Ana içeriğe geç
Sözlük

savunu ile cümle

savunu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Raşi gibi bazı kişiler onun bilinmeyen "Tanrı adamı" olduğunu savunur.Allerdings gibt es einige Menschen, die ihn als falschen Gott stürzen wollen.
2013 yılında Uluslararası Af Örgütü tarafından İnsan Hakları Savunucusu Ödülüne aday gösterildi.2013 wurde ihm der Menschenrechtspreis der Vereinten Nationen verliehen.
Sosyal ve ekolojik sorunların çözülmesinin denenmesi gerektiğini savunur.In dem Bereich tätige Unternehmen sollen soziale und ökologische gesellschaftliche Probleme lösen.
Çiftler bölgelerini savunurlar.Die Männchen verteidigen ihre Territorien.
Suriyeli önemli insan hakları savunucularından biridir.Amnesty International wirft ihnen gravierende Menschenrechtsverletzungen vor.
Sergei ise bunun yanlış olduğunu savunur ve ikisi mücadele etmeye başlarlar.Greta hat davon natürlich keine Ahnung und die Beiden beginnen zu kämpfen.
Kürtajın yasaklanması gerektiğini savunur.Blattbehandlungen sind verboten.
Daha sert ve daha az liberal politikaların savunucusudur.Verluste hatten vor allem die Linksliberalen und die kleineren Parteien.
Kuzey-batıdan gelecek bir taarruz, savunulabilecek doğal mevziler vardır.Im Norden des Ortes befindet sich der unter Naturschutz stehende Neuteich.
Clark ateşli bir hayvan hakları savunucusuydu.Johnson war ein überzeugter Umweltschützer.
İlk olarak saldırılan Chitor kalesi Rana Ratan Singh tarafından başarıyla savunulur.Schließlich kann er sich an dem Mörder Jai Singh Rana rächen.
Bu durumun adaleti bozduğunu, güçlüyü daha güçlü yaptığını savunur.Er argumentiert anders: Die Gerechtigkeit hat dem Vorteil des Stärkeren zu dienen.
Osowiec yaklaşımları, Alman kuvvetleri tarafından şiddetle savunuldu.Die Abwehrmaßnahme wurde ausdrücklich durch die deutsche Führung gebilligt.
Özellikle fikirlerin özgür bir şekilde ifade edilebilmesini savunuyordu.Seine Bilder kreierte er in der Regel in freier Natur.
Arghezi, birkaç savunucusundan biri olmaktan gurur duydu.Arghezi mis une certaine fierté à être l'un de ses rares défenseurs.
Danimarka'da son mermi kalana kadar savunulması gerektiğini emretti.Il a en outre ordonné que le Danemark doit être défendu jusqu'à la dernière balle.
Tarih boyunca ordu, ülkenin savunulmasında önemli bir rol oynamıştır.L'armée a eu et a toujours un rôle très important dans la politique intérieure du pays.
Kent kısa sürede düştü ancak van Coehoorn tarafından savunulan hisar 30 Haziran'a dek geçit vermedi.La ville tombe rapidement mais la citadelle, défendue par Menno van Coehoorn, ne se rendra que le 30 juin.
İç savaş sırasında Astrahan'ın savunulmasında görev aldı.Durant la Guerre Civile, il participe à la défense d'Astrakhan.
Buna karşın İtalya, sınırın tam zirve üzerinden geçtiğini savunur.L'Italie considère que la frontière passe par le sommet.
Erkek saldırgan bir tutumla, beslenme bölgesi içindeki yerleri savunur.Le mâle défend avec agressivité les places d’alimentation situées dans son territoire.
Kaçmaya çalışırken binalara ulaşamayan savunucular Meksikalı süvariler tarafından öldürüldüler.Les défenseurs qui n'y parvinrent pas furent massacrés par la cavalerie mexicaine.
2012 yılında seçildi, Brian Sims aynı zamanda bir avukat ve LGBT sivil hakları savunucusu.Élu en 2012, Sims est avocat de profession et un défenseur des droits des homosexuels.
Çiftler bölgelerini savunurlar.Le couple défend fermement son territoire.
Ekonomik olarak ise sosyal piyasa ekonomisini savunur.En termes politiques, disons qu’il s'agit de l'économie sociale de marché.
Liberaller serbest ticareti savunuyorlardı.Les nouveaux libéraux se sont prononcés en faveur du libre-échange.
1805 - William Hyde Wollaston,Perküsyon Gücünde enerjinin korunumu savunur.1806 – William Hyde Wollaston argumente la conservation de l'énergie.
Temsilcilerinin çoğu, ırk ayrımını savunurlar.Beaucoup de gens croient que j'appartiens à la race des diviseurs.
Radikal demokrasi kavramını savunur.Interprétation de l'idée démocratique.
2013 yılında Uluslararası Af Örgütü tarafından İnsan Hakları Savunucusu Ödülüne aday gösterildi.2013 - Prix des droits de l'homme remis par l'ONU.
Gassendi'nin takipçilerinden Cyrano de Bergerac, liberten düşüncenin en önde gelen savunucularındandır.Cyrano de Bergerac, disciple de Pierre Gassendi, est le représentant le plus éminent de la pensée libertine.
Bonus savununan kuvvetlerin genel komutanıydı.Bonus est le commandant en chef des défenseurs.
Gaga dünya genelindeki LGBT haklarının açık sözlü bir savunucusudur.Gaga est une personnalité soutenant très activement les droits LGBT partout dans le monde,,.
1971'de insan hakları savunucularından Yelena G. Bonner ile evlendi.Il épouse alors, en 1972, l'activiste pour la défense des droits de l'homme, Elena Bonner.
Juran, sorunların yüzde 80’inin, olası sebeplerin yüzde 20’si tarafından oluştuğu ilkesini savunur.Juran en tire l'idée que, pour un phénomène, 20 % des causes produisent 80 % des effets.
Albümdeki şarkılar genellikle "Thug Yaşamtarzı"nı kutlar ve savunur havadadır.Les chansons de cet album sont, en majorité, une célébration de la « vie de voyou » (thug lifestyle).
Mantıkçı Matematik yaklaşımı ise Bertrand Russell ve Gottlob Frege tarafından savunulmuştur.Le logicisme a été prôné notamment par Gottlob Frege et Bertrand Russell.
Aralarında 2003 yılında Nobel Barış Ödülü kazanan Shirin Ebadi'ninde bulunduğu bir grupp tarafından savunuldu.La plus notable de ces récompenses est le prix Nobel qui a été accordé à Shirin Ebadi en 2003.
Parti, özgürlük ve eşitlik mücadelesini birlikte yürütmeyi savunur.Celui-ci proclame se battre pour la liberté et l’égalité.
Bu grup doğum kontrolünü ve kürtajı savunuyordu.Il est un partisan de la contraception et du contrôle des naissances.
Bir anarşist kol ise şiddeti savunur.Fervent anarchiste, il soutenait la révolution.
Beauvoir kadınların özgür olma yetilerini sınırlandıran somut bir durum içinde yer aldıklarını savunur.Beauvoir analyse dans cette partie les attitudes que les femmes adoptent souvent pour fuir leur liberté.
11 Eylül'de Polonya'nın başkentinin her ne pahasına olursan olsun savunulmasını emretti.À Brest, alors ville polonaise, le 11 septembre, il ordonna à Varsovie de se défendre à tout prix.
Bir hayvan hakları savunucusudur.Des avocats sont nommés en défense des animaux.
Kopernik'in fikri Galileo ve Kepler tarafından savunuldu, geliştirildi ve düzeltildi.Près d'un siècle plus tard, cette idée est défendue, étendue et corrigée par Galilée et Kepler.
Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz.Je meurs pour défendre les droits de ma patrie.
Günümüzde çapraz sorgunun adil ve objektif bir yargılama için zorunluluk olduğu savunulmaktadır.Actif décidé à se défendre lorsque sa cause est honnête et juste.
Almanya, Avrupa ekonomik ve siyasi bütünleşme hareketinin sıkı bir savunucusudur.Le pays participe activement à la construction de l'Europe politique et économique.
Mike Patton da aynı zamanda noise rock sahnesinin savunuculuğunu yapmaktadır.Mike Patton est également contributeur de la scène noise rock grâce au label Ipecac.
Bazı bilim adamları ise eserin 5. asırda yazıldığını savunurlar.Les héros l'affrontent lors de la légende 5.
Kendisi milliyetçi ve Yahudi aleyhtarı; aktif bir Nazi ideoloji savunucusudur.La première est essentiellement juive et défend une position pro-israélienne.
Jacques de Molay’a göre bu fikir savunulabilir değildi.Concernant l'union des ordres, Jacques de Molay rejette toute idée de fusion.
Edebiyatta en önemli savunucusu Emmanuel Mounier’dir.Son adversaire dans la primaire est l'homme d'affaire Levi Tillemann.
Şehrin savunucuları kaçmak zorunda kaldılar.Les défenseurs du parlement avaient dû abandonner.
Polonya Cumhuriyeti'nin tüm vatandaşlarının korunması ve savunulması.La defensa y protección de todos los ciudadanos de la República de Polonia.
Hep beni savunuyorsunuz, şimdi bunu haklı çıkaracak harika şarkılarım var.Ustedes siempre me apoyan, por lo que ahora ustedes tienen algunas canciones muy buenas que lo justifican.
Almanya, Avrupa ekonomik ve siyasi bütünleşme hareketinin sıkı bir savunucusudur.Alemania es un defensor de la integración económica y política europea más estrecha.
Son olarak, onun biricik dostu ve savunucusu dul prenses seçmen Sophia 1714 yılında öldü.Finalmente, su querida amiga y defensora, la dignataria electora Sofía de Wittelsbach, murió en 1714.
Alan Moore, Frank Miller ve birçok çağdaş sanatçı, Kirby'nin gönüllü savunucusu olmuşlardır.Alan Moore, Frank Miller, y muchos otros artistas contemporáneos abogaron a favor de Kirby.
Onun isteği mülkiyet hakkını yok etmek, ben ise onu savunuyorum.Ella desea destruir el derecho de propiedad, yo deseo de hacerlo valer.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
savunu ile cümle - Sayfa 8 - savunu kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App