Ana içeriğe geç
Sözlük

savaşma ile cümle

savaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Sonra dağlık bölgede, Negevde ve Şefelada yaşayan Kenanlılarla savaşmak üzere güneye yöneldiler.Fiii lui Iuda s'au pogorît apoi, ca să bată pe Cananiţi, cari locuiau muntele, ţinutul de miazăzi şi cîmpia.
Sonra dağlık bölgede, Negevde ve Şefelada yaşayan Kenanlılarla savaşmak üzere güneye yöneldiler.Kế ấy , người Giu-đa đi xuống đặng đánh dân Ca-na-an ở trên núi , miền nam , và đồng_bằng ;
Sonra dağlık bölgede, Negevde ve Şefelada yaşayan Kenanlılarla savaşmak üzere güneye yöneldiler.Kế ấy, người Giu-đa đi xuống đặng đánh dân Ca-na-an ở trên núi, miền nam, và đồng bằng;
Sonra dağlık bölgede, Negevde ve Şefelada yaşayan Kenanlılarla savaşmak üzere güneye yöneldiler.그 후에 유다 자손이 내려가서 산지와 남방과 평지에 거한 가나안 사람과 싸웠고
Sonra dağlık bölgede, Negevde ve Şefelada yaşayan Kenanlılarla savaşmak üzere güneye yöneldiler.Poi andarono a combattere contro i Cananei che abitavano le montagne, il Negheb e la Sefela
Sonra dağlık bölgede, Negevde ve Şefelada yaşayan Kenanlılarla savaşmak üzere güneye yöneldiler.Potem so šli sinovi Judovi doli bojevat se s Kanaanci, ki so prebivali na gorah in na jugu in v nižavi.
Sonra dağlık bölgede, Negevde ve Şefelada yaşayan Kenanlılarla savaşmak üzere güneye yöneldiler.Potom sišli synovia Júdovi bojovať proti Kananejovi, ktorý býval na vrchoch a na juhu i na nížine.
Sonra dağlık bölgede, Negevde ve Şefelada yaşayan Kenanlılarla savaşmak üzere güneye yöneldiler.Sedan drogo Juda barn ned för att strida mot de kananéer som bodde i Bergsbygden, i Sydlandet och i Låglandet.
Sonra dağlık bölgede, Negevde ve Şefelada yaşayan Kenanlılarla savaşmak üzere güneye yöneldiler.Senere drog Judæerne ned til Kamp mod Kana'anæerne i Bjergene, i Sydlandet og i Lavlandet.
Sonra dağlık bölgede, Negevde ve Şefelada yaşayan Kenanlılarla savaşmak üzere güneye yöneldiler.ואחר ירדו בני יהודה להלחם בכנעני יושב ההר והנגב והשפלה׃
Sonra dağlık bölgede, Negevde ve Şefelada yaşayan Kenanlılarla savaşmak üzere güneye yöneldiler.وبعد ذلك نزل بنو يهوذا لمحاربة الكنعانيين سكان الجبل والجنوب والسهل.
Sonra dağlık bölgede, Negevde ve Şefelada yaşayan Kenanlılarla savaşmak üzere güneye yöneldiler.後 來 猶 大 人 下 去 、 與 住 山 地 南 地 和 高 原 的 迦 南 人 爭 戰
Sonra dağlık bölgede, Negevde ve Şefelada yaşayan Kenanlılarla savaşmak üzere güneye yöneldiler.後 來猶 大人 下去 、 與住 山地 南地 和 高原 的 迦南人 爭戰
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.A vypadá to, že existuje jenom jedno řešení, jak bojovat proti mnohem silnějšímu nepříteli.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.Az derül ki, hogy egyedül egy módszer van arra, hogy egy sokkal erősebb ellenség ellen harcoljunk.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.Blijkt dat er maar één oplossing is om een veel sterkere vijand te bevechten.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.Dan ternyata hanya ada satu jalan keluar untuk memerangi musuh yang jauh lebih kuat.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.E parece haver apenas uma solução para lutar contra um inimigo mais forte.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.Et il semblerait qu'il n'y ait qu'une solution pour combattre un ennemi bien plus puissant.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.Existuje len jedno riešenie, ako bojovať proti omnoho silnejšiemu nepriateľovi.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.I jest tylko jeden sposób, by walczyć z silniejszym wrogiem.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.반란군들이 훨씬 더 강한 적을 상대로 싸울때 그들이 생존할 수 있는
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.Og det viser sig at der er kun en løsning for at bekæmpe en meget stærkere fjende.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.Şi se pare că există o singură soluţie în lupta cu un duşman mult mai puternic.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.Und es stellt sich heraus das es nur eine Lösung gibt einen viel stärkeren Feind zu bekämpfen.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.Và hóa ra chỉ có một cách duy nhất để chiến đấu với một kẻ thù mạnh hơn nhiều.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.Y resulta que sólo hay una solución para luchar contra un enemigo mucho más fuerte.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.Και αποδεικνύεται ότι υπάρχει μόνο μία λύση να πολεμήσεις ένα πιο δυνατό αντίπαλο.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.И, похоже, для борьбы с очень сильным врагом есть только один выход.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.Приспособяват се. Оказва се че има само едно решение в борбата с много по-силен противник.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.ומסתבר שיש רק פתרון אחד כדי להלחם באויב חזק יותר.
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.و على ما يبدو هناك حل وحيد لقتال عدو أقوى بكثير
Sonuçta tek bir çözüm noktasına geliyor çok daha güçlü düşmanla savaşmak için.解決策は一つしかありません 武装勢力の一員としてその解決策を見つけない限りは
Tek yapabileceğimiz onlar ölmesin diye savaşmak.Lo único que podemos hacer es luchar para que no mueran.
Tek yapabileceğimiz onlar ölmesin diye savaşmak.L'unica cosa che possiamo fare è lottare perché non muoiano.
Tek yapabileceğimiz onlar ölmesin diye savaşmak.Man kan bara kämpa för att hålla dem i livet.
Tek yapabileceğimiz onlar ölmesin diye savaşmak.Man kan kun kæmpe for dem, der er i live.
Tek yapabileceğimiz onlar ölmesin diye savaşmak.Só podemos é lutar para impedir que morram.
Tek yapabileceğimiz onlar ölmesin diye savaşmak.Trzeba walczyć, by zachować bliskich przy życiu.
Tek yapabileceğimiz onlar ölmesin diye savaşmak.Voimme vain taistella ja pitää heidät hengissä.
Tek yapabileceğimiz onlar ölmesin diye savaşmak.Μπορείς να πολεμήσεις ώστε να μην πεθάνουν.
Tek yapabileceğimiz onlar ölmesin diye savaşmak.Мы можем лишь биться за то, чтобы не дать им умереть.
Tölere sahibi olmalıyız. Şiddete karşı savaşmalıyız.Chúng ta cần phải kiên trì, phải chiến đấu chống lại bạo lực.
Tölere sahibi olmalıyız. Şiddete karşı savaşmalıyız.暴力を許してはいけません
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.2つの異なる戦場で戦っています イランの女性・政治-
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.Además, las personas como yo, estamos luchando estas batallas en varios campos diferentes.
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.A hozzám hasonlókra az is igaz, hogy egyszerre két különböző csatát vívnak.
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.Außerdem kämpfen Menschen wie ich zwei Schlachten auf verschiedenen Schlachtfeldern.
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.Co więcej, ludzie tacy jak ja walczą na dwóch różnych frontach.
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.De asemenea, oamenii ca și mine, luptăm două lupte pe terenuri diferite.
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.Đồng thời, những người như tôi, chúng tôi đang chiến đấu trên hai mặt trận khác nhau.
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.Egalement, les gens comme moi, nous menons deux batailles sur deux champs différents.
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.Igualmente, pessoas como eu, estão a lutar duas batalhas por razões diferentes.
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.Inoltre, persone come me, stiamo combattendo 2 battaglie su fronti diversi.
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.Juga, orang-orang seperti saya, kami berjuang dalam dua perang di medan yang berbeda.
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.또한, 저같은 사람들은 다른 곳에서 두 종류의 투쟁중이기도 합니다.
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.Lidé jako já bojují na dvou odlišných frontách.
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.Mensen zoals ik voeren twee gevechten tegelijk, op verschillende slagvelden.
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.Επίσης, άνθρωποι όπως εγώ, δίνουμε δύο μάχες σε διαφορετικά πεδία.
Üstelik benim gibiler iki cephede birden savaşmak zorunda.Крім того, люди, як я, з різних причин ми боремось у двох битвах.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod