Klasik rabinik kaynaklarda bu isim Tanrı'yı dinleyen anlamına geldiği savunulur.В Коране ризком называются средства существования, которые Аллах даёт человеку.
Fuller, kadınların haklarının ve özellikle, kadınların eğitim ve istihdama katılma hakkının savunucusuydu.Фуллер отстаивала права женщин, в частности право на образование и право на работу.
Tehliryan mahkemede üç savunma avukatı tarafından savunuldu.Обвиняемых защищали три турецких адвоката.
Kör fareler kendini kansere karşı nasıl savunuyor?Do Sharks Hold Secret to Human Cancer Fight? (англ.).
Oliphant nükleer silah araştırmalarının savunucusu olmuştur.Шеффер являлся ярым противником испытаний ядерного оружия.
Şehri yaklaşık 25.000 Osmanlı askeri savunuyordu.Вечером город был занят 2 500 румынскими бойцами.
475 yılında 900 Aleman askerinin saldırısına uğrayan kale küçük bir kale birliği ile savunulabilmişti.В 475 году гарнизон замка отбил нападение численно превосходящего отряда германцев численностью в 900 человек.
Engizisyoncular bu yolla tüm insanların mutluluğunu sağladıklarını savunurlar.Такие существа с радостью способствуют распространению зла.
Kürtajın yasaklanması gerektiğini savunur.Выступает за запрет абортов.
Şehrin savunucuları kaçmak zorunda kaldılar.Местные власти были вынуждены спасаться бегством.
Kendi bölgelerine çok bağlıdırlar ve bunu diğer soydaşlarına karşı şiddetle savunurlar.Они очень ревностно охраняют свой участок от остальных сородичей.
Bu durumda 9. Ordu mevzileri de savunulabilir olmaktan çıkmıştı.Вся 9-я армия тоже перешла к обороне.
İran Hükümeti, PJAK'ın Amerika Birleşik Devletleri'nden maddi ve askeri destek aldığını savunuyor.Турецкие СМИ утверждают, что РКК пользуется военной и финансовой поддержкой США..
Liberalizm kavramı siyasal, ekonomik ve toplumsal özgürlükleri savunur.Сторонник либеральных взглядов, политической и экономической свободы.
Evrenin kaos üzerine kurulu olduğunu ve kanun ve yasaların sapıklıtan ibaret olduğunu savunur.Они намеренно создают хаос, чтобы подорвать основы закона и порядка во вселенной.
Yeni değerlerin üretilmesi için, var olan eski değerlerin hiçe sayılması gerektiğini savunur. .Чтобы исправить их в прежнем виде нужны большие средства, которых не имеется.
Ulaştırma bakanlığı sırasında demiryolu politikasının savunucusu oldu.Во время Гражданской войны служил комиссаром бронепоезда.
Kendini kadının hükmüne uyduğu yolunda savunur.Он против подобного решения жены.
Kuşatma sırasında kent Sirakuzalı Arşimet'in tasarlayıp geliştirdiği silahlarla savunuldu.Во время осады Сиракузы были защищены оружием, изобретённым Архимедом.
1453), Konstantinopolis'in son savunucularından Cenevizli komutan.1453 (1453)) — претендент на османский трон, участник последней обороны Константинополя.
Ateizm, tanrının var olmadığını veya var olamayacağını savunur.Паскаль рассуждал: Бог есть или нет.
Bu nedenle çok iyi savunulan şehri alamayarak geri dönmek zorunda kalmışlardır.Те отошли в хорошо укрепленный город, не приняв сражения.
Saplantı nevrozu Savunu nevrozu Narsistik nevroz Korku nevrozuАнальгезия Нейролептический дефицитарный синдром Злокачественный нейролептический синдром Нейролепсия.
Kamunun bilgi sahibi olduğu bir demokrasi oluşturmak amacıyla, kitlelerin eğitilmesini savunuyordu.Он понимал, что новой Церкви необходимы образованные люди.
Bu alanı, bütün ömrü boyunca beraber kaldığı eşi ile birlikte savunur.Тогда он встретил женщину, которую он полюбил на всю жизнь.
Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz.Но я хочу, чтобы процветала моя Родина.
Her çift birlikte kendilerine ait bölgeyi savunur.Живут парами, защищая свою территорию от других пар.
1801) 1810 - Margaret Fuller, Amerikalı gazeteci ve kadın hakları savunucusu (ö.1850 — Маргарет Фуллер (р. 1810), американская журналистка, писательница, борец за права женщин.
Hep beni savunuyorsunuz, şimdi bunu haklı çıkaracak harika şarkılarım var.أنتم دائما تدافعون عني، والآن حصلتوا على بعض الأغاني الرائعة لتبرير ذلك.
17 Aralık'ta , son mağara dizisi de alındı ve savunucuları istila edildi.بحلول 17 ديسمبر 2001 ، تم أخذ آخر مجمع للمغاور وتم تجاوز المدافعين عنهم.
Türkiye'nin Balkanlar ve Orta Doğu'daki konumu ise, bu bölgenin savunulmasında yaşamsal bir önem taşıyordu.أما تركيا في الشرق الأوسط والبلقان اهتمت بالدفاع عن هذة المنطقة.
İlk kadın hareketleri üyeleri kadın hakları savunucuları olarak adlandırılmıştır.وأطلق على أعضاء الحركات النسائية الأولى اسم "ناصري حقوق المرأة".
20 Kasım 1912 tarihinde, Çanakkale Boğazı'nın savunulması için donanma yola çıktı.و في يوم 20 نوفمبر 1912 م خرج الأسطول للدفاع عن الدردنيل.
Kaçmaya çalışırken binalara ulaşamayan savunucular Meksikalı süvariler tarafından öldürüldüler.ولم يتمكن المدافعين من الهروب وقتلوا من قبل سلاح الفرسان المكسيكي.
2013 yılında Uluslararası Af Örgütü tarafından İnsan Hakları Savunucusu Ödülüne aday gösterildi.تم ترشيحها للحصول على جائزة منظمة العفو الدولية عن حقوق الإنسان في عام 2013.
Radikal demokrasi kavramını savunur.فريق دعاة"الديمقراطية الراديكالية ".
Oumou, bir kadın hakları savunucusu, çocuk yaştaki evliliklerin ve çok eşliliğin karşıtı bir duruşa sahiptir.أومو مدافعة عن حقوق المرأة، ومعارضة لزواج الأطفال وتعدد الزوجات.
White-Gluz bir hayvan hakları savunucusudur.إضافة إلى كل هذا فإن بينجامين مناصر لحقوق الحيوان.
Liberaller serbest ticareti savunuyorlardı.كان ممن أيدوا حركة الأمراء الأحرار.
11 Şubat 2017) ,Fransız kadın hakları savunucusu aktivist.(فبراير 2017) عديلة محسني ناشطة أفغانية لحقوق المرأة .
Bunlardan en önemlisi filmin terörizm karşıtı değil aksine terörizm savunucusu bir tavır takınması iddiasıydı.لم تكن أهمية الفيلم بالنسبه لهم لمكافحه الارهاب لكن هو ادعاء لاضراب مدافعىى الارهاب .
Bu liste, Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) için çalışan İyi Niyet Elçilerini ve Savunucuları sıralar.سفراء يعملون نيابة عن صندوق الأمم المتحدة للطفولة لحقوق الأطفال.
Parti, Mısır'ın milli kimliğinin savunuculuğunu yapmaktaydı.وكتب في كتابه أمن مصر القومي...
Aynı zamanda nükleer silahsızlanmanın dobra savunucularındandır.وأنها إجراءات استباقية لعملية نزع السلاح النووي.
Kasım 1945'te Lai Teck’i dedikodulara karşı savunur.أفاد لويل صن في نوفمبر 1945 بأن الرقيب.
Peter Singer (6 Temmuz 1946), Avustralyalı filozof ve önde gelen bir hayvan hakları savunucusu.بيتر سينجر (ولد في 6 يوليو 1946) هو فيلسوف أخلاقيات أسترالي.
Parça 5 (77-88 bölümler) Devletin savunulması ve yönetilmesi hakkında nasihatler içerir.الجزء 5 (المواد 26-31) يحكم التصديق ودخول حيز النفاذ وتعديل العهد.
Şehri yaklaşık 25.000 Osmanlı askeri savunuyordu.وتم نشر نحو 25000 جندي لقمع التمرد.
Onun isteği mülkiyet hakkını yok etmek, ben ise onu savunuyorum.Ela quer destruir o direito de propriedade, eu gostaria de afirmar isso.
Parça 5 (77-88 bölümler) Devletin savunulması ve yönetilmesi hakkında nasihatler içerir.Parte 5 (Capítulos 77-88) contém advertências para o Imperador sobre o governo e defesa do Estado.
17 Aralık'ta , son mağara dizisi de alındı ve savunucuları istila edildi.Até 17 de dezembro, o último complexo de cavernas tinha sido tomado e seus defensores superados.
Cercle Social dönemin ünlü kadın hakları savunucusu Sophie de Condorcet'in evinde buluşurdu.Reunia-se na casa da conhecida defensora dos direitos das mulheres Sophie de Condorcet.
O çok yavaş başlıyor ama sonra ben kendimi savunuyorum ve 'Hayır!' diyorum."Começa-se muito fraca e, em seguida, eu meio que me imponho e digo: "Não!"
Bazıları Claudius'un öldüğü sırada Roma'da olduğunu iddia ederken diğerleri Sinuessa'da olduğunu savunurlar.Alguns dizem que Cláudio estava em Roma enquanto outros afirmam que estava em Sinuessa.
O Kepler modelinin sağlam bir savunucusu olarak kaldı.Ele permaneceu um firme defensor do modelo de Kepler.
İlk Adventistler arasında Sebt Günü'ü tutmanın en önde gelen savunucusu Joseph Bates’di.O principal proponente da observância do sábado entre os primeiros adventistas foi Joseph Bates.
Yamaguchi, nükleer silahsızlanmanın savunucularından biri oldu.Yamaguchi tornou-se num defensor ativo do desarmamento nuclear.
G.Y. 462 yılında Morgoth, Hithlum’a saldırır ve Hurin’in babası Galdor Ered Wethrin’i savunurken ölür.No ano 462, Morgoth atacou Hithlum, e Galdor, pai de Húrin, pereceu defendendo a Ered Wethrin.
Dönemin hayvan hakları savunucuları halkı Sovyet büyükelçiliklerinde protesto yapmaya davet etti.Vários grupos protetores dos direitos animais protestaram em frente das embaixadas soviéticas.
Ancak, genetik alanlarda gelişmeler devam edince bu görüşler daha az savunulur olmaya başladılar.No entanto, à medida que o campo da genética se desenvolvia, essas visões se tornavam mais difíceis de manter.