Teknolojide yeterli sayıda seçkin kadın yok.IT 분야에서 유명세를 떨친 여성이 많지는 않습니다.
Teknolojide yeterli sayıda seçkin kadın yok.Không có nhiều phụ nữ tài giỏi trong ngành công nghệ.
Teknolojide yeterli sayıda seçkin kadın yok.Naozaj nie je veľa žien, ktoré vynikajú v oblasti technológie.
Teknolojide yeterli sayıda seçkin kadın yok.Nie ma wielu znanych inżynierek.
Teknolojide yeterli sayıda seçkin kadın yok.No hay muchas mujeres importantes en la tecnología.
Teknolojide yeterli sayıda seçkin kadın yok.Non ci sono così tante donne importanti nel settore tecnologico.
Teknolojide yeterli sayıda seçkin kadın yok.Vaikutusvaltaisia naisia ei ole paljon teknisillä aloilla.
Teknolojide yeterli sayıda seçkin kadın yok.Δεν είναι πολλές οι διακεκριμένες γυναίκες στον τομέα της τεχνολογίας.
Teknolojide yeterli sayıda seçkin kadın yok.У сфері технологій не так багато відомих жінок.
Teknolojide yeterli sayıda seçkin kadın yok.נשים בולטות בטכנולוגיה.
Teknolojide yeterli sayıda seçkin kadın yok.النساء البارزات في التكنولوجيا.
Teknolojide yeterli sayıda seçkin kadın yok.しかしここがこの話の問題点です
"Teknolojiyi satabilecek, teknolojiye kapak olabilecek yeterli sayıda seçkin kadın yok.""Er zijn niet genoeg prominente vrouwen in de technologie om een cover te verkopen, een nummer.
"Teknolojiyi satabilecek, teknolojiye kapak olabilecek yeterli sayıda seçkin kadın yok."잡지 표지에 내세우기에 충분한 유명한 여성이 없다는 것을 이유로 들었습니다.
"Teknolojiyi satabilecek, teknolojiye kapak olabilecek yeterli sayıda seçkin kadın yok."באומרו שאין מספיק נשים בולטות בטכנולוגיה כדי למכור עמוד שער, כדי למכור גליון.
"Teknolojiyi satabilecek, teknolojiye kapak olabilecek yeterli sayıda seçkin kadın yok."قائلاً ، لا يوجد عدد كاف من النساء ، النساء البارزات في التكنولوجيا لبيع الغلاف و لبيع عدد المجلة.
"Teknolojiyi satabilecek, teknolojiye kapak olabilecek yeterli sayıda seçkin kadın yok."著名な女性は少ない」のだと これは一部真実です 科学技術分野で
Tim internetin ilk yýllarýndaki en seçkin dehalarýndan biriydi, ve asla satýp gitmedi.-- Aaron.
Tim internetin ilk yýllarýndaki en seçkin dehalarýndan biriydi, ve asla satýp gitmedi.Tim è certamente uno dei geni più prominenti dell'Internet originaria, e non ne ha ricavato alcun guadagno.
Tim internetin ilk yýllarýndaki en seçkin dehalarýndan biriydi, ve asla satýp gitmedi.Tim er helt sikkert et meget prominent tidlig internet geni der på ingen måde sælger ud.
Tim internetin ilk yýllarýndaki en seçkin dehalarýndan biriydi, ve asla satýp gitmedi.Tim es seguramente uno de los genios más prominentes de internet que no lucró con eso.
Tim internetin ilk yýllarýndaki en seçkin dehalarýndan biriydi, ve asla satýp gitmedi.Tim est un génie éminent d'Internet complètement insensible au gain.
Tim internetin ilk yýllarýndaki en seçkin dehalarýndan biriydi, ve asla satýp gitmedi.Tim ist echt ein sehr prominentes Genie des frühen Internets, das sich in keiner Weise verkauft.
Tim internetin ilk yýllarýndaki en seçkin dehalarýndan biriydi, ve asla satýp gitmedi.Tim je velmi významným géniem rané internetové scény, který se z toho nesnaží zbohatnout.
Tim internetin ilk yýllarýndaki en seçkin dehalarýndan biriydi, ve asla satýp gitmedi.Ο Tim είναι μια πρώιμη πολύ σημαντική ιδιοφυΐα του Διαδικτύου, ο οποίος με καμία έννοια δεν εξαργύρωσε.
Tim internetin ilk yýllarýndaki en seçkin dehalarýndan biriydi, ve asla satýp gitmedi.Тим, безусловно, является очень заметным рано Интернет гений, который ни в коем смысле наличными вне.
Tim internetin ilk yýllarýndaki en seçkin dehalarýndan biriydi, ve asla satýp gitmedi.Тим със сигурност е много обещаващ ранен Интернет гений, който по никакъв начин не е осребрен.
Tim internetin ilk yýllarýndaki en seçkin dehalarýndan biriydi, ve asla satýp gitmedi.تيم بالتأكيد من أوائل عباقرة الإنترنت البارزين، الذين وتحت أي ظرف، لم يجعل ذلك مقابل المال
Tim internetin ilk yýllarýndaki en seçkin dehalarýndan biriydi, ve asla satýp gitmedi.彼は大金を得られる方法を見つけることには まったく関心がなかった。
Üye olmak bile çok zor buraya. Seçkin insanlarý alýyorlar.Θα είμαστε εκεί μέχρι το πρωί.
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Ai de vós, fariseus! porque gostais dos primeiros assentos nas sinagogas, e das saudações nas praças.
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Beda vám, farizeovia, že milujete prvé stolice v synagógach a pozdravovania na trhoch.
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Běda vám farizeům, nebo milujete první místa v školách a pozdravování na trzích.
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Biada wam Faryzeuszowie! że miłujecie pierwsze miejsca w bóżnicach i pozdrawiania na rynkach.
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Gorje vam farizejem, da ljubite prve stole v shodnicah in pozdrave po ulicah.
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Guai a voi, farisei, che avete cari i primi posti nelle sinagoghe e i saluti sulle piazze
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Jaj néktek farizeusok! mert szeretitek az elõlülést a gyülekezetekben, és a piaczokon való köszöntéseket.
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.화 있을진저 너희 바리새인이여 너희가 회당의 높은 자리와 시장에서 문안 받는 것을 기뻐하는도다
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Ve eder, I Farisæere! thi I elske den fornemste Plads i Synagogerne og Hilsenerne på Torvene.
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Ve eder, I fariseere, I som så gjerne vil ha de øverste seter i synagogene og hilsninger på torvene!
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Ve eder, I fariséer, som gärna viljen sitta främst i synagogorna och gärna viljen bliva hälsade på torgen!
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Voi teitä, te fariseukset, kun te rakastatte etumaista istuinta synagoogissa ja tervehdyksiä toreilla!
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Weh euch Pharisäern, daß ihr gerne obenan sitzt in den Schulen und wollt gegrüßt sein auf dem Markte.
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Горе вам, Фарисеї! бо любите перві сїдалища по школах і витання на торгах.
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Горе вам, фарисеям, что любите председания в синагогах и приветствия в народных собраниях.
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.Горко вам фарисеи! Защото обичате първите столове в синагогите и поздравите по пазарите.
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.אוי לכם הפרושים כי תאהבו את מושב הראש בבתי הכנסיות ואת שאלות שלומכם בשוקים׃
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.ويل لكم ايها الفريسيون لانكم تحبون المجلس الاول في المجامع والتحيات في الاسواق.
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.你 們 法 利 賽 人 有 禍 了 . 因 為 你 們 喜 愛 會 堂 裡 的 首 位 、 又 喜 愛 人 在 街 市 上 問 你 們 的 安
Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.你 們法 利賽人 有 禍 了 . 因為 你 們喜 愛會堂裡 的 首位 、 又 喜 愛人 在 街市 上問 你 們的安
Ve bu seçkin grupta kişisel bir tanrıya inananların oranı % 7'ye düştü.이 선정된 그룹 내에서 신을 믿는 사람의 비율은 7%라는 충격적 수치가 나왔습니다.
Ve bu seçkin grupta kişisel bir tanrıya inananların oranı % 7'ye düştü.Ebben a csoportban a személyes istenben való hit mindössze 7%-ra csökkent.
Ve bu seçkin grupta kişisel bir tanrıya inananların oranı % 7'ye düştü.la creencia en un dios personal cayó drásticamente a un 7%.
Ve bu seçkin grupta kişisel bir tanrıya inananların oranı % 7'ye düştü.la croyance personnelle en Dieu n'atteint qu'un renversant sept pour-cent.
Ve bu seçkin grupta kişisel bir tanrıya inananların oranı % 7'ye düştü.la fede in un qualunque Dio precipitava ad un misero 7%.
Ve bu seçkin grupta kişisel bir tanrıya inananların oranı % 7'ye düştü.Og blandt denne udvalgte gruppe var troen på en personlig Gud faldet til rystende 7 procent.
Ve bu seçkin grupta kişisel bir tanrıya inananların oranı % 7'ye düştü.V rámci tejto vybranej skupiny sa viera v konkrétneho boha prepadla na mizivých sedem percent.
Ve bu seçkin grupta kişisel bir tanrıya inananların oranı % 7'ye düştü.V této skupině víra v osobního Boha spadla na ohromujících 7 %.
Ve bu seçkin grupta kişisel bir tanrıya inananların oranı % 7'ye düştü.W tej wybranej grupie wiara w osobowego Boga runęła z łoskotem do 7%.
Ve bu seçkin grupta kişisel bir tanrıya inananların oranı % 7'ye düştü.И в этой отдельно взятой группе вера в персонального Бога упала до сокрушительных 7%.