Ana içeriğe geç
Sözlük

savunu ile cümle

savunu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Cinsiyete göre rol farklılığının kültürden kaynaklandığını savunur.הוא הגיע למסקנה שהגורם המרכזי המשפיע הוא התרבות.
Etrafta toplanmış bulunan askerler Milano'yu tiran diktatörlerden savunup koruyacaklarına yemin ederler.הלוחמים נשבעים להגן על מילאנו בפני העריצים.
Genellikle Parlamenter sistemi reddeder ve doğrudan eylemi savunur.באופן כללי, אנרכיסטים תומכים בפעולה ישירה ומתנגדים לבחירת נציגים.
Ekonomik olarak ise sosyal piyasa ekonomisini savunur.עידוד כלכלת שוק חברתית.
Diğer Alman subaylar tarafından savunularak ifade vermeleri nedeniyle cezası 25 yıl olarak kısaltılmıştır.Поради свидетелствата на други германски офицери в негова полза присъдата му е намалена на 25 години.
Nükleer enerji savunucuları arasındadır.Противник е на ядрената енергетика.
Ateizm, tanrının var olmadığını veya var olamayacağını savunur.Агностик е човек, който не твърди, че има или няма Бог или богове.
Çin’deki Sarı İmparator, Cornelius Celsus, Galen ve Hippocrates kan boşaltma yöntemini savunuyordu.Жълтият император на Китай, Авъл Целз, Гален и Хипократ препоръчвали кръвопускане.
1971'de insan hakları savunucularından Yelena G. Bonner ile evlendi.През 1972 г. се жени за правозащитничката Елена Бонер.
Yani kişi bir görüşü hem savunup, hem karşısında durabilir.Намерете начин да се защитите и да стоите в сянка.
Türkiye'nin ilk kadın avukatı ve kadın hakları savunucularındandır.Тя е един от най-добрите адвокати в Бахрейн и е защитник на правата на жените.
Radikal demokrasi kavramını savunur.Симпатизира на Радикалдемократическата партия.
Liberalizm kavramı siyasal, ekonomik ve toplumsal özgürlükleri savunur.Светогледът сега се формира от интересите на търговията и социалната политика.
Greenwald anayasal ve sivil haklar savunucusu olarak çalıştı.Консултира Лафайет при написването на Декларацията за правата на човека и гражданина.
Dünya hakkındaki önemli olan bilginin yalnızca deney ötesi yöntemlerle elde edilebileceğini savunur.Обществото е нещо твърде важно, за да може да се експериментира с него.
2007'de, barış ve insan hakları savunucusu olmak için Somali'ye geri döndü.През 2005 година влиза отново в парламента като член на Движението за права и свободи.
Uluslararası hakemlik kurumunun savunucularındandır.Член на Международния съюз на адвокатите.
Nurullah Ankut, hayvan hakları savunucusu olarak da bilinmektedir.Ривър Финикс е известен и като активист за защита на животните.
Parça 5 (77-88 bölümler) Devletin savunulması ve yönetilmesi hakkında nasihatler içerir.Dio 5 (poglavlja 77-88) sadrži savjete caru o upravljanju i obrani države.
Diğer Alman subaylar tarafından savunularak ifade vermeleri nedeniyle cezası 25 yıl olarak kısaltılmıştır.Zbog svjedočenja drugih njemačkih časnika u njegovu obranu, kazna mu je skraćena na 25 godina.
Putları reddederek sadece İbrahim’in, Musa’nın ve İsa’nın Tanrısı’nın tapılmaya değer olduğunu savunurlar.Najpoznatiji su svici poslanika Ibrahima (Abraham) i Musaa (Mojsije), koji su spomenuti u Kuranu.
Günümüzde çapraz sorgunun adil ve objektif bir yargılama için zorunluluk olduğu savunulmaktadır.Država mora imati namjeru voditi rat samo zbog pravednog i opravdanog razloga.
Ateizm, tanrının var olmadığını veya var olamayacağını savunur.Tevhid znači da je Bog svemoćan, da nema pomagača ni partnera.
Bir çift yavrusu ile bir bölgede yaşar ve bu bölgeyi başkalarına karşı savunur.Par i njihovo potomstvo žive na svom području koje brane od uljeza.
Savunmadaki Sovyet birlikleri her karış toprağı inatla savunurken Alman kayıpları da giderek arttı.Kao i u svim drugim ofenzivama na Zapadnom frontu Nijemci su tijekom napredovanja izgubili topovsku zaštitu.
Realist ve Natüralist ekolün savunuculuğunu yapmıştır.Zasniva se na realističkom i naturalističkom promatranju prirode.
Sergei ise bunun yanlış olduğunu savunur ve ikisi mücadele etmeye başlarlar.Frank kaže, "Znam", i njih dvojica se počnu namještati za dvoboj.
Bir 2011 dosyası Big Bang‘in kendisinin bir beyaz delik olduğunu savunur.2011. je potvrđeno da je olupina doista brod Crnobradog.
Almanya, Avrupa ekonomik ve siyasi bütünleşme hareketinin sıkı bir savunucusudur.Rim je važan grad u pogledu europske političke i gospodarske integracije.
Çin’deki Sarı İmparator, Cornelius Celsus, Galen ve Hippocrates kan boşaltma yöntemini savunuyordu.Puštanje krvi su zagovarali Žuti car Kine, Cornelius Celsus, Galen i Hipokrat.
9. yüzyılda Fausto Alıdösi tarafından Macarlar ve Araplara karşı cesurca savunuldu.U devetom stoljeću Fausto Alidosi hrabro je obranio grad od Saracena i Mađara.
Grandin, hayvan refahı ve otizm savunuculuk hareketleri ile felsefi bir lider olarak kabul edilir.Grandin je filozofski vođa pokreta za dobrobit životinja i prava autističnih osoba.
İnsanların yaptıkları şeyi neden yaptıklarını her zaman bilmediklerini savunur.Ljudi me uvijek pitaju zašto sam to učinio.
Tolstoy, pasifizmin bir başka ateşli savunucusuydu.Uloga retabla bila je podupirač koji je nosio relikvije.
Evrensel, ücretsiz ve eşit eğitim sisteminin savunucusu.Bol propagátorom všeobecného svetského bezplatného vzdelávania, nediskriminovaného pohlavím.
Fakat Avusturya savunuculari bu kuşatmaya direndi.Rakúski evanjelici sa usadili v Prievoze.
Ateizm, tanrının var olmadığını veya var olamayacağını savunur.Maréchal dospel k záveru, že Boh je buď zlomyseľný, alebo neexistuje.
Hakikatin insanın içinde olduğunu savunur.V ľudskom vnútri prebýva pravda.
Conan Doyle adaletin yılmaz bir savunucusuydu, iki davayı şahsen inceledi ve araştırdı.Caesar bol jedným z dvoch sudcov, ktorí prípad vyšetrovali.
Ancak konuşma hakkının savunulması çabası devam etmeli.Právo promovať jej však ostalo.
Sporda cinsiyet ayrımı yapılmamasının savunucularındandır.V rodine Samprasovcov nepatrilo športovanie medzi priority.
Hatta bu yüzden bazı bilimciler onların tek bir tür olduğunu savunurlar.Odborníci skoro zistili, že existuje iba jeden druh.
Uluslararası tahkim savunucusu olduğundan 1909'da Nobel Barış Ödülünü kazanmıştır.Zaradi vloge pri izboljšanju mednarodnih odnosov je leta 1909 prejel Nobelovo nagrado za mir.
Şiir dilinin ve edebiyatın özerkliğini savunur.Pesnica je proti delitvi na moško in žensko literaturo.
Çerkesya'nın tamamen bir Çerkes toprağı olduğunu savunuyorlardı.Pri tem naj bi Češkoslovaška ostala popolnoma nevtralna.
Ayrıca bu devrimler demokratik rejime yönelmiş ve onun savunucusu olmuştur.Hkrati jim je ponudil svojo zaščito in postal njihov kralj.
Fakat Avusturya savunuculari bu kuşatmaya direndi.Avstrijsko konjenico so obkolili.
Nor Zartonk eşitliği, adaleti ve barışı savunur.Ksaver v drami zagovarja enakost, svobodo in red.
Anne Askew Protestanlığı savunurken yakıldı.Anne Boleyn je bila obtožena incesta.
Son olarak, onun biricik dostu ve savunucusu dul prenses seçmen Sophia 1714 yılında öldü.Zadnje kanonese (in pristojna opatinja), Sofija Elizabeta, je zapustila opatijo leta 1614.
Lenin “emperyalist savaş” olarak nitelediği bu durumun sınıflar arası savaşa dönmesi gerektiğini savunuyordu.Leninas manė, kad "imperialistinis karas" turi būti paverstas pilietiniu karu tarp klasių.
Andronikos neredeyse bütün aristokrasinin kökünden kazınmasını savunuyordu.Atrodo Andronikas siekė sunaikinti visą aristokratiją.
Avrupa Federalizmi'nin savunucuları arasında yer almıştır.Jis stipriai palaikė Europos federalizmo idėjas.
Jacobson bir iletişim eyleminde altı öge olduğunu savunur.Romanas Jakobsonas išskyrė 6 komunikacijų funkcijas, kurios susiję su komunikacijos procesu.
Clark ateşli bir hayvan hakları savunucusuydu.Portman yra aktyvi gyvūnų teisių gynėja.
Bu güçlü yapay zeka savunucularının fikirleriyle tezatlık gösterir.Tokiais motyvais yra bandoma sugriauti stipraus dirbtinio intelekto šalininkų tvirtinimus.
Mahkemelerde herkes kendi davasını savunurdu.Miestiečiai nusprendė ginti savo teises teisme.
İngiliz Reform hareketinin kurucularından ve savunucularındandır.Reformacijos aktyvistas ir aktyvus protestantizmo šalininkas.
Nor Zartonk eşitliği, adaleti ve barışı savunur.Sparnai vaizduoja teisingumo apsaugą ir taiką.
Greenwald anayasal ve sivil haklar savunucusu olarak çalıştı.Greenwald tegeles USA konstitutsiooniõiguse ja kodanikuõiguste teemadega.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod