Bunu biyokontrol savunucuları ve uygulayıcılarıAlso sage ich im Namen all der
Bunu biyokontrol savunucuları ve uygulayıcıları이자리에서 모든 자연방제를
Bunu biyokontrol savunucuları ve uygulayıcılarıואני אומר זאת בשם כל
Bunu biyokontrol savunucuları ve uygulayıcılarıلذالك انا أتكلم بالنيابة عن المكافحة البيولوجية
Bunu biyokontrol savunucuları ve uygulayıcıları全てのバイオ・コントロール
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Astfel, atacul e mai periculos. Pentru că cel care se apără nu știe împotriva cui să riposteze.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Daje to olbrzymią przewagę atakującemu, ponieważ obrońca nie wie przeciw komu walczy.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Dette giver en kolossal fordel til angriberen, fordi forsvaren ikke ved, hvem han skal kæmpe i mod.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.E questo offre un enorme vantaggio all'aggressore perché il difensore non sa contro chi combattere.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Esto le da una ventaja enorme al atacante porque quien se defiende no sabe contra quién luchar.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Ez egy óriási előnyhöz juttatja a támadót, mert aki védekezik, nem tudja, ki ellen harcol.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Ini memberi keuntungan besar bagi penyerang, karena yang diserang tidak tahu siapa yang harus dibalas.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Isto dá uma vantagem tremenda ao atacante, porque o alvo do ataque, não sabe contra quem responder.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.이는 공격을 하는 측에 막대한 이득이 됩니다. 왜냐하면 수비 진영이 누구를 상대로 싸우는지 모를 뿐 아니라
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.To dává ohromnou výhodu útočníkovi, protože obránce neví, s kým má bojovat.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Това дава огромно предимство на нападащия, понеже защитаващия се не знае срещу кого да се бори.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Это даёт огромное преимущество нападающему, потому что обороняющийся не знает, на кого нападать в ответ.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.זה נותן יתרון עצום לתוקף, מפני שהמגן לא יודע נגד מי להילחם בחזרה.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.وهذا يعطي ميزة هائلة للمهاجم، لأن المدافع لا يعرف ضد من عليه ان يقاتل.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.被害者側は報復の 対象を定めることができないのです 報復相手を見誤れば
"Direniţi Pasifize Etmek" Özellikle Kuzey Amerika'da, pasifistler ve ţiddetsizlik savunucularýnýn,Картина IV
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Była najbardziej stanowczym adwokatem praw kobiet o jakim kiedykolwiek słyszałam.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Ea a fost cel mai hotărât activist pentru drepturile femeii de care am auzit.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Ella era la defensora más resuelta de los derechos de las mujeres de quien yo haya oído jamás.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Elle était la militante la plus déterminée des droits de la femme qu'il m'ait été donné d'entendre.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Era la sostenitrice dei diritti delle donne più determinata che avessi mai sentito.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.그녀는 제가 들어본 한 가장 단호한 여성인권 옹호자였어요
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Ő volt a legelszántabb női jogi aktivista, akit valaha is hallottam.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Sie war die entschlossenste Fürsprecherin für Frauenrechte, die ich jemals gehört habe.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Ze was de meest vastberaden pleiter voor vrouwenrechten die ik ooit gehoord had.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Ήταν η πιο αποφασισμένη υπερασπιστής των δικαιωμάτων των γυναικών που είχα ακούσει ποτέ.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Она была самой решительной защитницей прав женщин, что я когда-либо встречала.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Тя беше най-решителната адвокатка за правата на жените, която някога съм чувала.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.היא הייתה התומכת הגדולה ביותר בזכויות נשים שאי-פעם שמעתי.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.كانت أكثر الداعيات إصرارا لحقوق المرأة رأيتها في حياتي.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.女性の権利の擁護者でした。 彼女は私にアフガニスタンでは女性達が隠れて
Görüş ve savunuculuk piyasasında dinamikler vardır: bugüne kadar kimseEs gibt Dynamiken in der Meinung und Interessensmärkte: Niemand hat jemals Zuseher, Befürworter und
Görüş ve savunuculuk piyasasında dinamikler vardır: bugüne kadar kimseJe jistá dynamika na trhu obhajoby: nikdo nikdy nezískal pozorovatele, advokáty a sponzory výrokem
Görüş ve savunuculuk piyasasında dinamikler vardır: bugüne kadar kimse그 누구도 다음과 같이 이야기해서는 관심있는 사람이나 옹호자와
Görüş ve savunuculuk piyasasında dinamikler vardır: bugüne kadar kimseיש דינמיקה בבורסות הדעות והתמיכה: איש מעולם לא הצליח למשוך צופים, תומכים ותורמים
Görüş ve savunuculuk piyasasında dinamikler vardır: bugüne kadar kimseوأسواق الناشطين : لم يستطيع أحد أن يغري المراقبين , الناشطين
Görüş ve savunuculuk piyasasında dinamikler vardır: bugüne kadar kimse支持や支援を集めることはできません (笑)
(Gülüşmeler) (Alkış) Ve o zamandan beri fikrin savunucusu oldu.(Śmiech) (Oklaski) i od tej pory stał się gorącym orędownikiem naszej sprawy
Hak savunucusu Ahmed Mansoor, BAE mahkemesinde görülüyorDefensor de derechos Ahmed Mansoor comparece ante corte de Emiratos Árabes Unidos
Hak savunucusu Ahmed Mansoor, BAE mahkemesinde görülüyorLe défenseur des droits humains Ahmed Mansoor comparaît devant un tribunal émirati
Hak savunucusu Ahmed Mansoor, BAE mahkemesinde görülüyorΟ υπερασπιστής των δικαιωμάτων Ahmed Mansoor ενώπιον δικαστηρίου των ΗΑΕ
Hak savunucusu Ahmed Mansoor, BAE mahkemesinde görülüyorПравозащитник Ахмет Мансур предстал пред судом ОАЭ
Hak savunucusu Ahmed Mansoor, BAE mahkemesinde görülüyorمحامي حقوق الانسان أحمد منصور يظهر في محكمة إماراتية
"herşey daha iyiye gidiyor" diyerek izleyici, savunucu ve bağışçıların dikkatini çekmemiştir."Las cosas parecen ir mejorando cada vez más".
"herşey daha iyiye gidiyor" diyerek izleyici, savunucu ve bağışçıların dikkatini çekmemiştir."les choses vont de mieux en mieux."
"herşey daha iyiye gidiyor" diyerek izleyici, savunucu ve bağışçıların dikkatini çekmemiştir."rzeczy mają się coraz, coraz lepiej".
"herşey daha iyiye gidiyor" diyerek izleyici, savunucu ve bağışçıların dikkatini çekmemiştir."As coisas parecem estar cada vez melhores."
"herşey daha iyiye gidiyor" diyerek izleyici, savunucu ve bağışçıların dikkatini çekmemiştir."csak úgy tűnik, mintha a dolgok egyre jobban és jobban mennének."
"herşey daha iyiye gidiyor" diyerek izleyici, savunucu ve bağışçıların dikkatini çekmemiştir."dingen gewoon beter en beter lijken te worden."
"herşey daha iyiye gidiyor" diyerek izleyici, savunucu ve bağışçıların dikkatini çekmemiştir.기부자들을 모을수 없습니다. "세상은 점점 더 좋아지는것 같아요."
"herşey daha iyiye gidiyor" diyerek izleyici, savunucu ve bağışçıların dikkatini çekmemiştir.Spender angezogen indem gesagt wurde "Es sieht so aus als würden die Dinge immer besser und besser werden."
"herşey daha iyiye gidiyor" diyerek izleyici, savunucu ve bağışçıların dikkatini çekmemiştir."zdá se, že se věci neustále zlepšují."
"herşey daha iyiye gidiyor" diyerek izleyici, savunucu ve bağışçıların dikkatini çekmemiştir."нещата излгежда стават все по-добре, и все по-добре."
"herşey daha iyiye gidiyor" diyerek izleyici, savunucu ve bağışçıların dikkatini çekmemiştir.בכך שאמר: נראה שהמצב רק הולך ומשתפר.
"herşey daha iyiye gidiyor" diyerek izleyici, savunucu ve bağışçıların dikkatini çekmemiştir.والمتبرعين ويقول " الأحداث تبدو أنها تتخذ وضع أفضل فأفضل . "