saygın ile cümle

saygın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bir rivayete göre fakir fakat saygın bir aristokrat aileden gelmekteydi.Pocházel z chudé, ale vážené aristokratické rodiny.
Kentte saygın bir senfoni orkestrası da vardır.Město má i vlastní symfonický orchestr.
Kongresi'nde saygınlığı iade edildi.Text byla tedy vrácen do Kongresu.
Orman genişledikce köyde saygınlığım arttı.Jak se rozvíjel hrad, rostla i osada v podhradí.
Burada bilgisi ve edindiği öğrenci topluluğuyla kısa sürede ün ve saygınlık kazandı.Zde si brzy, díky svým schopnostem, získala respekt a uznání.
Aile fertleri arasında sevgi ve saygının çoğalmasını sağladı.Tím získala mezi sestrami větší důvěry a váženosti.
Simyagerler, yüzyıllar boyunca büyük saygınlık gördüler ve destek aldılar.Bakker již více než tři desetiletí obdivován a ceněn.
Proust, belki de 1900´lerin en saygin Fransiz romancisiydi.Aimard patří k nejplodnějším francouzským romanopiscům 19. století.
Aynı zamanda saygın bir kadın hakları eylemcisiydi.Byla též bojovnicí za práva žen.
Bu iki kralın saygınlıkları çok yüksekti.Snaha obou králů byla víceméně úspěšná.
Sovyetler Birliği'nin en saygın kahramanlarından biriydi.Ti patřili k největším přívržencům Jednoty bratrské.
Saygın mağazalar için hediye sertifikaları sıklıkla Japonya'da resmî hediye olarak verilir.Jeho oficiální podobizny často sloužily jako dary pro různé evropské dvory.
Özelikle Çukurovalı âşıklar arasında büyük saygınlığı bulunmaktadır.Oferă sfaturi minuțioase pentru îndrăgostiți.
Barak Baba, sarayda oldukça saygındır.Toată familia se găsi deci în mare favoare la palat.
Tom toplum içinde saygındır.Tom este respectat în societate.
Melankonik ve hüzünlü,bir süperyıldızın trajik saygınlıktan düşüşünü tasvir etmektedir.A dal elégikus és szomorú, bemutatja a szupersztár tragikus aláhullását.
Kongresi'nde saygınlığı iade edildi.A Kongresszust törvényen kívül helyezték.
Adolf Hitler'in gözünde büyük bir saygınlığı vardı.Adolf Hitler irányában viszont kifejezett csodálatot érzett.
Dünyanın en saygın tüm zamanların en iyi gitar virtüözlerinden biri olarak gösterilir.A világ egyik leggyorsabb gitárosaként tartják számon.
Angelou siyahilerin ve kadınların sözcüsü olarak saygınlık kazandı.Művei révén Angelou közismert és nagy tiszteletben álló szószólója lett a feketéknek és a nőknek.
1488'de toplumda oldukça saygın bir yere sahip olan Meryem Ana Kardeşlik Örgütü'ne katıldı.1488-ban már állt benne egy Szűz Mária tiszteletére szentelt oltár.
Lorenzo'nun ölümünden sonra oğlu Piero aynı saygınlığı kazanamadı.Lorenzo tekintélyével szemben Piero semmit sem tudott felmutatni.
Erkekler büyük golf turnuvaları profesyonel golfteki en saygın dört turnuvadır.Major-turnaukset ovat miesten ammattilaisgolfin neljä arvostetuinta kilpailua.
Medici Bankası Avrupa'nın en başarılı ve saygın bankalarından biri olmuştur.Medicien pankki oli Euroopan arvostetuimpia ja menestyneimpiä.
Yaşayan son genrō olarak, 1920'ler ve 1930'larda Japonya'nın en saygın devlet adamıydı.Viimeisenä genrōna hän oli Japanin kunnioitetuin valtiomies 1920- ja 1930-luvuilla.
Doom, underground hip hop dünyasında oldukça saygın bir yere sahiptir.Ajan myötä hän on saanut paljon myönteistä huomiota underground hip hop -piireissä.
Kentte saygın bir senfoni orkestrası da vardır.Kaupungissa toimii sinfoniaorkesteri.
Oyun sıralaması saygınlığa göre yapılır.Turvallisuus syntyy arvostuksen kautta.
TR-808 ayrıca dubstep müzik içinde de saygınlık kazanmaya devam etti.TB-303 vaikutti kuitenkin edelleen elektroniseen tanssimusiikkiin.
Bolkonskiler eski, saygın ve zengin bir ailedir.Fulvuksen suku oli vanha ja rikas.
Aynı zamanda saygın bir kadın hakları eylemcisiydi.Hän toimi aktiivisesti myös naisten oikeuksien puolestapuhujana.
Bu da çıtayı yükseltti - bir bakıma filmi saygınlaştırdı.«Αυτό έβαλε τον πήχη υψηλότερα –κατά κάποιον τρόπο ανύψωσε την ταινία κατά μία έννοια.
Kasabanın saygın büyücüsüdür.Ήταν ο μάγος του χωριού.
Zenginliği, saygınlığı ve gücü temsil eder.Συμβολίζει πλούτο, δύναμη, κύρος και τιμή.
Dört kez Oscar'a aday gösterildiği için saygın bir aktris olarak değerlendirilmektedir.Επίσης, έχει λάβει σαν ηθοποιός άλλες τέσσερις υποψηφιότητες για Όσκαρ.
Kongresi'nde saygınlığı iade edildi.Η θέση του επικυρώθηκε από το Κογκρέσο.
Cambridge dünyanın çoğunlukla en iyi ve en saygın üniversiteleri arasında sayılır.Το Πανεπιστήμιο της Οξφόρδης συγκαταλέγεται στα καλύτερα και αρτιότερα πανεπιστημιακά ιδρύματα του κόσμου.
Sovyetler Birliği'nin en saygın kahramanlarından biriydi.Είναι ένας από τους μεγαλύτερους ήρωες της αμερικανικής κουλτούρας.
1924 yılında kriz bittiğinde "çok daha saygın" olan Münih Teknik Üniversitesi'ne gitti.Da krisen i 1924 var overstået, skiftede han til det "langt mere velanskrevne" Technische Universität München.
Erkekler büyük golf turnuvaları profesyonel golfteki en saygın dört turnuvadır.Majors er de fire mest betydningsfulde turneringer indenfor professionel golf.
General Carville - Yüksek derecede saygın Teksas Eyaleti Ordu Komutanı.General Carville – Højtrespekteret general inden for USA's hær, der kommer fra Texas.
Doom, underground hip hop dünyasında oldukça saygın bir yere sahiptir.Boy Meets World har fået stor succes indenfor underground hiphop.
İsrail’deki modern dans uluslararası saygınlığa sahiptir.Madkulturen i Tokyo har internationalt ry.
Buddha Bar, Paris, Fransa'da bulunan, lüks ve saygın bir restoran-bardır.Man Ray bar er en berømt restaurant-bar i Paris, Frankrig.
Kasabanın saygın büyücüsüdür.Nice Witch of the North.
Baştan çıkarmak, kendine saygının bir biçimidir.Å kjenne seg selv er en dyd.
Erkekler büyük golf turnuvaları profesyonel golfteki en saygın dört turnuvadır.The Masters Tournament er en av de fire store turneringene i profesjonell golf for herrer.
2018 yılında Satranç'ın Sanatsal Değerlerinin Saygın Elçisi olarak ödül aldı.I 2018 mottok han en pris for sitt arbeid som veldedighetsambassadør for kunstneriske verdier ved sjakk.
Sıklıkla Shàngshū yani "Saygın Evrak" (尚書/尚书) veya sadece Shū (書/书) yani "Evrak" olarak da anılır.De kalles også Shàngshū (尚书, Høyt ærede dokumenter), eller i kortform Shū (书).
Uluslararası kariyeri ve saygın itibarı vardır.Den har nasjonalt og internasjonalt ry.
Partinin en güvenilir ve saygın adamlarından biri olarak kabul edilmiştir.Han regnes som en av bevegelsens mest kjente og avholdte hedersmann og leder.
Aynı zamanda saygın bir kadın hakları eylemcisiydi.Fra samme tid var hun også kvinnepolitisk aktiv.
Sovyetler Birliği'nin en saygın kahramanlarından biriydi.Han var en av kommunistenes mest fremgangsrike snikmordere.
Saygını geri kazan, yaşama hakkını da!Bangkitkan kembali hak kalian demi kehormatan, demi hidup!
Beagle 2 Ekim 1836'da Britanya'ya döndüğünde Darwin saygın bir doğabilimci olarak tanınmıştı.Ketika Beagle kembali pada 2 Oktober 1836, Darwin telah menjadi terkenal di kalangan ilmiah.
Camden semtinde olup dünyanın en saygın profesyonel yargıç ve avukat kurullarından biri olarak tanınmaktadır.Badan tersebut diakui sebagai salah satu badan hakim dan pengacara profesional paling prestisius di dunia.
Kasabanın saygın büyücüsüdür.Penyihir di Kota!.
Grup, 1990'lar boyunca, türü içinde en saygın gruplardan biri olarak kalmıştır.Band ini adalah salah satu band yang paling dihormati pada tahun 1990-an.
Parlamenter sistemi olan, saygın bir siyasi varlık haline gelmişti.Sich ini menjadi entitas politik yang memiliki sistem pemerintahan parlementer.
İnsan nezaketi ve onurunu saygin tutmak.Tujuannya untuk memelihara keanggunan dan kehormatan perempuan.

İlgili Sayfalar