Oyun tarzı başarılı savunmaya dayalıydı.Spillet skal ha vært voldelig.
Bu tarihten itibaren Konsey Komünizmi'ni savunmaya başlar.Setelah periode tersebut, ia mengadopsi komunisme.
Karşılık olarak Rohde (artık Kiel'de profesördü) ve Wagner, Nietzsche'yi savunmaya geçti.Để đáp lại, Rohde (bây giờ đã là một giáo sư ở Kiel) và Wagner đã đứng ra bảo vệ Nietzsche.
Marquis de Lafayette savunmaya yardım için 1200 asker gönderdi.Marquis de Lafayette đã gửi 1.200 lính để cùng triển khai tấn công.
Pub'taki bazı kişiler şişe, sandalye ve diğer öğeleri saldırganlara atarak kendilerini savunmaya çalıştı.Một số khách quán rượu cố gắng bảo vệ bản thân họ bằng cách ném chai, ghế và các vật dụng khác.
Mağusa, direndi ve Eylül 1570'ten Ağustos 1571'e kadar şehri savunmaya çalıştılar.Famagusta đã chống lại và đưa ra một biện pháp phòng thủ kéo dài từ tháng 9 năm 1570 cho đến tháng 8 năm 1571.
Kraliçe Şarlot içkaleye çekilerek savunmaya geçti.Sau đó ông mời Vương Di đến gặp mặt uống rượu.
Bununla beraber, Stoacılar, çoktanrıcılıktaki gerçeği savunmaya çabaladılar.Ngoài ra, đình Phương Thượng còn giữ gìn được những đồ thờ có giá trị nghệ thuật.
Örneğin 38. Ordu bu yüzden savunmaya çekilmiştir.公州道正面においては、第34連隊が引き続き防御に当たった。
İnsanlar ise kendini mutantlardan savunmaya çalışırlar.ミュータントを守ろうとしていたんです。
Bunu gören Hersekli Ahmet Paşa, destek orduyla savunmaya geçti.これを知ったパプスも救援の騎兵を派遣した。
Bu haliyle savunmaya elverişli bir konumdadır.これを防衛公平という。
Marquis de Lafayette savunmaya yardım için 1200 asker gönderdi.拉法葉侯爵也與1200人的部隊朝南方的方向前去支援攻勢。
Üretken bir santrafor olmasının yanı sıra savunmaya katkısı ve hava toplarındaki hakimiyetiyle tanınmaktadır.他除了是一名多產的射手之外,他為人所知的是他的積極的防守貢獻和制空力量。
Bu haliyle savunmaya elverişli bir konumdadır.换句话说,这是一个自支持的假定。
Bulundukları bölge savunmaya uygundu.이 위치를 선택한 것은 방어에 적합한 곳이었기 때문이다.
Eski Roma ordusu taktik bakımından sınırlıydı ve bu dönemdeki varlığı esas olarak savunmaya yönelikti.הצבא הרומי הקדום היה מוגבל מבחינה טקטית ועמידתו בתקופה זו הייתה בעיקר הגנתית.
Marquis de Lafayette savunmaya yardım için 1200 asker gönderdi.סולפיקיוס שלח עשר ספינות ו-1,000 חיילים לעזרת האתונאים.
Ancak bu durumda tanklar sahip olduğu silahlar ile savunmaya geçmektedir.במקביל צומצמו כמויות הטנקים והתותחים שהצבא החזיק.
Bulundukları bölge savunmaya uygundu.דרגה שהייתה מקובלת בהגנה.
Bankanın müdürü tüfeğini eline alıp bankasını savunmaya çalışır.שומר הבנק מפקיר את עמדתו ומגיע לעזרתה.
Karşılık olarak Rohde (artık Kiel'de profesördü) ve Wagner, Nietzsche'yi savunmaya geçti.Роде (по това време професор в Киел) и Вагнер се застъпват за Ницше.
Eski Roma ordusu taktik bakımından sınırlıydı ve bu dönemdeki varlığı esas olarak savunmaya yönelikti.Ранната Римска армия е била тактически лимитирана и нейната позиция през този период е основно дефанзивна.
Bununla beraber, Stoacılar, çoktanrıcılıktaki gerçeği savunmaya çabaladılar.В името на истината бранехме заблуди.
Afganistan'da kadın haklarını savunmaya öncelik verdi.Под нейно лидерство се извоюват частични избирателни права за жените в България.
Kuruluşundan beri İsrail GSYİH'nin önemli miktarını savunmaya harcadı.Od svojho založenia vynakladá Izrael na svoju obranu významný podiel hrubého domáceho produktu (HDP).
Bir kedinin kulaklarını yatırmasından, kendini savunmaya hazırlandığı anlaşılır.Keby sa mačky mali riadiť len jej ušami, by si mysleli, že sa bráni.
Kuruluşundan beri İsrail GSYİH'nin önemli miktarını savunmaya harcadı.Vse od ustanovitve dalje, je Izrael vlagal znaten delež bruto domačega proizvoda v namen obrambe.
Bu tarihten itibaren Konsey Komünizmi'ni savunmaya başlar.Po sutarties pasirašymo JAV ėmė stabdyti komunizmą.
Bir kedinin kulaklarını yatırmasından, kendini savunmaya hazırlandığı anlaşılır.Ainult juhul, kui kass ise endale silmuse kaela paneb.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.Ai đó sẽ cố cản người khác vào sâu trong sân.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.A niekto sa snaží zabrániť tomu druhému, aby sa dostal do pola.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır. Bu da genellikle kızdır.Кто-то пытается остановить тех, кто движется по полю, — это обычно девушки.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.Cineva încearcă să apere oamenii de pe teren.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.Iemand probeert die mensen te verdedigen die het veld in willen lopen.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.Jemand versucht, Leute abzuwehren, die sich in das Feld bewegen.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.누군가는 공격팀이 필드 안으로 들어오지 못하게 막을 것이고
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.Ktoś stosuje blokady i uniki.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.L'autre tente d'empêcher l'invasion de son territoire.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.Někdo se pokouší bránit, aby hráči nepronikli do pole.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.Qualcuno prova a evitare che qualcun altro conquisti il campo.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.Seseorang mencoba untuk mempertahankan orang-orang masuk ke lapangan.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.Valaki megpróbálja leállítani.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.Y alguien que intenta detener el avance del equipo contrario.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.Κάποιος προσπαθεί να αμυνθεί απέναντι σε όσους προχωράνε μέσα στο γήπεδο.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.Някой се опитва да защити хората които се придвижват в полето.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.Хтось намагається зупинити людей, які рухаються до поля.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.מישהו מנסה לעצור את האנשים מלחדור למגרש.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.وأحد يحاول أن يمنع الآخرين من التقدم إلى وسط الملعب.
Birisi alana girenleri savunmaya çalışır.女性の行動の比喩です
Bu evrim, rastgelelik, Tanrısız bir evrenden bahsetmez, aynı zamanda bunu da savunmayacağım.Esa evolución, la aleatoriedad, no hablar con un Universo sin Dios, aunque no voy a tomar partido en el.
Bu evrim, rastgelelik, Tanrısız bir evrenden bahsetmez, aynı zamanda bunu da savunmayacağım.Evoluce a její nahodilost nedokazuje vesmír bez Boha, ačkoliv já se nestavím na žádnou stranu.
Bu evrim, rastgelelik, Tanrısız bir evrenden bahsetmez, aynı zamanda bunu da savunmayacağım.Идеята, че еволюцията, случайният ѝ характер, не казва, че няма Бог, въпреки че няма да взимам страна.
Bu evrim, rastgelelik, Tanrısız bir evrenden bahsetmez, aynı zamanda bunu da savunmayacağım.Що еволюція, її довільність, не звертається до Всесвіту без Бога, хоч я не буду приставати на цей бік
Bu evrim, rastgelelik, Tanrısız bir evrenden bahsetmez, aynı zamanda bunu da savunmayacağım.التطور, وعشوائيته , لالاتتحدث عن عالم بدون اله , وانا لن
Bu evrim, rastgelelik, Tanrısız bir evrenden bahsetmez, aynı zamanda bunu da savunmayacağım.意味しているのではないってことだ。 別にその考え方に味方するってわけじゃないけど。
Bu kadar savunmaya gerek yok!Älä ole noin puolustuskannalla.
Bu kadar savunmaya gerek yok! Ha?Nie musicie zajmować pozycji obronnych.
Bu kadar savunmaya gerek yok! Ha?Μην είστε τόσο κουμπωμένοι!
Bu kadar savunmaya gerek yok!I skal ikke være så bange!