tiếp tục làm (Tiếng cười)
Ama, David genç, zeki ve doktora derecesi istiyor, bu sebeple yapmaya girişti. (Kahkaha)De David fiatal és okos és PhD-t szeretne szerezni és elkezdi építeni... (Nevetés)
Ama, David genç, zeki ve doktora derecesi istiyor, bu sebeple yapmaya girişti. (Kahkaha)Ma David è giovane e intelligente e vuole un dottorato di ricerca, e prosegue a costruire - (Risate)
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod