saygın ile cümle

saygın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun sonucunda krallık saygınlığını kaybetti.Возможно, что в это время он лишился расположение короля.
Filmin yapımcılarından biri olan Stanley Kramer Hollywood'un saygın liberallerinden biriydi.Стенли Крамер является одним из самых уважаемых режиссёров и продюсеров в Голливуде.
İnsanları son derece çalışkan ve saygındırlar.Каждый человек ценен и заслуживает уважения.
Kongresi'nde saygınlığı iade edildi.Был переизбран в Конгресс.
Sovyetler Birliği'nin en saygın kahramanlarından biriydi.«Я был самым молодым Героем Советского Союза».
I. Gothelo Yukarı ve Aşağı Lorraine Dükü'nün saygınlığını almak için Aşağı ülkeleri ziyaret etti.Генрих I вступил в борьбу за титул герцога Нижней Лотарингии.
Çocuk kitaplarında leylekler anne babaya gösterilen saygının simgesi olarak kullanılmıştır.وقد أستخدمت اللقالق في كتب الأطفال كرمز يظهر الأحترام للوالدين.
Genç kadın, masum bir zenciye ihanet etmesi için tüm saygın insanlar tarafından zorlanmıştır.المرأة الشابة ، أجبرت من طرف أشخاص مرموقين كى تهين الرجل الزنجى البريء .
Aynı zamanda ülkenin en saygın şirketidir.وهي أيضا أكبر شركة في البلاد.
Simyagerler, yüzyıllar boyunca büyük saygınlık gördüler ve destek aldılar.لقد نال الخيميائيون قدراً متناوباً من الاضطهاد والدعم خلال القرون.
Laibon'un saygınlığı sosyal konumundan çok, kişisel becerisinden kaynaklanır.مثل لالا، فإن قدراتها الجسدية بشكل كبير أقوى من القدرات البشرية.
Ve İngiliz biliminin en saygın onur ödüllerine lâyık görülmüştür.ومُنِح أعلى مراتب الشرف في العلوم البريطانية.
Mr. Walter Vincy & Mrs. Lucy Vincy — İmalatçı, saygın bir aile.Walter Vincy e Lucy Vincy – Uma família trabalhadora respeitável.
Beagle 2 Ekim 1836'da Britanya'ya döndüğünde Darwin saygın bir doğabilimci olarak tanınmıştı.Quando o Beagle retornou em 2 de outubro de 1836, Darwin era uma celebridade no meio científico.
Onlar, insanların dürüst, saygın ve güvenilir olduğuna inanırlar.Elas acreditam que as pessoas são basicamente honestas, decentes e dignas de confiança.
Bu durum, senatör aristokrasisinden saygınlığını zorla aldı ve onları giderek daha da kendisine boyun eğdirdi.Isto roubou o prestígio da aristocracia senatorial, e tornou-a cada vez mais subserviente a ele.
Kılıçdaroğlu ise şöyle konuştu: "Milli iradeye duyduğumuz saygının gereği yerine getirildi."A respeito do assunto, declarava: "Somos criadores e não liqüidantes de museus".
Yaşayan son genrō olarak, 1920'ler ve 1930'larda Japonya'nın en saygın devlet adamıydı.Foi o último genrō, e o mais distinguido estadista japonês nas décadas de 1920 e 1930.
Catilina komplosunun en önemli sonucu Populares partisinin saygınlığını yitirmesiydi.O resultado mais importante da conspiração de Catilina foi que os populares tornaram-se desacreditados.
Oğul Jesse, Kansas City barosuna bağlı saygın bir avukat oldu.Jesse, Jr. se tornou um advogado e teve uma carreira de respeitado membro da bancada de Kansas City, Missouri.
Bunun sonucunda krallık saygınlığını kaybetti.A essa altura, a dignidade imperial perdera totalmente seu prestígio.
Macar tarihinde büyük önemi ve saygınlığı olan bir aileye mensuptur.Esconde seu verdadeiro relacionamento com uma pessoa muito importante na história.
Günümüzde Rusya'nın kültür mirası sayılan saygın bir topluluktur.É hoje registrado como uma Propriedade Cultural Importante do Japão.
Ancak, Milletler Cemiyeti uluslararası alandaki saygınlığını yitirmişti.Os liberais perderam seu lugar no Nationalrat.
Doom, underground hip hop dünyasında oldukça saygın bir yere sahiptir.Maar hij heeft nog steeds veel succes in de underground hiphop scène.
Bunun sonucunda krallık saygınlığını kaybetti.Hierna verloor de koning zijn feitelijke macht.
Bir ödülün saygınlığı genellikle ödülü veren kuruluşun mevcut durumuyla doğru orantılıdır.Doorgaans is het geschenk gelijk aan eenmaal de huursom.
İsrail’deki modern dans uluslararası saygınlığa sahiptir.Vandaag is de dansbeweging van internationaal belang.
Proust, belki de 1900´lerin en saygin Fransiz romancisiydi.Soto was waarschijnlijk de meest populaire 19e-eeuwse president van Honduras.
Özellikle eleştirel eserleriyle popüler olmuş ve saygınlık kazanmıştır.Met name zijn kritische en tegelijkertijd constructieve houding werd door de juryleden geprezen.
New Line Cinema, 1967 yılında kurulmuş olan, saygın bir Amerikan film stüdyosudur.New Line Cinema – amerykańska wytwórnia filmowa, założona w 1967 roku.
Bolkonskiler eski, saygın ve zengin bir ailedir.Ogłódkowie byli starą, szanowaną i bardzo patriotyczną czeladzką rodziną.
Aynı zamanda saygın bir kadın hakları eylemcisiydi.Był także gorącym orędownikiem praw kobiet.
Erişim tarihi: 25 Ocak 2009. ^ "Semih Saygıner Kimdir?3 października 2009 – Jesteśmy braćmi?
Bunun sonucunda krallık saygınlığını kaybetti.Kosztowało go to jednak utratę łaski króla.
Aynı yıl, Miller Master Dj Yarışması'ndan sonra EDM sahnesinde kendine saygın bir yer kazandı.W tym samym roku zajął drugie miejsce w konkursie Miller Master DJ Contest.
İsrail’deki modern dans uluslararası saygınlığa sahiptir.Dużą popularnością cieszą się w Izraelu tańce ludowe.
Man Booker Ödülü (İngilizce: Man Booker Prize for Fiction), dünyanın en saygın edebiyat ödüllerinden biri.Whitbread Book Awards – jedna z najbardziej prestiżowych brytyjskich nagród literackich.
Esas, Türk ulusunun saygın ve onurlu bir ulus olarak yaşamasıdır.Jestem obywatelem rosyjskim i próbuję żyć uczciwie i godnie.
Özelikle Çukurovalı âşıklar arasında büyük saygınlığı bulunmaktadır.Tekst opowiada o silnej zażyłości między kochankami.
Küçükhasanlar köyün en büyük en saygın ailelerinden biridir.Społeczność wiejska wybierała spośród dziewcząt najpiękniejszą z nich.
Kongresi'nde saygınlığı iade edildi.Wyniki przekazano kongregacji.
Kentte saygın bir senfoni orkestrası da vardır.Man har även en tämligen känd symfoniorkester.
II. İngiltere-Hollanda Savaşı'nın (1665-1667) başarısızlıkla sonuçlanması, saygınlığını zedeledi.Ett nytt krig med England (1665-67) slutade bättre för landet.
Tersine bütün bunlar Alfonso'nun saygınlığını artırdı.Men det var tvärt emot vad Alfonso hade skrivit i sitt testamente.
Bunun sonucunda krallık saygınlığını kaybetti.Han hade troligen förlorat kungens tillit.
Bu durum, senatör aristokrasisinden saygınlığını zorla aldı ve onları giderek daha da kendisine boyun eğdirdi.Senaten blev alltmer oroad över Caesars stora framgångar och motarbetade honom i allt högre grad.
Dünyanın en saygın tüm zamanların en iyi gitar virtüözlerinden biri olarak gösterilir.Han räknas som sin tids största gitarrist.
TR-808 ayrıca dubstep müzik içinde de saygınlık kazanmaya devam etti.TR-808 var relativt enkel att programmera och sålde bra.
Bazı otoritelerce alanında dünyanın en saygın yarışması kabul edilir.I turneringen deltar de högst rankade lagen i världen.
Aynı zamanda ülkenin en saygın şirketidir.Aínsa är det största samhället i trakten.
Lenobia serttir ama son derece saygındır.Важка ця праця, але почесна.
Tersine bütün bunlar Alfonso'nun saygınlığını artırdı.Ця подія ще більше піднесла потугу альтепетля.
Baştan çıkarmak, kendine saygının bir biçimidir.Піклування про себе сприймає як належне.
Ancak, Milletler Cemiyeti uluslararası alandaki saygınlığını yitirmişti.Таким чином, Хоростків втратив міжнародне сполучення.
Zanaatkarlar, el becerileri nedeniyle tarih boyunca pek çok toplumda saygın bir yere sahip olmuşlardır.Свого часу над тим, щоб досягти відповідного визнання в ООН, працювало багато експертів.
İsrail’deki modern dans uluslararası saygınlığa sahiptir.Сьогоднішнє ставлення міжнародної громадськості до Ізраїлю дуже мене лякає.
Kılıçdaroğlu ise şöyle konuştu: "Milli iradeye duyduğumuz saygının gereği yerine getirildi."Podle serveru Lidovky.cz doslova uvedl: "Oni nás sem vyslali do rady a my k nim máme určité povinnosti."
Yaşayan son genrō olarak, 1920'ler ve 1930'larda Japonya'nın en saygın devlet adamıydı.Jako poslední žijící genrō byl nejctěnějším japonským státníkem dvacátých a třicátých let.
Üçüncü parfümüne, gruba duyduğu saygının bir sonucu olarak Killer Queen adını verdi.Kapele se odvděčila tím, že svou třetí vůni pojmenovala Killer Queen.

İlgili Sayfalar