Ardenleri savunmak için 1. ABD Ordusu birlikleri vardı.Ardennerne blev forsvaret af tropper fra 1. amerikanske armé.
Yunan savunma hattı parçalandı.Det tyske forsvar brød sammen.
Silahlı kuvvetler Savunma Bakanlığı'nın sorumluluğu altındadır.Forsvarsministeriet er ansvarlig for det væbnede styrker.
S-500'ler S-400'ler ile çalışacak ve S-300 hava savunma füzelerinin yerini alacaktır.På sigt skal S-400 og S-500 helt erstatte det aldrende S-300.
Dyle Planı olarak bilinen bu strateji, Belçika savunma planları ve İngiliz amaçlarıyla da donatıldı.Denne strategi passede sammen med de belgiske forsvarsplaner og de britiske mål og blev til Dyle Planen.
Kuruluşundan beri İsrail GSYİH'nin önemli miktarını savunmaya harcadı.Helt fra statens oprettelse har Israel måtte investere en betydelig del af sit BNP i forsvaret.
"Stonewall" Jackson, Stony Ridge'de savunma pozisyonu aldı."Stonewall" Jackson kunne angribe på Hills venstre side.
En önemli görevleri ülkeyi savunmaktır.Den vigtigste borgerpligt er værnepligten.
Şeranoğlu daha sonra 17 sayfalık yazılı savunmasını mahkemeye sundu.Senere fandtes et unionsbrev med 17 råders underskrift.
Kızıl Ordu savunmasını yarıp ilerleyen Alman kuvvetleri 13 Temmuz'da Rostov'u kuşatıp ele geçirdiler.Efter at være brudt gennem den Røde hærs linjer den 13. juli omringede og erobrede tyske styrker byen Rostov.
Avustralya Savunma Bakanlığı.Australian Transport Safety Bureau.
Bunlar; Plevne SavunmasıCV hos Forsvaret
Aynı dönemde savunma bakanlığına getirildi.Samme år indtrådte han i Defensionskommissionen.
Ancak ağır tanksavar silahlarının olmaması Rumen savunmasının çökmesine yol açtı.Manglen på tunge panserværnsartilleri fik de rumænske forsvar til at bryde sammen.
Deniz Kuvvetleri Komuta Kurulu, 1964'te Savunma Bakanlığı'na bağlandı.Royal Navy blev underlagt det britiske forsvarsministerium i 1964.
Favori hedefi savunmalardır.Målrettede kurser er bedst.
Savunma, beklenenden daha uzun bir süre dayanmayı başardı.Belejringen varede længere end ventet.
1990'da gönüllü savunma taburlarına katıldı.Militærjuntaen gik i 1990 med til frie valg.
Savunma mevzileri bazı yerlerde 5 ya da 6 hatta kadar çıkarıldı.Ege-slægten er delt op i 5-6 sektioner eller underslægter.
Savunmada oynar.Hun spiller forsvar.
Çifte vatandaşlığın sadece ender durumlarda verilmesini savunmaktadır.Æresmedlemskab tildeles kun i sjældne tilfælde.
Ona göre şiddet "çarpışma sırasında bir savunma aracı olarak başvurulabilecek" bir şeydi.Vi betragtede flykapringer som et middel i kampen."
Gemiler ve kamp ahşap bir savunma duvarıyla güven altına alınmıştır.Skib og kor er opført af frådsten med kampesten foroven.
Marge, "küçük özel oğlu" için anlayış göstermektedir ve çoğu zaman oğlunu savunmaktadır.Marge har udtrykt forståelse for sin "specielle lille fyr" og har forsvaret ham ved mange lejligheder.
Sonra tekrar Savunma Bakanı oldu.Hun blev således atter forlagsdirektør.
Yaz aylarının devamı, köprübaşlarına yönelen bir dizi Alman karşı taarruzuna karşı yapılan savunmayla geçti.Resten af sommeren blev brugt på defensive tiltag mod en række tyske modangreb på brohovederne.
Sofistler aldatılmış olanları savunmak amacıyla bilgelik dersleri veriyorlardı.Sofisterne var omrejsende lærde der underviste imod betaling.
Cadde önceden Savunma Caddesi olarak bilindi.Inden da hed gaden Agersøgade.
Bu atama, Savunma Bakanı Abdülfettah El Sisi tarafından televizyonda açıklandı. ^Hans udnævnelse blev annonceret på tv af forsvarsminister generaloberst Abdul Fatah al-Sisi.
1983-1986 arasında Savunma Bakanlığı yaptı.Han var derefter udenrigsminister 1983-86.
Bu durum Stalingrad savunması için ağır bir tehdit oluşturuyordu.Derfor blev reformationen et hårdt slag for Stavanger.
Kalan dakikalarda skora göre turu geçen taraf olan Manchester City savunmaya çekildi.Det var først i det allersidste af tillægstiden at Manchester City sikrede sig sejren.
Tula, siperlerdeki asker ve sivillerden oluşan kararlı savunmacılar tarafından elde tutuldu ve korundu.Tula selv holdt stand, beskyttet af sine befæstninger og beslutsomme forsvarere, såvel soldater som civile.
Bu taarruzlarda kanatlardaki savunmanın durumu ve kuvvetler hakkında bilgi edinildi.Under mødet fortalte officererne om tilstanden for forsvaret af fæstningen.
Burun forveti 3-4 savunma formasyonunda en çok kullanılan forvet tipidir.Nose tacklen er mest hyppig i en 3-4-formation og et Quarter Defense.
Muhtemelen kent nüfusunun büyük bir bölümü savunmaya katılmıştı.En stor del af befolkningen støttede forsvarssagen.
Aydın SavunmasıEt stærkt forsvar.
1920 yılının başında ise ünlü Antep Savunması başlamış oldu.Ved afslutningen af 1920'erne ophørte denne første film avantgarde.
1952 yılında Savunma Bakanlığı tarafından askeri bölge olmaktan çıkartılmıştır.1952 blev lejren overtaget af civilforsvaret.
Bu olaydan sonra hayatını Kızılderili haklarını savunmak için harcamıştır.Selv om han måtte bøje sig, så vedblev han at arbejde for indianernes rettigheder.
Daha öncesinde kendi ülkesinde Savunma Bakanlığı görevini üstlenmiştir.Senest har forsvarets sundhedstjeneste haft hjemsted her.
Bir Matematikçinin Savunması.Et liv med Matador.
Bu proje için Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nı (SSM) görevlendirdi.Det var især Schutzstaffel, (SS), der foretog disse udrensninger.
Savunmaya çekilmek için birçok yerdeki askerlerini çekti.Han tilkaldte hjælp fra politiet fra flere lande for at løse problemet.
Ancak onun önceliği kendini savunmak değildir.Men det har sin pris ikke at give efter for gruppepresset.
Savunma Bakanı (General) Vasile Milea’nın şüpheli ölümü medya tarafından açıklandı.Monrads afskedigelse af general de Meza kunne forklares af politiske grunde.
Mevcut Savunma Bakanı.Nuværende ordensherre.
Evler kil, saman ve ahşaptan yapılmıştır ve doğal etkenlere karşı savunmasızdır.Husene er bygget af ler, strå og træ, og er sårbare for naturens omskifttelser.
Ayrıca sivillerin katıldığı bir iç savunma düzeni organize edildi.Dertil var der mandskab fra civilforsvaret med i aktionen.
1987'den 1989'a kadar ABD Savunma Bakanı olarak Başkan Ronald Reagan'ın yönetiminde görev yaptı.Mellem 23. november 1987 og 20. januar 1989 var han forsvarsminister i præsident Ronald Reagans regering.
JİT motorları için kullanılan JavaScript savunmasız bulunmuştur.Blandt andet har JIT-motorer, der anvendes til JavaScript vist sig at være sårbare.
Sayeret Matkal (İbranice: סיירת מטכ"ל) İsrail Savunma Kuvvetleri'ne bağlı bir özel kuvvetler birimi.Sayeret Matkal (hebraisk: סיירת מטכ"ל) er en specialstyrke enhed i Israels forsvar.
Boğazın asıl savunması bu bataryalar sayesinde sağlanacaktı.Batteriets funktion var at støtte de to forter.
Ayrıca Sirisena Savunma Bakanı vekili olarak da görev yapmıştır.Sådan siger Søren Gade om sit job som forsvarsminister.
Şehir savunması son taarruzları da püskürtmüştü ancak kıtlık başlamıştı.Byen var allerede på randen af hungersnød, og belejringen blev kort.
ABD Savunma Bakanlığı yararına yaratılmış bilgisayar dili Ada, Ada Lovelace isminden gelmiştir.Programmeringssproget Ada er opkaldt efter Ada Augusta Lovelace.
Misk öküzlerinin savunma tarzıları kendilerine özgüdür.Derfor ville det være ulogisk hvis klassen af pattedyr skulle tilhøre sig selv.
Yine Kalecik mevkii de önemli bir savunma alanıydı ve burada sürekli olarak Türk askerî birliği bulunurdu.Stedet regnes dog stadigvæk for en vigtig forsvarsposition af den græske hær.
ROSA Linux, Rusya Savunma Bakanlığı tarafından sertifikalanmıştır.ROSA Linux er blitt sertifisert av det russiske forsvarsdepartementet.
Birçok Mısır şehrinde şehir surları ve diğer savunma yöntemleri bulunmuyordu.De fleste egyptiske byene manglet bymurer og andre forsvarsverk.