Ana içeriğe geç
Sözlük

savunu ile cümle

savunu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Clark ateşli bir hayvan hakları savunucusuydu.Arthur eltökélt állatjogi aktivista volt, és számos kampányt támogatott.
Şehrin savunucuları kaçmak zorunda kaldılar.A helyieknek menekülniük kellett.
Almanya; kapalı Avrupa ekonomisi ve politik birleşmenin savunucusudur.Portugália: Rendőrségi erők és nemzetvédelem.
Günümüzde çapraz sorgunun adil ve objektif bir yargılama için zorunluluk olduğu savunulmaktadır.A felelősségre vonás az illetékes és tárgyilagos bíróságra tartozik.
Satanizm ruhsal umutlar yerine var oluşu savunur.Sátán életet képvisel a szellemi vágyálmokkal szemben.
Gölgeler kaosun, Vorlonlar ise düzenin savunucularıdır.Az árnyak, a vorlonok, és a Walkerek (Sétálók).
Hatta bu yüzden bazı bilimciler onların tek bir tür olduğunu savunurlar.Ez alapján egyes kutatók egyetlen fajba vonják össze őket.
Sansargiller neredeyse hep yalnız yaşarlar ve kendilerine sahip edindikleri bölgeyi titizlikle savunurlar.A szövetséges hím gepárdok sokkal sikeresebben védik és tartják meg területüket, mint ha egyedül élnének.
White-Gluz bir hayvan hakları savunucusudur.May elkötelezett állatvédő.
Şehir tarihi boyunca Moskova'nın önemli savunulmasında hizmet vermiştir.Kaupunki on historian aikana toiminut tärkeänä puolustuksena Moskovan edustalla.
Kent, son adama, son mermiye kadar savunulacaktı.Ghetossa valmistauduttiin puolustautumaan viimeiseen mieheen asti.
Bizans savunucuları savaşı kazandı.Ghibelliinit voittivat sodan.
23 Temmuz 1983, İlam) İranlı Kürt gazeteci, insan hakları savunucusu, şair, yazar ve film yapımcısı.23. heinäkuuta 1983 Ilam, Iran) on kurditoimittaja, ihmisoikeuksien puolustaja, runoilija ja elokuvatuottaja.
Engizisyoncular bu yolla tüm insanların mutluluğunu sağladıklarını savunurlar.Ne ovat olentoja, jotka läsnäolollaan imevät ihmisestä kaiken onnellisuuden.
Özellikle fikirlerin özgür bir şekilde ifade edilebilmesini savunuyordu.Se mahdollistaa ajatusten vapaamuotoisen ilmaisun persoonallisella tavalla.
Her çift birlikte kendilerine ait bölgeyi savunur.Ryhmä puolustaa omaa aluettaan yhdessä.
Lev Troçki tarafından savunulan başlıca görüşlerden biri.Opposition johtajana pidettiin Lev Trotskia.
Calvin ulus yönetiminin ve toplum düzeni­nin Hristiyanlık'ın özüne uygun olması görü­şünü savunuyordu.Russell kirjoitti sekä kristittyjen että kommunistien pitävän omaa uskoaan hyvänä.
Hep beni savunuyorsunuz, şimdi bunu haklı çıkaracak harika şarkılarım var.Minä suojelen sinua taiteelta: Lisää väärin kuultuja laulunsanoja.
1928) 2005 - Rosa Parks, Amerikalı insan hakları savunucusu (d.1925) 2005 – Rosa Parks, yhdysvaltalainen kansalaisoikeusaktivisti (s.
Kadın-erkek ayrımına karşı çıkıyor, bütün insanların eşitliğini savunuyordu.Hän työskentelee köyhien töissä ja puhuu heille kaikkien ihmisten tasavertaisuudesta.
Çünkü o bildiride savunulan görüşler, toplumun önemli bir bölümü tarafından paylaşılmaktadır.”Tieto siitä, kuinka yhteiskunnallinen tietovaranto on jakautunut, on tärkeä osa samaista tietovarantoa.” (s.
Bu akımda cinsellik ve pornografinin her iki cinsiyet için de açık olması gerektiği savunuldu.Naista piti kiihottaa ja miellyttää, jotta seksuaaliakti olisi molemmin puolin antoisa.
Son olarak, onun biricik dostu ve savunucusu dul prenses seçmen Sophia 1714 yılında öldü.Viimeinen niitti oli Leibnizin ystävän ja puolestapuhujan Sophien kuolema vuonna 1714.
1902) 1857 - Clara Zetkin, Alman devrimci sosyalist politikacı ve kadın hakları savunucusu (ö.1852) 20. kesäkuuta – Clara Zetkin, saksalainen sosialistipoliitikko ja feministi (s.
Diğer Alman subaylar tarafından savunularak ifade vermeleri nedeniyle cezası 25 yıl olarak kısaltılmıştır.Λόγω μαρτυρίας στην υπεράσπισή του από άλλους Γερμανούς αξιωματικούς, η ποινή του μειώθηκε στα 25 χρόνια.
Buna karşın İtalya, sınırın tam zirve üzerinden geçtiğini savunur.Η Ιταλία θεωρεί ότι το σύνορο περνά από την κορυφή.
Tarih boyunca ordu, ülkenin savunulmasında önemli bir rol oynamıştır.Σε όλη την ιστορία υου, ο στρατός έχει διαδραματίσει σημαντικό ρόλο στην υπεράσπιση της κυριαρχίας της χώρας.
Kopernik'in fikri Galileo ve Kepler tarafından savunuldu, geliştirildi ve düzeltildi.Το έργο του Κοπέρνικου υπερασπίσθηκαν, επεξέτειναν και τροποποίησαν αργότερα ο Γαλιλαίος και ο Κέπλερ.
Saldırı sonucunda Texian savunucularının ikisi hariç geriye kalan hepsi öldürüldü.Όλοι εκτός από δύο υπερασπιστές του Τέξας σκοτώθηκαν.
O Kepler modelinin sağlam bir savunucusu olarak kaldı.Παρέμεινε πιστός υπερασπιστής του Κεπλεριανού μοντέλου.
Hakikatin insanın içinde olduğunu savunur.Το δικαίωμα στη ζωή είναι εγγενές στον άνθρωπο.
Japon geleneği, ama uygulamasının 2.000 yıllık tarihi olabileceğini savunuyor.Σύμφωνα με την ιαπωνική παράδοση η πρακτική των άμα είναι πιθανώς 2.000 χρόνων.
Avrupa Federalizmi'nin savunucuları arasında yer almıştır.Υποστήριζε το ιδεώδες του ευρωπαϊκού φεντεραλισμού.
Pentagon ise PJAK'a destek verildiğinden haberdar olmadığını savunuyor.Το Πεντάγωνο αναφέρει ότι η συμφωνία θα παραμείνει μυστική.
Fakat agnostisizm, tanrının var olup olmadığının bilinmediğini veya asla bilinemeyeceğini savunur.Ο αγνωστικισμός είναι η θέση που πρεσβεύει πως δε μπορούμε να ξέρουμε αν υπάρχει ή όχι θεός.
Bu durumda 9. Ordu mevzileri de savunulabilir olmaktan çıkmıştı.Στον τομέα της 9ης Στρατιάς η άμυνα ήταν περισσότερο επιτυχημένη.
Bir hayvan hakları savunucusudur.Τα επιζωικά ζώα είναι ζωοτόκα.
Lev Troçki tarafından savunulan başlıca görüşlerden biri.Ο τίτλος προέρχεται από τη φράση του Λέοντα Τρότσκι.
Higgins, başarılı bir insan hakları savunucusu olarak tanınmaktadır.Ο Θρασύβουλος χαίρει ευρείας αναγνώρισης ως επιτυχημένος στρατιωτικός.
"Yaşarken, son nefesine kadar onu savunurlar: ölüyken, intikam almak için bir sebep yoktur."I live ville de have beskyttet ham til sidste åndedræt; død var det ingen hensigt at hævne ham.
Ayrıca Louisa tıp ve kadın hakları savunucularının öncüsü oldu.Louisa blev også en fremtrædende læge og kvindesagsaktivist.
Elizabeth Garrett Anderson (9 Haziran 1836 – 17 Aralık 1917), İngiliz hekim ve kadın hakları savunucusu.Elizabeth Garrett Anderson (9. juni 1836 – 17. december 1917) var en engelsk læge og kvinderetsforkæmper.
Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz.Vore styrker forsvarer fædrelandet.".
Ekonomik olarak ise sosyal piyasa ekonomisini savunur.Støtte til den frie sociale markedsøkonomi.
Lev Troçki tarafından savunulan başlıca görüşlerden biri.Triumviratets hovedmodstander var Lev Trotskij.
Astrud aynı zamanda sıkı bir hayvan hakları savunucusudur.Bentham var også en tidlig forkæmper for dyrerettigheder.
Açık toplum yapısı sivil toplumun açık topluma geçişte itici güç olduğunu savunur.I et medborgerskabsorienteret samfund er der en åben dialog om samfundets udvikling.
Türkiye'nin ilk kadın avukatı ve kadın hakları savunucularındandır.Hun blev Islands første kvindelige jurist og kvindelige minister.
1902) 1857 - Clara Zetkin, Alman devrimci sosyalist politikacı ve kadın hakları savunucusu (ö.1857 - Clara Zetkin, tysk politiker og kvindesagsforkæmper (død 1933).
1882) 1858 - Emmeline Pankhurst, İngiliz kadın hakları savunucusu (ö.1858 - Emmeline Pankhurst, engelsk kvindesagsforkæmper (død 1928).
1928) 2005 - Rosa Parks, Amerikalı insan hakları savunucusu (d.1913 - Rosa Parks, amerikansk borgerrettighedsforkæmper (død 2005).
Uluslararası hakemlik kurumunun savunucularındandır.International Commission of Jurists.
Liberalizm kavramı siyasal, ekonomik ve toplumsal özgürlükleri savunur.Det betyder at den globale frihandel, liberale økonomier og liberale politiske systemer fremmes.
Bu maçla SmackDown Takım şampiyonluğu kemerleri WrestleMania'da ilk kez savunulmuş oldu.Ved samme show blev ECW Championship for første gang forsvaret ved WrestleMania.
Kendi bölgelerine çok bağlıdırlar ve bunu diğer soydaşlarına karşı şiddetle savunurlar.Bjerglærken er meget territorial og forsvarer gerne sit område mod andre artsfæller.
Bazıları Claudius'un öldüğü sırada Roma'da olduğunu iddia ederken diğerleri Sinuessa'da olduğunu savunurlar.Enkelte hevder Claudius var i Roma, mens andre hevder han var i Sinuessa.
Al Jazeera'nin Orta Doğu daki siyasi anlamda bağımsız yayın yapan tek kanal olduğu savunulmaktadır.Al-Jazeera hevder å være den eneste politisk uavhengige TV-stasjonen i Midtøsten.
Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz.Beredt til å verne vårt fedreland.
Uluslararası bir yardımcı dil olması için tasarlanmamıştır, bunun yerine Taoist felsefeyi savunur.Det er ikke ment som et internasjonalt hjelpespråk, men er dannet i forbindelse med taoistisk filosofi.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod