İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:Den første gruppe af forsvarere kom sammen, og jeg husker stadig, da jeg trænede, sagde jeg,
İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:El primer grupo de defensores se reunió y todavía recuerdo que durante la capacitación pregunté:
İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:Il primo gruppo di difensori si riunì e io ricordo ancora che, durante l'addestramento, chiesi:
İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:변호인들의 첫번째 그룹이 연합했고 제가 교육을 하고 있을때를 저는 여전히 기억하는데, 제가 말하길,
İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:Összegyűlt a védők első csoportja, és máig emlékszem, hogy amikor oktattam őket, azt kérdeztem:
İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:Pierwsza grupa obrońców przyszła razem, i do dziś pamiętam, jak podczas szkolenia zapytałam:
İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:Primul grup de apărători s-a adunat şi încă îmi amintesc cum, predând, am spus:
İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:Prva skupina zagovornikov je prišla skupaj in še se spomnim treninga, na katerem sem rekla:
İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:Quando os primeiros advogados se juntaram, ainda me lembro de lhes perguntar enquanto os formava:
İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:Перша група захисників зібралась разом і я досі пригадую, як я їх навчала питаючи:
İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:Първата група от правозащитници се събраха и аз все още си спомням, докато ги обучавах, запитах:
İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:Собралась первая группа защитников, и я все еще помню, как я сказала, во время обучения:
İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:קבוצת הסנגורים הראשונה התקבצה ואני עדיין זוכרת, כשהדרכתי, אמרתי
İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:أول مجموعة للمكافحين إجتمعوا سويا ومازلت أذكر، بينما كنت أدربهم، قلت
İlk grup savunucuları bir araya geldik ve hatırlıyorum, eğitim görürken dedim ki:育成任務にあたっていて覚えているのですが 「調査はどのように行なっているのですか?」と訊ねると
İnsan hakları savunucusu Cencos'un ifadesiyle Adame 2017 yılında Meksika'da öldürülen yedinci haberci oldu.Útoky na novináře v Mexiku nemají dopad jen na samotné reportéry.
İnsan hakları savunucusu Cencos'un ifadesiyle Adame 2017 yılında Meksika'da öldürülen yedinci haberci oldu.Заявление, опубликованное на самом канале 6TV, характеризует Адаме следующим образом:
İranlı avukat ve insan hakları savunucusu Mohammad Mostafai şöyle konuştuMohammad Mostafai, seorang pengacara asal Iran dan pejuang hak asasi manusia mengatakan :
İranlı avukat ve insan hakları savunucusu Mohammad Mostafai şöyle konuştuMohmmad Mostafai, irański prawnik i obrońca praw człowieka mówi:
İranlı avukat ve insan hakları savunucusu Mohammad Mostafai şöyle konuştuMohmmad Mostafai, uma advogada iraniana e defensora dos direitos humanos disse
İranlı avukat ve insan hakları savunucusu Mohammad Mostafai şöyle konuştuMohmmad Mostafai, un abogado iraní y defensor de los derechos humanos dice :
İranlı avukat ve insan hakları savunucusu Mohammad Mostafai şöyle konuştuMohmmad Mostafaï, un avocat iranien et défenseur des droits de l'homme dit :
İranlı avukat ve insan hakları savunucusu Mohammad Mostafai şöyle konuştuΟ Mohmmad Mostafaï, ένας Ιρανός δικηγόρος και υπερασπιστής των ανθρώπινων δικαιωμάτων λέει :
İranlı avukat ve insan hakları savunucusu Mohammad Mostafai şöyle konuştuمحمد مصطفاي، محامٍ إيراني ومدافع عن حقوق الإنسان يقول :
İşte Amerika bunu savunuyor; işte biz bu sonuç için çaba sarf ediyoruz.Dafür steht Amerika;
İşte Amerika bunu savunuyor; işte biz bu sonuç için çaba sarf ediyoruz.Suníes y alauitas; kurdos y cristianos. Eso es lo que América representa.
İşte Amerika bunu savunuyor; işte biz bu sonuç için çaba sarf ediyoruz.هذة هي النتيجة التي سنعمل لها مع مع العقوبات والعواقب التي تترتب على هولاء المضطهدين
İşte Amerika bunu savunuyor; işte biz bu sonuç için çaba sarf ediyoruz.共通の利益のために努力する人々を 援助し 支持します
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››Aprended a hacer el bien, buscad el derecho, reprended al opresor, defended al huérfano, amparad a la viuda
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››선행을 배우며 공의를 구하며 학대 받는 자를 도와주며 고아를 위하여 신원하며 과부를 위하여 변호하라 하셨느니라
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››lær det gode, læg Vind på, hvad Ret er; hjælp fortrykte, skaf faderløse Ret, før Enkens Sag!
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››Leer goed te doen, wees rechtvaardig en help de armen, de wezen en de weduwen.
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››učite se delati dobro, iščite pravice, tlačenemu pomagajte, pravico sodite siroti, potezajte se za vdovo!
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››Učte sa dobre robiť, hľadajte súd, dopomáhajte utlačenému k právu, súďte súd siroty, zastaňte sa práva vdovy.
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››научитесь делать добро, ищите правды, спасайте угнетенного, защищайте сироту, вступайтесь за вдову.
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››למדו היטב דרשו משפט אשרו חמוץ שפטו יתום ריבו אלמנה׃
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››تعلموا فعل الخير اطلبوا الحق انصفوا المظلوم اقضوا لليتيم حاموا عن الارملة.
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››學 習 行 善 . 尋 求 公 平 、 解 救 受 欺 壓 的 、 給 孤 兒 伸 冤 、 為 寡 婦 辨 屈
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››學習 行善 . 尋求 公平 、 解救 受 欺壓 的 、 給孤 兒 伸冤 、 為寡婦 辨屈
Joseph Lister çok şüpheli ameliyatlar için asepsinin ya da sterilitenin en büyük savunucusuydu.Joseph Lister byl největší obhájce antisepse, neboli sterility, vůči vskutku velice skeptické spoustě lékařů.
Joseph Lister çok şüpheli ameliyatlar için asepsinin ya da sterilitenin en büyük savunucusuydu.Joseph Lister era el mayor defensor de la asepsia o esterilidad, ante el muy muy escéptico grupo de cirujanos.
Joseph Lister çok şüpheli ameliyatlar için asepsinin ya da sterilitenin en büyük savunucusuydu.Joseph Lister là người ủng hộ cho kĩ thuật vô trùng trước những hoài nghi của rất nhiều bác sĩ phẫu thuật
Joseph Lister çok şüpheli ameliyatlar için asepsinin ya da sterilitenin en büyük savunucusuydu.죠셉 리스터는 무균술이나 멸균술을 강하게 주장했었지만 이에 대해 대부분의 외과의들은 회의적이었습니다.
Joseph Lister çok şüpheli ameliyatlar için asepsinin ya da sterilitenin en büyük savunucusuydu.ג'וזף ליסטר היה התומך הנלהב ביותר של אי-הזיהום או הסטריליות מול חבורת מנתחים מאד מאד סקפטית
Joseph Lister çok şüpheli ameliyatlar için asepsinin ya da sterilitenin en büyük savunucusuydu.كان "جوزيف ليستر" يميل الى التعقيم أي من اشد المؤيدين لاستخدام التعقيم ضدّ مجموعة من الجراحين المشككين
Joseph Lister çok şüpheli ameliyatlar için asepsinin ya da sterilitenin en büyük savunucusuydu.非常に疑い深い外科医たちに 無菌学や滅菌学を強く提唱していました 最終的にはそれが行われ始めました
Kanadalıların bunu kabul etmesinin tek sebebi hükümet içinde bir savunucun olmasıLa única razón los canadienses siguen con esto es porque... parece que usted tiene un defensor en su gobierno.
Kanadalıların bunu kabul etmesinin tek sebebi hükümet içinde bir savunucun olmasıあなたが彼らの政府に提唱したからみたい。 もし誰かわかったら、
‹Kendim için ve kulum Davutun hatırı için Bu kenti savunup kurtaracağım› diyor.››Bo będę bronił miasta tego, i zachowam je sam dla siebie, i dla Dawida, sługi mego.
‹Kendim için ve kulum Davutun hatırı için Bu kenti savunup kurtaracağım› diyor.››Căci Eu voi ocroti cetatea aceasta ca s'o mîntuiesc, din pricina Mea, şi din pricina robului Meu David.`
‹Kendim için ve kulum Davutun hatırı için Bu kenti savunup kurtaracağım› diyor.››căci Eu voi ocroti cetatea aceasta ca s'o scap, din pricina Mea, şi din pricina robului Meu David!.``
‹Kendim için ve kulum Davutun hatırı için Bu kenti savunup kurtaracağım› diyor.››Denn ich will diese Stadt schützen, daß ich ihr aushelfe um meinetwillen und um meines Dieners David willen.
‹Kendim için ve kulum Davutun hatırı için Bu kenti savunup kurtaracağım› diyor.››És megoltalmazom e várost, hogy megtartsam azt, én érettem és Dávidért, az én szolgámért.
‹Kendim için ve kulum Davutun hatırı için Bu kenti savunup kurtaracağım› diyor.››És megoltalmazom e várost, hogy megtartsam azt én magamért és szolgámért, Dávidért!
‹Kendim için ve kulum Davutun hatırı için Bu kenti savunup kurtaracağım› diyor.››"Ik zal deze stad genadig zijn, haar redden terwille van mijn naam en die van mijn dienaar David."
‹Kendim için ve kulum Davutun hatırı için Bu kenti savunup kurtaracağım› diyor.››Io proteggerò questa città e la salverò, per riguardo a me stesso e al mio servo Davide
‹Kendim için ve kulum Davutun hatırı için Bu kenti savunup kurtaracağım› diyor.››Jeg værner og frelser denne By for min og min Tjener Davids Skyld!
‹Kendim için ve kulum Davutun hatırı için Bu kenti savunup kurtaracağım› diyor.››Je protégerai cette ville pour la sauver, A cause de moi, et à cause de David, mon serviteur.
‹Kendim için ve kulum Davutun hatırı için Bu kenti savunup kurtaracağım› diyor.››Kajti branil bom to mesto, da ga rešim, zaradi sebe in zaradi Davida, svojega hlapca.
‹Kendim için ve kulum Davutun hatırı için Bu kenti savunup kurtaracağım› diyor.››대저 내가 나를 위하며 내 종 다윗을 위하여 이 성을 보호하며 구원하리라 하셨나이다