Ana içeriğe geç
Sözlük

savunu ile cümle

savunu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."Este cu adevărat îngrozitor", murmură ea sa se, "modul în toate creaturile susţin.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar.'E' veramente terribile, 'mormorò a se stessa,' il modo in cui tutte le creature sostengono.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."Ez tényleg szörnyű," motyogta magában, "ahogy minden teremtmény vitatkozni.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar.'Het is echt vreselijk,' mompelde ze in zichzelf, 'de manier waarop alle schepselen stellen.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."Ini benar-benar mengerikan," gumamnya pada dirinya sendiri, 'cara semua makhluk berdebat.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."Je to naozaj hrozné," zamrmlala si pre seba, "ako tvrdí všetky stvorenia.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."Je to opravdu hrozné," zamumlala si pro sebe, "jak tvrdí všechna stvoření.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar.'그것이 정말 무서운이야,'그녀가 자신에게 중얼 거 렸 잖아 '방식은 모든 생물은 주장한다.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."Nó thực sự đáng sợ," cô lẩm bẩm một mình, tất cả các sinh vật tranh luận.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."Se on todella hirvittävää," hän mutisi itsekseen, "miten kaikki olennot väittävät.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."To je res grozno," je zamrmral, da sama, "način, vse trdijo bitja.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."To naprawdę straszne," mruknęła do siebie, "sposób wszystkich stworzeń twierdzą.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."Είναι πραγματικά τρομερό", μου μουρμούρισε στον εαυτό της, "ο τρόπος υποστηρίζουν όλα τα πλάσματα.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."Това е наистина ужасен", промърмори тя на себе си, начина, по който всички същества твърдят.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."Це дійсно жахливо, пробурмотіла вона про себе," як усі істоти сперечатися.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."Это действительно ужасно, пробормотала она про себя," как все существа спорить.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."זה באמת נורא," היא מלמלה לעצמה, "כל הדרך היצורים להתווכח.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar."إنه حقا الرهيبة ،' انها تمتم لنفسها ، "الطريق يجادل جميع المخلوقات.
'Bu gerçekten korkunç, "diye mırıldandı kendi kendine,' yol tüm yaratıklar savunuyorlar.これは1つをうんざりさせるに充分だ!"
Bunu biyokontrol savunucuları ve uygulayıcılarıAlso sage ich im Namen all der
Bunu biyokontrol savunucuları ve uygulayıcıları이자리에서 모든 자연방제를
Bunu biyokontrol savunucuları ve uygulayıcılarıואני אומר זאת בשם כל
Bunu biyokontrol savunucuları ve uygulayıcılarıلذالك انا أتكلم بالنيابة عن المكافحة البيولوجية
Bunu biyokontrol savunucuları ve uygulayıcıları全てのバイオ・コントロール
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Astfel, atacul e mai periculos. Pentru că cel care se apără nu știe împotriva cui să riposteze.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Daje to olbrzymią przewagę atakującemu, ponieważ obrońca nie wie przeciw komu walczy.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Dette giver en kolossal fordel til angriberen, fordi forsvaren ikke ved, hvem han skal kæmpe i mod.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.E questo offre un enorme vantaggio all'aggressore perché il difensore non sa contro chi combattere.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Esto le da una ventaja enorme al atacante porque quien se defiende no sabe contra quién luchar.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Ez egy óriási előnyhöz juttatja a támadót, mert aki védekezik, nem tudja, ki ellen harcol.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Ini memberi keuntungan besar bagi penyerang, karena yang diserang tidak tahu siapa yang harus dibalas.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Isto dá uma vantagem tremenda ao atacante, porque o alvo do ataque, não sabe contra quem responder.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.이는 공격을 하는 측에 막대한 이득이 됩니다. 왜냐하면 수비 진영이 누구를 상대로 싸우는지 모를 뿐 아니라
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.To dává ohromnou výhodu útočníkovi, protože obránce neví, s kým má bojovat.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Това дава огромно предимство на нападащия, понеже защитаващия се не знае срещу кого да се бори.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Это даёт огромное преимущество нападающему, потому что обороняющийся не знает, на кого нападать в ответ.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.זה נותן יתרון עצום לתוקף, מפני שהמגן לא יודע נגד מי להילחם בחזרה.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.وهذا يعطي ميزة هائلة للمهاجم، لأن المدافع لا يعرف ضد من عليه ان يقاتل.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.被害者側は報復の 対象を定めることができないのです 報復相手を見誤れば
Bu savunulacak bir şey değil, ama bununla ilgili tepkilerinizi sonra duymak isterim.저는 그래서는 안 된다고 봅니다. 나중에 그에 대한 여러분의 답변이든 무슨 반응이든 꼭 들었으면 좋겠습니다만.
Bu savunulacak bir şey değil, ama bununla ilgili tepkilerinizi sonra duymak isterim.Takiej postawy nie da się chyba obronić i bardzo ciekawi mnie wasza opinia.
Bu savunulacak bir şey değil, ama bununla ilgili tepkilerinizi sonra duymak isterim.איני חושב שראוי לצדד בכך, אך אשמח מאד לקבל את תשובותיכם לכך, כל תגובה שהיא, מאוחר יותר.
Bu savunulacak bir şey değil, ama bununla ilgili tepkilerinizi sonra duymak isterim.لا اعتقد أنه بالامكان الدفاع عن ذلك، وسأكون سعيدا لمعرفة ردكم على ذلك ..أية ردة فعل عن ذلك.. بعدها.
Bu savunulacak bir şey değil, ama bununla ilgili tepkilerinizi sonra duymak isterim.後で皆さんの意見を伺えると嬉しいです では話を進めましょう
"Direniţi Pasifize Etmek" Özellikle Kuzey Amerika'da, pasifistler ve ţiddetsizlik savunucularýnýn,Картина IV
Dorlad , oğlum. Bizi savunurken öldürüldü.Dorlad, min son, höggs ner försvarandes oss.
Drachma ile sınırımızı o savunuyor...Han forsvarer grænsen til Drachma.
Drachma ile sınırımızı o savunuyor...-joka puolustaa Drachman rajaamme.
Drachma ile sınırımızı o savunuyor...-som försvarar gränsen mot Drachma.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Była najbardziej stanowczym adwokatem praw kobiet o jakim kiedykolwiek słyszałam.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Ea a fost cel mai hotărât activist pentru drepturile femeii de care am auzit.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Ella era la defensora más resuelta de los derechos de las mujeres de quien yo haya oído jamás.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Elle était la militante la plus déterminée des droits de la femme qu'il m'ait été donné d'entendre.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Era la sostenitrice dei diritti delle donne più determinata che avessi mai sentito.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.그녀는 제가 들어본 한 가장 단호한 여성인권 옹호자였어요
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Ő volt a legelszántabb női jogi aktivista, akit valaha is hallottam.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Sie war die entschlossenste Fürsprecherin für Frauenrechte, die ich jemals gehört habe.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Ze was de meest vastberaden pleiter voor vrouwenrechten die ik ooit gehoord had.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Ήταν η πιο αποφασισμένη υπερασπιστής των δικαιωμάτων των γυναικών που είχα ακούσει ποτέ.
Duyduğum en kararlı kadın hakları savunucularından birisiydi.Она была самой решительной защитницей прав женщин, что я когда-либо встречала.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
savunu ile cümle - Sayfa 22 - savunu kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App