Onlar tüm formlarda içkiden uzak durmayı savunuyor.They advocate complete abstinence.
Ben o aptalı savunmuyorum.I'm not defending that idiot.
Ben savunmasız hissetmiyorum.I don't feel vulnerable.
Tom'u savunmayacağım.I'm not going to defend Tom.
Savunma avukatı onun beraatini güvenceye almak için Tom adına elinden geleni yaptı.The defence attorney did his best on behalf of Tom to secure his acquittal.
İnsanların kendilerini savunma hakları vardır.People have the right to defend themselves.
Mary kendini savunma dersi aldı.Mary took a self-defence class.
Savunmayı planlamak için görünüm acımasızdır.The outlook for planning the defense is grim.
Tom kendini cesurca savundu.Tom defended himself bravely.
Tom beni savunacak.Tom would defend me.
Politik doğrulukları savunmaya korkmayan güçlü liderlere ihtiyacımız var.We need strong leaders who are not afraid to stand up to political correctness.
Polis, Dan'in kendini savunma sınırları içinde hareket ettiğini tespit etti.The police established that Dan acted within the bounds of self-defense.
Tom, Mary'yi kendini savunmak için vurduğunu iddia ediyor.Tom claims that he shot Mary in self-defense.
Tom polise Mary'yi kendini savunma amacıyla vurduğunu söyledi.Tom told the police that he shot Mary in self-defense.
Çocuklar özellikle savunmasızdır.Children are particularly vulnerable.
Ölümcül kuvveti savunmuyorum.I'm not advocating deadly force.
Ölümcül gücü savunmuyorum.I'm not advocating deadly force.
Savunma kefalet istedi.The defense has requested bail.
Tom onun burada savunmasız olduğunu biliyor.Tom knows he's vulnerable here.
Öfke bir savunma mekanizmasıdır.Anger is a defense mechanism.
Tom'u savunmaya çalışmıyorum.I'm not trying to defend Tom.
Tom'u şimdiye kadar savundum.I've defended Tom up to now.
Savunmada daha iyi oynarım.I play better on defense.
Tom beni savunmaya çalıştı.Tom tried to defend me.
O savunma değil.That's no defense.
Beni toplantıda savunmadığın için seni asla affetmeyeceğim.I will never forgive you because you did not stick up for me at the meeting.
Bu ırkçı ve sömürgeci devleti savunmayın.Do not defend this racist and colonialist State.
Koşu benim tek savunmamdı.Running was my only defense.
Müdahale etmemi istemediğini biliyorum, fakat onu savunmam gerekiyor.I know you don't want me to interfere, but I have to defend her.
Fadil'i savunma.Don't defend Fadil.
Fadıl savunmasız kadınların nasıl bulunacağını biliyordu.Fadil knew how to spot vulnerable women.
Biz kendimizi savunamayız.We aren't able to defend ourselves.
Savunmasız hissettim.I felt vulnerable.
Ben kendimi savundum.I defended myself.
Fadıl'ın savunma ekibi sürpriz bir hamle yaptı.Fadil's defense team made a surprise move.
Leyla masum ve savunmasız bebekleri öldürdü.Layla killed innocent and defenseless babies.
Her şeyi savunan hiçbir şeyi savunmaz.He who defends everything defends nothing.
Saldırı en iyi savunmadır.Attack is the best defense.
Tom kendini savunma hakkına sahiptirTom has the right to defend himself.
Tom'un kendini savunma hakkı var.Tom has the right to defend himself.
Tom kendini savunma hakkına sahipti.Tom had the right to defend himself.
Tom'un kendini savunma hakkı vardı.Tom had the right to defend himself.
Tom'un kendini savunma şansı yoktu.Tom had no chance to defend himself.
Özgürlüklerimizi savunmalıyız.We must defend our liberties.
Barışçı politika savunulamaz bir ideolojidir.Pacifism is an untenable ideology.
Bu pozisyon beni son derece savunmasız hissettiriyor.This position makes me feel extremely vulnerable.
Kaplumbağa güvercinleri, küresel yok oluşa karşı savunmasızdırlar.Turtle doves are vulnerable to global extinction.
Sen bizim savunucumuzsun, Tom.You are our advocate Tom.
Emmanuel Macron, Avrupa Birliğinin sağlam bir savunucusudur.Emmanuel Macron is a staunch defender of the European Union.
Leyla kendini savunmak için öldürdü.Layla killed in self-defense.
Onu savunuyor musun?Are you defending him?
Onlar kendilerini savundular.They defended themselves.
Leyla, Sami'yi savunmaya çalıştı.Layla tried to defend Sami.
Bir ceza savunma avukatı tutmanız gerekir.You need to hire an criminal defense lawyer.
Tom, Mary'yi savunmaya çalıştı.Tom tried to defend Mary.
Leyla'nın dingolara karşı tek savunması bir tabancaydı.Layla's only defense against the dingos was a handgun.
Neden onu savunmaya karar verdin?Why did you decide to defend him?
Ülkeyi savunmaya hazırız.If you do this, you're mistaken.
Harika bir adam tarafından icat edilen bir sistem küçük olanlar tarafından savunulabilir.A system that has been invented by a great man can be defended by small ones.
Onu savunduğuna inanamıyorum.I can't believe you're defending her.