Herkes savaşa odaklanmış, herkes Bush'a odaklanmış; hayatla ilgilenmiyorlar.Wszyscy skupiają się na wojnie, na Bushu, nie interesuje ich życie.
Herkes savaşa odaklanmış, herkes Bush'a odaklanmış; hayatla ilgilenmiyorlar.Ze zijn bezig met de oorlog. Ze zijn bezig met Bush, ze zijn niet geïnteresseerd in leven.
Herkes savaşa odaklanmış, herkes Bush'a odaklanmış; hayatla ilgilenmiyorlar.Είναι όλοι επικεντρωμένοι στον πόλεμο, ή στον Μπους, δεν ενδιαφέρονται για την ζωή.
Herkes savaşa odaklanmış, herkes Bush'a odaklanmış; hayatla ilgilenmiyorlar.Все думают только о войне; они думают о Буше; им не интересна жизнь.
Herkes savaşa odaklanmış, herkes Bush'a odaklanmış; hayatla ilgilenmiyorlar.Обръща се внимание на войната; на Буш; но няма интерес към живота.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Chúng tôi chưa bao giờ có chiến tranh. Thụy Điển lúc này khá yên bình.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.스웨덴은 전쟁을 경험한 적이 없고, 항상 평화로왔습니다.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.N-am fost niciodată în război; în Suedia a fost mereu pace.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Nikdy jsme nebyli ve válce, ve Švédsku byl po celou tu dobu mír.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Nikdy sme neboli vo vojne, Švédsko žilo celý tento čas v mieri.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Nikoli nismo imeli vojne, Švedska je bila v miru ves ta čas.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Non ci fu mai una guerra; per tutto questo tempo, la Svezia fu in pace.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Nous n'avons jamais eu de guerre; la Suède à toujours été en paix.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Nunca tivemos uma guerra; a Suécia esteve em paz todo este tempo.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Nunca tuvimos una guerra; Suecia estuvo en paz todo este tiempo.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Ruotsi ei sotinut koko tänä aikana.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Soha nem háborúztunk; Svédországban mindig béke volt.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Szwecja była w pokoju cały ten czas, bez wojny.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Tidak pernah ada perang; Swedia selalu tentram selama ini.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Vi hade inga krig; Sverige hade fred hela denna tiden.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.We waren nooit in oorlog, Zweden leefde al die tijd in vrede.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Wir waren nie im Krieg; in Schweden herrschte in dieser Zeit Frieden.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Ποτέ δεν είχαμε πόλεμο, η Σουηδία είχε ειρήνη συνεχώς.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.Никога не сме имали война, Швеция е в мир през цялото това време.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.У нас никогда не было войны; Швеция все это время находилась в состоянии мира.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.У нас ніколи не було війни; Швеція завжди була в стані миру.
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.מעולם לא היתה לנו מלחמה, שבדיה תמיד היתה בשלום
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.ولم نخض اي حروب .. كان السويد دولة مسالمة طيلة ذلك الوقت
Hiç savaşa girmedik; İsveç hep barış içindeydi.しかしご覧ください、スウェーデンにおける
İçimizden biri hayatta kalana kadar savaşacağız.Lucharemos hasta que uno de nosotros perviva.
İçimizden biri hayatta kalana kadar savaşacağız.Wir werden kämpfen, bis einer von uns am Leben bleibt.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.Ar trebui sa trimitem trupe de mentinere a pacii pentru a-i servi pe cei care se confrunta cu un razboi civil.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.Békefenntartókat kellene küldenünk azokhoz akiket polgár háború fenyeget.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.Dovremmo inviare i peacekeeper per aiutare coloro che sono colpiti dalla guerra civile.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.Gửi đến những đội quân gìn giữ hòa bình cho những vùng đất đang phải gánh chịu nội chiến.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.Kami layak mengirim tentara perdamaian untuk membantu mereka yang menghadapi perang saudara.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.내전을 겪고 있는 사람들을 돕기 위해 평화 유지군을 보내야 합니다.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.Měli bychom vyslat mírové jednotky aby pomohli těm, kteří stojí před občanskou válkou.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.Nous devrions envoyer des troupes de maintien de la paix pour aider ceux qui endurent la guerre civile
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.We moeten vredestroepen sturen om degenen in een burgeroorlog te helpen.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.Wir sollten Friedenstruppen senden, um Bürgerkriegsopfern zu helfen.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.Wysłać siły pokojowe, by służyły tym, którzy doświadczają wojny domowej.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.Да изпратим военни миротворци, за да помогнат на засегнатите от граждаска война.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.Мы должны отправить миротворческие группы, чтобы помочь тем, кто сталкивается с гражданской войной.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.עלינו לשלוח כוחות לשמירת השלום שישרתו את מי שעומדים בפני מלחמת אזרחים.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.علينا إرسال قوات حفظ السلام ليخدموا من يواجهون حرباً أهلية.
İç savaşa maruz kalanlara hizmet için barış birlikleri göndermeliyiz.内戦に苦しむ人々を助けるべきなのです。 その段階を通して、アフリカの自主性は失われていきます。
İki veya daha fazla ülke savaşa girdiğinde kendine sor: Bir birini öldürme kararını kim verdi?Intreaba-te, cand doua sau mai multe tari sunt in razboi: cine a luat aceasta decizie de a se omori intre ele?
İki veya daha fazla ülke savaşa girdiğinde kendine sor: Bir birini öldürme kararını kim verdi?Запитайте се, когато две или повече държави са във война, кой е взел решението да се избиват взаимно?
İki veya daha fazla ülke savaşa girdiğinde kendine sor:Preguntate a ti mismo, cuando dos o mas naciones están en guerra:
İki veya daha fazla ülke savaşa girdiğinde kendine sor:Stell dir mal die Frage, wenn zwei oder mehr Länder Krieg führen:
Irak ile savaşa girecek miyiz diye sordum. Daha da kötü dedi."Donc je suis revenu le voir quelques semaines plus tard et à ce moment-là, nous bombardions l'Afghanistan.
Irak ile savaşa girecek miyiz diye sordum. Daha da kötü dedi.Er sagte "Oh, es ist schlimmer als das."
Irak ile savaşa girecek miyiz diye sordum. Daha da kötü dedi.Jag sa; ska vi fortfarande gå i krig med Irak?
Irak ile savaşa girecek miyiz diye sordum. Daha da kötü dedi.Ő azt mondta, oh, ez rosszabb ennél.
Irak ile savaşa girecek miyiz diye sordum. Daha da kötü dedi.Και τον ρώτησα , θα πάμε τελικά σε πόλεμο με το Ιράκ ; Και μου είπε ,ακόμα χειρότερα.
Irak ile savaşa girecek miyiz diye sordum. Daha da kötü dedi.قلت : هل سنستمر في الذهاب الى حرب مع العراق؟ وقال (الرئيس الأمريكي) نعم انها أسوأ من ذلك.
Irak ile savaşa girecek miyiz diye sordum.Eu disse ainda vamos guerrear com o Iraque?
Irak ile savaşa girecek miyiz diye sordum.I-am spus încă mergem la război cu Irakul?
Irak ile savaşa girecek miyiz diye sordum.Ik vroeg, 'gaan we nog in oorlog met Irak?' waarop hij reageerde met