Ana içeriğe geç
Sözlük

savunu ile cümle

savunu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Hep beni savunuyorsunuz, şimdi bunu haklı çıkaracak harika şarkılarım var.Ви завжди вірили в мене, так що тепер у Вас є пара хітових пісень від мене.
Çünkü o bildiride savunulan görüşler, toplumun önemli bir bölümü tarafından paylaşılmaktadır.”Популярність такої інформації пов’язана з широтою інтересів аудиторії.
O çok yavaş başlıyor ama sonra ben kendimi savunuyorum ve 'Hayır!' diyorum."Спершу вона підкоряється, але потім каже: «Досить».
Başlıca savunucularından biri, Aardman Animations'dan Nick Park'tır.Творець — Нік Парк, знятий серіал на студії Aardman Animations.
Bu akımda cinsellik ve pornografinin her iki cinsiyet için de açık olması gerektiği savunuldu.Для пояснення свободи волі й відповідальності потрібні вони обидва.
Sergei ise bunun yanlış olduğunu savunur ve ikisi mücadele etmeye başlarlar.Дамєн не вірить йому, і між ними починається бійка.
Kararlı bir tutucu ve din savunucusuna dönüştü.Розлючений протестант і борець за віру.
Engizisyoncular bu yolla tüm insanların mutluluğunu sağladıklarını savunurlar.Вони впевнені, що присутність цих змій забезпечує сімейне щастя.
İnsanların yaptıkları şeyi neden yaptıklarını her zaman bilmediklerini savunur.Люди не завжди знають, чому вони роблять те, що вони роблять, або що вони роблять, поки це не відбудеться.
Özel girişimciliği savunur ve devletin ekonomik hayata müdahale etmesine karşı çıkar.Виступав за свободу підприємництва і невтручання держави в економічну діяльність.
Kendine ait bölgesine çok önem verir ve bu bölgeyi savunur.Він продовжує виступати за свою країну й в цьому союзі.
Abisini her zaman babasına karşı savunur, abisinin yapmak istediği şeylere ortak olur.Завжди підтримує свого сина, до чого б той не взявся.
Tam adı ise "Voltran:Evrenin Savunucusu"dur.Кочівники Повітря - назва народу з всесвіту мультсеріалу «Аватар: Останній захисник».
Günümüzde çapraz sorgunun adil ve objektif bir yargılama için zorunluluk olduğu savunulmaktadır.Вимагає лише одного — негайного і справедливого суду.
Jacques de Molay’a göre bu fikir savunulabilir değildi.Тому Лін-ді не вважав це загрозливим.
Oysaki monarşizm, Birleşik Krallık'ın bir monark, tek bir hükümdar tarafından yönetilmesi gerektiğini savunur.Унія — єдність держав, очолених одним монархом.
Bir hayvan hakları savunucusudur.Вбивці тварин захищають їх права.
Irkçı ideolojinin savunucularına genellikle "ırkçı" denir, bazen - "kapitone ceketler" .[1][2]Прихильників ідеології рашизму зазвичай називають «рашистами», іноді — «ватниками».[1][30]
Zira Bloch, bireysel aktörün sosyal güçlerle birlikte düşünülmesi gerektiğini savunuyordu.Bloch zastával názor, že jednotliví aktéři by měli být posouzeni spolu se sociálními silami působícími na ně.
Özgürlük ve demokrasi yolu, her zaman izlenmesi ve savunulması gereken ana yoldur."Boj za lidskou svobodu je a vždycky bude hlavním úkolem budoucnosti."
Cercle Social dönemin ünlü kadın hakları savunucusu Sophie de Condorcet'in evinde buluşurdu.Společenství se scházelo v domě další obhájkyně ženských práv, Sophie de Condorcet.
O bir eğitimci, şair ve modernleşmenin savunucusudur.Byl to pedagog, básník a obhájce modernizace.
Sonuç olarak, kanaldaki bir evdeki makineli tüfeklerle bir köprü savunuyorlardı.Jako výsledek, bránily most s kulomety z domu přes kanál.
Fuller, kadınların haklarının ve özellikle, kadınların eğitim ve istihdama katılma hakkının savunucusuydu.Fuller byla obhájkyní ženských práv, zejména vzdělání žen a jejich práva na zaměstnání.
Elbise hayvan hakları savunucularının eleştirilerine maruz kaldı.Závod byl terčem kritiky ze strany ochránců zvířat.
Başlıca savunucularından biri, Aardman Animations'dan Nick Park'tır.Nejznámějšími tvůrci používajícími tuto technologii je Nick Park a studio Aardman Animations.
Ateizm, tanrının var olmadığını veya var olamayacağını savunur.Maréchal dospěl k závěru, že Bůh je buď zlomyslný, nebo neexistuje.
General Völckers, mevzilerin sıkı bir şekilde savunulmasını emretti.Eppstein, nařídil o věci mlčet.
Bu yaklaşımda, zihin yerine gözlenebilen ve ölçülebilen davranışın incelenmesi savunulur.V nich je dána míra, jíž lze myšlenkově uchopit a vytušit.
Şahane Çancı: Hayvan hakları savunucusudur.OBRAZ – Obránci zvířat .
Çıkartma bölgesi olarak en kuzeydeki Narvik’i şiddetle savunuyor.Za obcí Tilvikai se dočasně posouvá k severu.
Her çift birlikte kendilerine ait bölgeyi savunur.V době hnízdění pak páry obhajují svá teritoria.
Kararlı bir tutucu ve din savunucusuna dönüştü.Stal se věhlasným kazatelem a zpovědníkem.
Raporlara göre savunulan bölgeye 503.993 anti-tank ve 439.348 anti-personel mayını döşenmişti.Rapoartele oficiale indicau plantarea a 503.993 mine antitanc și a 439.348 mine antipersonal.
Özgür Yazılım Vakfı, ACTA gözetim ve şüphe bir kültür yaratacağını savunuyor.Fundația pentru software liber susține că ACTA va crea o cultură a supravegherii și suspiciunii.
Bu yolla daha az tepki çekileceğini savunur .Iată rezultatul refuzului de a face un pas înapoi.
Çin’deki Sarı İmparator, Cornelius Celsus, Galen ve Hippocrates kan boşaltma yöntemini savunuyordu.Împăratul Galben al Chinei, Cornelius Celsus, Galen, și Hipocrat susțineau emisia de sânge.
8 Aralık 1864) 12 Kasım – Elizabeth Cady Stanton, Amerikalı kadın hakları savunucusu (ö.1882) 12 noiembrie: Elizabeth Cady Stanton, activistă americană pentru drepturile femeii (d.
Clark ateşli bir hayvan hakları savunucusuydu.Era un neobosit apărător al drepturilor animalelor.
Saldırı sonucunda Texian savunucularının ikisi hariç geriye kalan hepsi öldürüldü.Toți apărătorii texani au fost uciși, cu excepția a doi.
Sağ liberteryenler devletin olabildiğince küçülmesi gerektiğine inanan minarşizm düşüncesini savunur.Libertatea negativă presupune restrângerea amestecului statului la un nivel cât mai mic.
Kaçmaya çalışırken binalara ulaşamayan savunucular Meksikalı süvariler tarafından öldürüldüler.Cei care nu au reușit au fost uciși de cavaleria mexicană în timp ce încercau să fugă.
O temsile inanmaz, insanların kendi seslerini duyurabilmelerinin gerekliliğini savunur.Am vrut să le arăt oamenilor ce ușor este să manipulezi vocea cuiva.
Johnny Cash ve Carl Perkins bu türün en ünlü iki savunucusudur.Stewart Coffin și Bill Cutler sunt doi dintre cei mai cunoscuți arhitecți ai acestor jocuri.
Resimlerinin başlıca savunucusu Alexandre Benois ve başlıca kötüleyicisi Ilya Repin'di.Principalul său critic fiind Ilia Repin, iar principalul apărător fiindu-i Alexandre Benois.
Nigel Smith (1980) - kadın hakları savunucusu.The Jury (2001) / În rolul lui Johnnie Donne.
Fakat Avusturya savunuculari bu kuşatmaya direndi.Pentru iranieni , acest dumnezeu si-a păstrat unitatea.
Almanya, Avrupa ekonomik ve siyasi bütünleşme hareketinin sıkı bir savunucusudur.Este expert în politici energetice și politici economice europene.
Nurullah Ankut, hayvan hakları savunucusu olarak da bilinmektedir.Ea e cunoscută ca fiind un apărător al drepturilor animalelor.
Kent, büyük bir ordu tarafından savunuldu.Orașul a fost apărat de o armată numeroasă.
Çiftler bölgelerini savunurlar.A párok a territóriumukat megvédik.
Renklerin beynimizde kaynaşacaklarını savunuyordu.A választékot színes agyaggal kenték be.
Mary Wollstonecraft (27 Nisan 1759 - 10 Eylül 1797), İngiliz yazar, filozof ve kadın hakları savunucusu.Mary Wollstonecraft (1759. április 27. – 1797. szeptember 10.) brit író, filozófus és feminista.
Tarih boyunca ordu, ülkenin savunulmasında önemli bir rol oynamıştır.A hosszas háborúk miatt a hadseregnek nagy a szerepe az ország életében.
Bir anarşist kol ise şiddeti savunur.Az anarchisták válasza erőszak volt az erőszakra.
İşçi sınıfının ortak ve kitlesel mücadelesini savunur.A kisbirtokos-és munkásosztály elzüllése.
Avrupa Federalizmi'nin savunucuları arasında yer almıştır.Európai ügyekben a párt az európai föderalizmus elkötelezett hívei.
Türkçeye savunucu, yardımcı anlamında çevrilebilir.A török ezen a védett helyen is rátalál.
Liberaller serbest ticareti savunuyorlardı.Liberálisként továbbra is kiállt a szabadkereskedelem mellett.
Danimarka'da son mermi kalana kadar savunulması gerektiğini emretti.A férfiaknak a parancs szerint az utolsó töltényig harcolni kellett.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
savunu ile cümle - Sayfa 13 - savunu kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App