se ile cümle
se kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Yağmur yağması ihtimaline karşı şemsiyeni yanına al.Take your umbrella with you in case it rains.
Yağmur korkusuyla şemsiyemi aldım.I took my umbrella for fear of rain.
Yağmur yağma ihtimaline karşı bir şemsiye almayı unutma.Don't forget to take an umbrella in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşı şemsiyeni getirmeyi unutma.Don't forget to bring your umbrella in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşı şemsiyeni alsan iyi olur.You'd better take your umbrella, just in case it rains.
Belki yağmur yağar diye şemsiyemi aldım.I took my umbrella lest it rain.
Yağmur yağacaktı diye bir şemsiye aldım.I took an umbrella in case it should rain.
Bence yağmur yağarsa diye bir şemsiye alman daha iyi olur.I think you'd better take an umbrella in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşın yanına bir şemsiye al.Take an umbrella with you in case it should rain.
Yağmur olasılığına karşı şemsiyeni almayı unutma.Remember to take your umbrella, in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşı şemsiyeni almayı unutma.Remember to take your umbrella, in case it rains.
Yağmur yağmaya başlar diye yanına bir şemsiye al.Take an umbrella with you in case it begins to rain.
Yağmur yağmaya başlıyor. Lütfen şemsiyemi paylaş.It's beginning to rain. Please share my umbrella.
Arkadaşımın şemsiyesinin altına sığındım.I took shelter under my friend's umbrella.
Yağmur yağıyorken dışarı çıkmayı sevmem.I don't like to go outside when it's raining.
Uzay seyahatinin imkansız olduğu düşünülürdü.Space travel was thought to be impossible.
Uzayda seyahat etmenin nasıl bir şey olduğunu merak ediyorum.I wonder what it is like to travel through space.
Sağ gözümle hiçbir şey göremiyorum.I can't see anything with my right eye.
Sağ gözüme bir şey oldu.Something has happened to my right eye.
Herhangi bir şey saklama.Don't hold back anything.
Sen bir yılansın!You are a snake!
Hiç kimse arkasından kötü konuşulmasını sevmez.Nobody likes being spoken ill of behind his back.
İçki hindistan cevizi kabuklarında servis edildi.The drinks were served in coconut shells.
Nesnelerin ağırlığının sebebi yer çekimidir.Gravity causes objects to have weight.
O buraya taşındığında bu şehri sevmedi ama şimdi ona alıştı.She didn't like this city when she moved here, but she has gotten used to it now.
Şimşeğin ışığı gök gürültüsünün sesinden önce gelir.The flash of lightning precedes the sound of thunder.
Bir taraftan, hatalısın ama diğer taraftan onun için seni suçlayamam.On the one hand, you are wrong, but on the other hand, I can't blame you for that.
Bazı insanlar Japonya'nın her şeyde 1 numara olduğuna inanıyor.Some people believe that Japan is No.1 in everything.
Yapılacak en iyi şey bir uzmanın onu onarmasını istemektir.The best thing to do is to ask an expert to repair it.
Charles her zaman kolay yolu seçer.Charles always takes the line of least resistance.
En pahalı şey arazidir.The most expensive thing is land.
En yakın seyahat acentası nerededir?Where's the nearest travel agency?
En yakın otel servis telefonunun nerede olduğunu bana söyler misiniz?Can you tell me where the nearest hotel service phone is?
En sağdaki şerit yapım aşamasındadır.The rightmost lane is now under construction.
En iyi şey ona telefon etmektir.The best thing is to telephone her.
En iyi şey işi senin yapman olurdu.The best thing would be for you to do the work yourself.
Bütün gece rüzgar sert esiyordu.It was blowing hard all night.
Genel olarak küçük kızlar bebekleri çok severler.In general, little girls are fond of dolls.
Genelde çocuklar açık havada oynamayı sever.Generally speaking, children like to play outdoors.
Genel olarak, Amerikalılar kahveyi severler.Generally speaking, Americans like coffee.
Bir tam günlük çalışmadan sonra bir bardak bira gibi bir şey yoktur.There is nothing like a glass of beer after a whole day's work.
Bir günlük sıkı çalışmadan sonra sessiz olmak istiyorum.I want to be quiet after a day's hard work.
Bir şey yapmaya karar verdikten sonra ona sadık kalın.Once you have decided to do something, stick to it.
Tek seferde iki projeye girişme.Don't attempt two projects at a time.
Bir anda iki şey yapamam.I can't do two things at a time.
Bir seferde biraz öğren.Learn a little at a time.
Ben dışarıya bir seferde kaç tane kitap alabilirim?How many books can I take out at one time?
Bir seferde dışarıya kaç kitap çıkarabilirim?How many books can I take out at one time?
Bir seferde bir şey yapın.Do one thing at a time.
Bir seferde bir şey yapmaya çalış.Try to do one thing at a time.
Bir seferde pek çok soruya cevap veremiyorum.I cannot answer so many questions at a time.
İlk seferde başaramazsan; dene, dene, tekrar dene.If at first you don't succeed, try, try, try again.
Keşke bir kez bir şey olabilsem.I wish for once I could be something.
Her şeyi bir tekneye koyarak riske atmayın.Don't risk putting everything in one boat.
Sıkı çalıştıktan sonra hiçbir şey dinlenmekten daha hoş değildir.Nothing is more pleasant than taking a rest after hard work.
Ömrümün geri kalanını alsa bile senden intikamımı alacağım.I'll get even with you, if it takes me the rest of my life.
Tek başıma seyahat etmeyi severim.I like to travel by myself.
Keşke seninle gidebilsem ama bu durumda, gidemem.I wish I could go with you, but as it is, I can't.
Seninle gitmek istiyorum.I would like to go with you.
Ona bir kez söyledim ve her şeye rağmen onunla sinemaya gitmedim.She told him once and for all that she would not go to the movie with him.