Klaus Mann, nasyonal sosyalizme karşı savaşan cesur bir edebiyatçı oldu.Zijfers ontpopte zich zodoende als een geestdriftig en ijverig propagandist voor het nationaalsocialisme.
1287 yılında kale tekrar kuşatılmıştı, bu sefer hem savunmacı hem de savaşan Memlükler idi.In 1642 vertrok hij opnieuw naar de Goudkust; ditmaal als boekhouder en opperkoopman.
Ama amca-yeğen savaşa girmeyi göze alamadılar.De keizer had echter niet de intentie om te vechten.
Ama bir orduyla savaşamayacakları için kaçmak zorunda kalırlar.Een gevecht gaat door tot een held geen leger meer heeft.
Haziran ayına gelindiğinde yaklaşık 200 bin asker sayısına ulaşan Napolyon hızla savaşa hazırlanır.Begin juni had Napoleon bijna 200.000 soldaten gereedstaan langs de grenzen van Frankrijk.
Askeri düzenekte cephe önünde savaşan birimler.Alle mannen vertrekken naar het front.
Her iki taraf da savaşa devam etmek istemiyordu.Beide waren niet van plan tot de dood te vechten.
Birinci Dünya Savaşı sırasında İtalyan ordusu bünyesinde savaşan Amerikalı bir teğmendir.Tijdens de Eerste Wereldoorlog wordt Victor luitenant in het Russische leger.
I. Dünya Savaşı sırasında pek çok lisans öğrencisi ve kolej mensubu savaşa katıldı.Tijdens de Tweede Wereldoorlog kwam het grootste deel van de docenten en leerlingen om het leven.
16 yaşında gönüllü olarak Kızıl Ordu'ya girdi ve iç savaşa katıldı.Hij ging als vrijwilliger bij het Rode Leger en vocht in de burgeroorlog.
Son mermimize kadar savaşacağız.Vuurden met al ons afweergeschut.
Biraz dinlendikten sonra tekrar savaşa başladılar.Na een paar uur gerust te hebben, trokken ze zich verder terug.
I. Dünya Savaşında Fransa saflarında savaşa katıldı ve ciddi biçimde yaralandı.Tijdens de Eerste Wereldoorlog, diende hij in het Franse leger en liep toen zware verwondingen op.
Bugün onlar Arap halkının savaşa hazır olduğunu bilecek.Dzisiaj oni zobaczą, że Arabowie są przygotowani do decydującej bitwy.
Si vis pacem, para bellum Eğer barış istiyorsan savaşa hazırlan.Dewiza: Si vis pacem, para bellum (łac. Jeśli chcesz pokoju, szykuj się do wojny).
İspanya, Fransız kralı II. Henry’nin ölümünden sonra Fransa’da çıkan iç savaşa dahil olacaktır.Hiszpania zaangażowała się w wojny religijne we Francji po śmierci Henryka II.
Artık savaşacak gücüm kalmadı.Nie mogę już dłużej walczyć.
Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi.Ponieważ było to dla nich trudne, zapytali: "Który z nas jest w stanie to uczynić, Wysłanniku Allaha?"
Zaten hem Arjantin'in hem de Brezilya'nın savaşacak gücü kalmamıştı.Szansę na awans miały zarówno Argentyna, jak i Brazylia.
Ey ilâhi rızaya mazhar olan, savaşa sarılmasan ne olur.O nie się nie potkniesz, kiedy się nie potkniesz o prawdę.
1915’in sonlarında İtalya savaşa dahil oldu.W 1915 roku Włochy przystąpiły do wojny.
Roma Senatosu ise kuvvetleri savaşa sürmeye henüz karar vermiştir.Rzymianie, nie czekając na decyzję senatu, zaczęli prowadzić przygotowania wojenne.
Ve savaşa hazırlanır.I, Przygotowanie się do wojny.
Akhilleus savaşa katıldı ama orduların komutanı olamadı.Chorągiew wzięła udział w bitwie, ale prawdopodobnie bez swego dowódcy.
Yanaşık düzen savaşa sürülmeleri ve sıkı bir disiplin altında tutulmaları gerekir.Przysięgam, że wydane mi rozkazy wypełniać będę ściśle i sumiennie.
Doğu sınırında gerçekleşen anlaşmazlıklar savaşa dönüştü.Dotychczasowe starcia na granicy przerodziły się w otwarty konflikt wojenny.
Sadece savaşa katkıda bulanabilecek fabrikalar doğuya taşındı.Wyposażenie fabryki najprawdopodobniej wywieziono na wschód.
Son mermimize kadar savaşacağız.Bartniak strzeli do siebie ostatnią kulą.
Bu nokta en ideali 2 savaşan karakter ve 2 iyileştiriciden oluşan bir grup kurmak.To historia czterech złamanych serc i próby uleczenia dwóch z nich.
Bir savaşa girerler.Tom wkracza do walki.
Savaşa katılan ülkelerin halkları direkt olarak savaşın etkilerine maruz kalmazlardı.Większość krajów, które uczestniczyły w konferencji nie dotyczył bezpośrednio kryzys syryjski.
Büyük büyük büyük büyükbabası Amerikan İç Savaşı'nda Konfederasyon safında savaşan süvari komutanıydı.Jego pra-pra-pra dziadek był pułkownikiem kawalerii konfederatów w wojnie secesyjnej.
Pearl Harbor Saldırısı ile ABD'nin savaşa girmesine neden olmuştur.Po ataku na Pearl Harbor Ameryka przystępuje do wojny.
Her iki taraf da savaşa devam etmek istemiyordu.Żadna ze stron nie chciała kontynuować walki.
Olayları savaşa götüren son gerginlik 1918'in Ocak ayının ilk günlerinde başladı.Do ostatecznej eskalacji wojny doszło na początku stycznia 1918 roku.
Kökenleri Fulgencio Batista rejimine karşı savaşan İsyancı Ordudan gelir.Bitwa przyniosła decydujące zwycięstwo partyzantom walczącym z reżimem generała Fulgencio Batisty.
Fakat Wallace'i savaşa çekemediler.Nie udało mu się jednak zmusić Walijczyków do bitwy.
Devrim hareketine ve iç savaşa katıldı.Jest świadkiem rewolucji i wojny domowej.
Yeterli sayıda tank savaşa sokulmadı.Czołg nie brał udziału w walkach.
Normanlar savaşa hazırlanır.Żurnaliści już gotowi do wojny.
169 ^ Savaşan Fransa hareketinin yayın organı, 9. sayı, 28 Ağustos 1942, sayfa 52Dziennik Rozkazów Ministra Spraw Wojskowych Nr 22 z 9 sierpnia 1928 r., poz. 249.
1437 yılında Floransa ve Venedik Visconti ile tekrar savaşa girdi.W roku 1764 powrócił do Polski przez Florencję, Wenecję i Wiedeń.
Askeri düzenekte cephe önünde savaşan birimler.Władze naczelne Pogotowia Bojowego.
Ancak bu bilgiler, savaşa hazırlık olarak değerlendirildi.Nakładała się na to kwestia przygotowań do wojny.
Bizi geçecek olursa, onunla sen savaşacaksın.Jak zadrzesz z nimi - zadzierasz z nią!
Vassal bağlı olduğu senyörle savaşa gidecek, ona yardım edecektir.Do walki przyłącza się stary pijak, który pomaga mu w ucieczce.
Öte yandan, uzun zamandır Anadolu Selçukluları da Gürcistan’a karşı savaşa hazırlanıyordu.Jednocześnie Małopolanie już od jakiegoś czasu prowadzili rozmowy z Jagiełłą.
Yarın onlara karşı savaşa çıkın.Jutro bitwa.
Buffy savaşacak onunla.Sean podejmuje z nim walkę.
Fakat bu savaşa daha fazla dayanmak mümkün değildi.Nie mogę znieść tego bólu dłużej.
Bunun için savaşa bir süre ara verilir.Dochodzi w tym czasie do wojny.
Alman personel, savaşa girmek istiyordu.Wojska niemieckie wkroczyły do Grudziądza.
Ayrıca tüm donanmayı savaşa sürme eğilimi önüne geçilmez bir eğilimdir.W odpowiedzi bez zastanowienia rzucono do walki całą flotę.
Fakat şairin kaçmaya niyeti yoktur, o tam bir asker gibi savaşacak, yurdunda kalacaktır.Kawaleria nie ma możliwości szarżowania na wroga, lecz staje do walki tak jak piechota.
Öykünün sonunda Vincent'ın savaşa gideceği kesinleşir.Zdaniem Tarnowskiego kraj powinien w każdym momencie gotów być do wojny.
Ancak azap ve akıncılar ile bölgeden savaşa katılan kuvvetlerin sayısı günümüzde de bilinmemektedir.Los wielu ówczesnych działaczy i zawodników jest do dziś nieznany.
Kendimi daha iyi seviyeye getirip, bunu koruyarak, takıma girmek için savaşacağım.Ja proszę was, żebyście pojechali ze mną i polegli w walce.
'Yahudiler sizle savaşacak' - Yahudiler bizle savaşmaya başladı.Żydzi!”) by zagrzewać swoją drużynę do walki.
Savaşa karşın 1941'de fuar hazırlıkları eksiksiz gerçekleşti.Po trzecie, wraz ze śmiercią Junga w 1961 do głosu zaczęły dochodzić tendencje uprzednio nie wyrażane.
Şimdi savaşacağız.Będziemy walczyć.