Layma Bowie'ye savaşan bir dünya verilmişti.Il mondo che è stato dato a Layma Bowie è un mondo in guerra.
Layma Bowie'ye savaşan bir dünya verilmişti.라이마 보위에게 주어진 세계는 전쟁에 놓여있었죠.
Layma Bowie'ye savaşan bir dünya verilmişti.Le monde donné à Layma Bowie était un monde en guerre.
Layma Bowie'ye savaşan bir dünya verilmişti.Lumea în care s-a născut Layma Bowie era în război.
Layma Bowie'ye savaşan bir dünya verilmişti.Świat, który został podarowany Layma Bowie był światem wojny.
Layma Bowie'ye savaşan bir dünya verilmişti.Ο κόσμος που δόθηκε στην Λάυμα Μπόουη ήταν ένας κόσμος πολέμου.
Layma Bowie'ye savaşan bir dünya verilmişti.Мир, что был дан Лайме Боуи - это мир войны.
Layma Bowie'ye savaşan bir dünya verilmişti.Света, който Лайма Баули даде беше свят на война.
Layma Bowie'ye savaşan bir dünya verilmişti.העולם שאליו הגיעה ליימה בואי היה עולם של מלחמה.
Layma Bowie'ye savaşan bir dünya verilmişti.العالم الذي تعيش فيه "لايما بوي" كان عالما في حالة حرب.
Layma Bowie'ye savaşan bir dünya verilmişti.戦争のある世界でした リベリアは十数年続く内戦のためひどい状態でした
Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor.Helaas worden de kleine kunstenaars in ons verstikt voor we kunnen vechten tegen de verdrukkers van de kunst.
Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor.불행하게도 우리 안에 어린 예술가들은 우리가 예술의 압제자들과 맞서 싸우기 전에 이미 질식해서 죽어버립니다.
Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor.Leider werden die kleinen Künstler in uns erstickt, bevor wir gegen die Unterdrücker der Kunst kämpfen können.
Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor.Niestety mali artyści w nas zostają zduszeni zanim staniemy do walki z ciemiężcami sztuki.
Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor.למרבה הצער, האמנים הקטנים בתוכנו נחנקים למוות לפני שאנחנו מקבלים הזדמנות לקום כנגד המדכאים הגדולים של האמנות.
Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor.للأسف، الفنانين الصغار داخلنا خنقوا للموت قبل أن نستطيع أن نحارب ضد طغاة الفن.
Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor.芸術の抑圧者との戦い方を覚える前に 息の根を止められてしまう 檻に閉じ込められて
Milisleri vardı ve savaşırlardı. Savaşacaklardı:Borile so se, imele svojo civilno vojsko in se spopadale:
Milisleri vardı ve savaşırlardı. Savaşacaklardı:Ne taistelivat keskenään ja jokaisella oli aseelliset puolustajansa.
Milisleri vardı ve savaşırlardı. Savaşacaklardı:Sie kämpften gegeneinander und hatten Milizen.
Milisleri vardı ve savaşırlardı. Savaşacaklardı:Штаты сражались между собой, создавались народные ополчения.
Milisleri vardı ve savaşırlardı. Savaşacaklardı:كانوا يتقاتلون، وكان لديهم ميليشيات. فكانوا يقاتلون:
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.1대 백만의 싸움을 할 수는 없습니다.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.Egy millió-az-egyhez hátránnyal nem tudunk megküzdeni.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.Não se pode lutar com uma desvantagem de um milhão para um.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.Nie można wygrać, gdy szanse wynoszą milion do jednego.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.Non si riesce a fronteggiare uno svantaggio di uno a un milione.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.No podemos luchar con un desventaja de un millón a uno.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.Nu putem lupta cu-n dezavantaj de unu la un milion.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.On ne peut combattre avec un handicap de un pour un million.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.We kunnen niet vechten met een miljoen-tegen-één achterstand.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.Wir können bei einem Nachteil von einer Million zu eins nicht kämpfen.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.Ми не зможемо протистояти за умови переваги мільйон до одного.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.Невозможно бороться, когда шансы находятся в соотношении миллион к одному.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.Не можем да се борим при неблагоприятни шансове милион към едно.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.איננו יכולים להילחם מעמדת נחיתות של מיליון-לאחד.
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.لا نستطيع ان نحارب كمليون - الى - واحد
Milyona bir dezavantajla savaşamayız.そこで、より良い政策をつくらならければならなくなる
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,A Mojzes reče sinovom Gadovim in sinovom Rubenovim: Bratje vaši naj gredo v boj, vi pa hočete tu sedeti?
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,Da sa Moses til Gads barn og Rubens barn: Skal eders brødre dra i krigen, og I bli her?
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,I odpověděl Mojžíš synům Gád a synům Ruben: Což bratří vaši půjdou sami k boji, a vy zde zůstanete?
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,Jawab Musa, "Masakan kamu mau tinggal di sini, sedangkan orang-orang sebangsamu pergi berperang
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,모세가 갓 자손과 르우벤 자손에게 이르되 너희 형제들은 싸우러 가거늘 너희는 여기 앉았고자 하느냐
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,Men Moses sagde til Gaditerne og Rubeniterne: "Skal eders Brødre drage i Krig, medens I bliver boende her?
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,Mose sprach zu ihnen: Eure Brüder sollen in den Streit ziehen, und ihr wollt hier bleiben?
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,Na to riekol Mojžiš synom Gádovým a synom Rúbenovým: Či azda vaši bratia pojdú do boja, a vy budete tu sedieť?
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,Ruszywszy się z Suchot, położyli się obozem w Etam, które jest przy koócu puszczy.
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,А Моисей рече на гадците и на рувимците: Да идат ли братята ви на бой, а вие тук да седите?
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,И сказал Моисей сынам Гадовым и сынам Рувимовым: братья ваши пойдут на войну, а вы останетесь здесь?
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,ויאמר משה לבני גד ולבני ראובן האחיכם יבאו למלחמה ואתם תשבו פה׃
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,فقال موسى لبني جاد وبني رأوبين هل ينطلق اخوتكم الى الحرب وانتم تقعدون ههنا.
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,摩 西 對 迦 得 子 孫 和 流 便 子 孫 說 、 難 道 你 們 的 弟 兄 去 打 仗 、 你 們 竟 坐 在 這 裡 麼
Musa, ‹‹İsrailli kardeşleriniz savaşa giderken siz burada mı kalacaksınız?›› diye karşılık verdi,摩西 對 迦得 子孫 和 流便子 孫說 、 難道 你 們 的 弟兄 去 打仗 、 你 們竟 坐在 這裡麼
Musanın savaşa katılan askerlerden alıp İsraillilere ayırdığı yarı pay şuydu:Aber die andere Hälfte, die Mose den Kindern Israel zuteilte von den Kriegsleuten,
Musanın savaşa katılan askerlerden alıp İsraillilere ayırdığı yarı pay şuydu:A z polovice synov Izraelových, ktorú vzal Mojžiš od mužov, ktorí bojovali.-
Musanın savaşa katılan askerlerden alıp İsraillilere ayırdığı yarı pay şuydu:Den halvdel som tilfalt Israels barn, og som Moses hadde skilt ut fra stridsmennenes del -
Musanın savaşa katılan askerlerden alıp İsraillilere ayırdığı yarı pay şuydu:E da metade que era dos filhos de Israel, que Moisés separara da que era dos homens que pelejaram
Musanın savaşa katılan askerlerden alıp İsraillilere ayırdığı yarı pay şuydu:Izráel fiainak esõ [másik] fele részbõl pedig, a melyet elválasztott Mózes a hadakozó férfiakétól.
Musanın savaşa katılan askerlerden alıp İsraillilere ayırdığı yarı pay şuydu:Ja israelilaisille tuleva puolisko, jonka Mooses oli erottanut sotamiesten osasta,