seçmek ile cümle
seçmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Umuda inanmayı seçmek zorundasınız.Temos que escolher acreditar na esperança.
Umuda inanmayı seçmek zorundasınız.Tienes que elegir creer en la esperanza.
Umuda inanmayı seçmek zorundasınız.Trebuie să alegi să crezi în putera de a spera
Umuda inanmayı seçmek zorundasınız.Ty si musíš vybrať, že v nádej chceš veriť.
Umuda inanmayı seçmek zorundasınız.Vous devez choisir de croire en l'espoir.
Umuda inanmayı seçmek zorundasınız.Πρέπει να αποφασίσεις ότι θα πιστέψεις στην ελπίδα.
Umuda inanmayı seçmek zorundasınız.Вам придётся выбрать веру в надежду.
Umuda inanmayı seçmek zorundasınız.Да вярваш в силата на надеждата е личен избор.
Umuda inanmayı seçmek zorundasınız.Ти мусиш вибрати вірити надії.
Umuda inanmayı seçmek zorundasınız.אתה צריך לבחור להאמין בתקווה.
Umuda inanmayı seçmek zorundasınız.لديك الخيار بالايمان بالأمل
Umuda inanmayı seçmek zorundasınız.你必須要相信希望
Umuda inanmayı seçmek zorundasınız.希望を自分のものにするのです
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.A podobne, ako mnoho ľudí, som vnímala štát vlastne ako ľudí volených do ich funkcií.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.A stejně jako mnoho lidí jsem si myslela, že státní správa je o tom dosazovat volené lidi do jejich úřadů.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.E come tanti altri, pensavo che amministrazione significasse mettere al lavoro le persone elette.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.És mint sokan mások, én is úgy gondoltam, hogy az állam csak arról szól, hogy megválasztunk embereket.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.Et comme beaucoup de gens, j'ai pensé que le gouvernement consistait en gros à faire élire des gens.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.Giống như nhiều người, tôi đã nghĩ chính phủ cơ bản chỉ là bắt mọi người đi bầu cử.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.Jak większości ludzi, myślałam, że chodzi o wybieranie ludzi, którzy będą rządzić.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.그리고 많은 사람들과 똑같이, 저는 정부란 기본적으로 사람들을 공공기관에 선출시키는 것이라고만 생각했습니다.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.La fel ca cei mai mulţi dintre noi, gândeam că administrația are scopul de a alege oameni în diverse funcţii.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.Tal como muitas pessoas, achava que governo era, essencialmente, eleger pessoas.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.Und wie viele Leute, dachte ich dass es bei der Regierung hauptsächlich darum geht Leute in ein Amt zu wählen.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.Y como mucha gente pensaba que el gobierno consistía en elegir personas para que ocupe cargos.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.Zoals zoveel mensen dacht ik dat de overheid betekende: mensen kiezen voor een ambt.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.Και όπως πολλοί άνθρωποι, νόμισα ότι η κυβέρνηση βασικά είχε σχέση με την εκλογή ανθρώπων σε αξιώματα.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.И като много други хора мислих, че правителството се стреми основно към това как хората да ги изберат.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.Как и многие другие, я думала, что правительство — просто назначение чиновников на посты.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.Як і більшість людей, я думала, що уряд - це просте призначення чиновників на пости.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.וכמו הרבה אנשים, חשבתי שהממשל עסק בעיקר בלהביא אנשים להבחר.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.ومثل الكثير من الناس، كنت أظن أن الحكومة كانت في الأساس حول انتخاب الناس للمناصب.
Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum.政府といえば基本的に選挙で代表者を選んで終わりと考えていました さて 2年たって 私は
Ve diyorlar ki tahmin edin hangisini seçmek istiyorsunuz.E eles lhe dizem: "convidado, em qual" ou "qual delas você escolhe".
Ve diyorlar ki tahmin edin hangisini seçmek istiyorsunuz.프로그램에서는 '어떤 것인지 맞혀보라' 또는 '어떤것을 선택할 것인가'라고 묻습니다
Ve diyorlar ki tahmin edin hangisini seçmek istiyorsunuz.Vi skal så gætte os frem.
Ve diyorlar ki tahmin edin hangisini seçmek istiyorsunuz.И ви казват: "Познайте коя." или "Коя завеса бихте искали да изберете?"
Ve diyorlar ki tahmin edin hangisini seçmek istiyorsunuz.І вам кажуть: "Вгадайте де приз або яку саме завісу ви оберете?"
Ve diyorlar ki tahmin edin hangisini seçmek istiyorsunuz.והם שואלים: "נחש איזה ווילון", או-"איזה אחד אתה בוחר"?
Ve diyorlar ki tahmin edin hangisini seçmek istiyorsunuz.「君が選ぶドアはどれだ?」 それじゃあ、ドア1を
Ve eğer seçmek zorunda olsaydım, kosinüs fonksiyonunu seçerdim.A kdybych si měl jednu vybrat, vyberu kosinus.
Ve eğer seçmek zorunda olsaydım, kosinüs fonksiyonunu seçerdim.그리고 삼각함수중에 한가지를 고른다면 Cos함수를 고르겠습니다
Ve eğer seçmek zorunda olsaydım, kosinüs fonksiyonunu seçerdim.И ако трябваше да избера една, щеше да е косинус.
Ve eğer seçmek zorunda olsaydım, kosinüs fonksiyonunu seçerdim.אם עלי לבחור אחת, הייתי בוחר בקוסינוס.
Ve onu sanal bir kol kullanarak dokunma yardımıyla seçmek zorunda, ve bu tamamen yaptıkları şey.Het dier moet het doel aanraken met een virtuele arm. Dat is precies wat ze doen.
Ve onu sanal bir kol kullanarak dokunma yardımıyla seçmek zorunda, ve bu tamamen yaptıkları şey.Izbrati jo mora z dotikom, z virtualno roko, z roko, ki ne obstaja. In prav to bo naredila.
Ve onu sanal bir kol kullanarak dokunma yardımıyla seçmek zorunda, ve bu tamamen yaptıkları şey.실제로는 존재하지 않는 가상의 팔을 이용해 그것을 골라야 합니다. 정확하게 이 원숭이가 하는 일입니다.
Ve onu sanal bir kol kullanarak dokunma yardımıyla seçmek zorunda, ve bu tamamen yaptıkları şey.Musejí jej vybrat dotykem virtuální paže, paže, která neexistuje. A přesně to dělají.
Ve onu sanal bir kol kullanarak dokunma yardımıyla seçmek zorunda, ve bu tamamen yaptıkları şey.Musi wskazać przedmiot przez dotknięcie wirtualnym ramieniem. Robi to: używa nieistniejącego ramienia.
Ve onu sanal bir kol kullanarak dokunma yardımıyla seçmek zorunda, ve bu tamamen yaptıkları şey.Nó phải chọn chạm vào mục tiêu bằng cách sử dụng một cánh tay ảo Đây là cách mà chúng thực hiện.
Ve onu sanal bir kol kullanarak dokunma yardımıyla seçmek zorunda, ve bu tamamen yaptıkları şey.Und er muss es mit einem nicht existierenden, virtuellen Arm auswählen. Und genau das machen sie.
Ve onu sanal bir kol kullanarak dokunma yardımıyla seçmek zorunda, ve bu tamamen yaptıkları şey.Πρέπει να τον επιλέξει αγγίζοντας τον με ένα εικονικό χέρι, ένα χέρι που δεν υπάρχει και ακριβώς αυτό κάνει.
Ve onu sanal bir kol kullanarak dokunma yardımıyla seçmek zorunda, ve bu tamamen yaptıkları şey.Тя трябва да го избере с докосване, като използва виртуална ръка, ръка, която не съществува. Тя прави това.
Ve onu sanal bir kol kullanarak dokunma yardımıyla seçmek zorunda, ve bu tamamen yaptıkları şey.ועליו לבחור בה באמצעות מגע בשימוש בזרוע וירטואלית, זרוע שאינה קיימת. וזה בדיוק מה שהם עושים.
Ve onu sanal bir kol kullanarak dokunma yardımıyla seçmek zorunda, ve bu tamamen yaptıkları şey.実際の映像です 脳は完全に自由になり
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.A ono musí vybrat jeden z nich, protože jen ten znamená odměnu, pomerančový džus, který chtějí získat.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.E ele tem que escolher um porque apenas um trará recompensa, o suco de laranja que eles querem obter.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.Egyet ki kell választania, mivel csak az egyikért jár jutalom, a narancslé, amit meg akar szerezni.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.El trebuie să selecteze una dintre ele, una singură este asociată cu recompensa, sucul de portocale dorit.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.Het moet er één kiezen omdat slechts één doel het verlangde sinaasappelsap oplevert.
İlgili Sayfalar