Ana içeriğe geç
Sözlük

seçki ile cümle

seçki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bunlara galaksi âleminin seçkin üyeleri diyorum, çünkü biraz havalılar.Мне нравиться называть их примадоннами галактического мира, потому что они любят покрасоваться.
Bunlara galaksi âleminin seçkin üyeleri diyorum, çünkü biraz havalılar.Обичам да ги наричам примадони на галактическия свят, защото са някак показни.
Bunlara galaksi âleminin seçkin üyeleri diyorum, çünkü biraz havalılar.אני אוהבת לקרוא להן הפרימדונות של עולם הגלקסיות, כיוון שהן גנדרניות כאלה.
Bunlara galaksi âleminin seçkin üyeleri diyorum, çünkü biraz havalılar.احب ان اسميهم السيدة الاولى في عالم المجرات لأنهم نوعاً ما يستعرضون
Bunlara galaksi âleminin seçkin üyeleri diyorum, çünkü biraz havalılar.プリマンドンナと呼びます それは「活動銀河中心核」と呼ばれます
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Ca rezultat, avem această situaţie ciudată în care elitele au scăpat de supravegherea alegătorilor.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Daardoor krijg je een merkwaardige situatie waarbij de elites niet meer door de kiezers worden gecontroleerd.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Então, como resultado, temos uma situação estranha em que as elites sairam fora do controlo dos votantes.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Il risultato è questa situazione molto strana in cui le élite sono al di fuori del controllo degli elettori.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Kết quả của điều đó là bạn ở trong 1 tình huống kì lạ tầng lớp ưu tú thoát khỏi kiểm soát bởi người bầu cử.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.이는 결과적으로 엘리트들은 유권자들을 어쩌지 못하는 아주 이상한 상황을 만들었습니다.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Résultat, on a cette étrange situation, dans laquelle les élites ont échappé au contrôle des électeurs.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.W rezultacie mamy bardzo dziwną sytuację, w której elity są poza kontrolą wyborców.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.В резултат на това, имаме тази много странна ситуация, в която елитът излиза от контрола на гласоподавателите.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.В результате этого складывается очень странная ситуация, когда элита в принципе неподконтрольна голосующим.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.У результаті маємо дуже дивну ситуацію, коли еліти вийшли з-під контролю виборців.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.אז כתוצאה מכך, נוצר מצב מאוד מוזר שבו האליטות יצאו משליטת הבוחרים.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.ونتيجة لذلك لدينا هذا الوضع الغريب الذى خرجت فيه النخبة عن سيطرة الناخبين.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.エリート達が有権者から 自由になっているのです ですから有権者が 投票意欲を失ったとしても
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Aici odihneşte un distins inginer care a inventat velcro."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Aqui descansa o distinto engenheiro que inventou o velcro."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Aquí yace el distinguido ingeniero que inventó el velcro".
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Her ligger en udmærket ingeniør, der opfandt Velcro."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Hier ligt de ingenieur die Velcro uitvond."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Hier ruht ein ausgezeichneter Ingenieur, der Klettverschluss erfand."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Ici gît un éminent ingénieur qui a inventé le Velcro."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Itt nyugszik a kiváló mérnök, aki feltalálta tépőzárat."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""여기 벨크로(매직 테잎)을 발명한 위대한 기술자 잠들다."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Qui giace un distinto ingegnere che ha inventato il Velcro."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Tässä lepää arvostettu insinööri, joka keksi Velcron [tarranauhan]."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Tu leží významný inžinier, ktorý vynašiel suchý zips."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Tu spoczywa wybitny inżynier, który wynalazł rzepy".
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Zde odpočívá významný vynálezce suchého zipu."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Εδώ έγκειται ένας διακεκριμένος μηχανικός ο οποίος εφηύρε το Velcro."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Здесь лежит выдающийся инженер, который изобрёл липучку".
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Тук почива един инженер, отличил се с изобретението на велкрото."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""Тут поховано видатного інженера, що винайшов липучки."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor.""כאן נטמן מהנדס מכובד שהמציא את צמדן הסקוטש."
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor."هنا يرقد المهندس المتميز الذي اخترع الفلكرو
"Burada Velcro'yu icat eden seçkin mühendis yatıyor."しかし 別の人生で あなたが その才能を
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.자, 여기 계신 분들은 엘리트시니까 약 10% 정도가 종교를 갖고 있다고 가정하겠습니다.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Dette er et elite-publikum, og jeg ville derfor forvente, at omkring 10 procent af jer er religiøse.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Koska edessäni on kuulijakunnan eliittiä, olettaisin noin 10 prosentin teistä olevan uskovaisia.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Nah, ini adalah audiens elit, dan saya memperkirakan 10 persen dari Anda semua religius.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Ora, questo è un pubblico selezionato, e quindi mi aspetterei che circa il 10% di voi sia religioso.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Siedzi tutaj elitarna publiczność, więc sądzę, że 10% z was jest wierząca.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Stojím před elitním obecenstvem, takže předpokládám, že zhruba 10 procent z vás je věřících.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.To je elitno občinstvo, zato bi torej pričakoval, da je približno 10 odstotkov vernih.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Toto je elitné obecenstvo, a preto predpokladám, že približne 10 percent z vás sú veriaci.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Αυτό είναι ένα εκλεκτό κοινό, άρα θα περίμενα περίπου 10% από εσάς να είναι θρήσκοι.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Йдемо далі. Ви, мої слухачі, — еліта, і тому я очікую, що приблизно 10 відсотків з вас є релігійними.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Я предполагаю, что в этой элитарной аудитории примерно 10% религиозны.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.אז הקהל כאן הוא העילית, ולכן אני מניח שכ-10% מכם דתיים.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.حسنا، هذا جمع متميز.. وأتوقع نسبة 10% أن تكون متدينة.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.その中で信仰を持っているのは10%ぐらいだろうと思われます 皆さんの多くは おそらく礼儀正しい文化的信条 宗教を 尊重すべきだ という考えに同意していることでしょう
Bu şekilde oldukça seçkin bir topluluk içinde buldum kendimi.Cela me place en illustre compagnie.
Bu şekilde oldukça seçkin bir topluluk içinde buldum kendimi.Damit befinde ich mich in illustrer Gesellschaft.
Bu şekilde oldukça seçkin bir topluluk içinde buldum kendimi.Deci asta mă poziţionează într-o companie ilustră.
Bu şekilde oldukça seçkin bir topluluk içinde buldum kendimi.Điều này đã đưa tôi vào một công ty khá danh tiếng.
Bu şekilde oldukça seçkin bir topluluk içinde buldum kendimi.Dus dit zet me in heel illuster gezelschap.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod