sav ile cümle

sav kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Eğer kral olmak istiyorsa, bırak gitsin ve savaşsın.If he wants to be king, let him go and fight.
Sıkı bir biçimde savaş karşıtı bir romandır.It is a firmly anti-war novel.
Onlara savaş ilan etmeliyiz.We must declare war on them.
Savaşsız bir dünya hayal et.Imagine a world without war.
Neden onu savunmaya karar verdin?Why did you decide to defend him?
Bu video sadece Avrupa'daki İkinci Dünya Savaşı hakkında.This video is simply about the second World War in Europe.
Ülkeyi savunmaya hazırız.If you do this, you're mistaken.
Herkes soğuk savaş'ın iki ülke arasındaki çatışma olduğunu biliyor.Everybody knows that Cold War is the confrontation between two nations.
Savaşçılar cesurca savaştı, ancak yenilgi kaçınılmazdı.The warriors fought valiantly, but the defeat was inevitable.
Mary'nin karakteri büyük memeli bir kadın savaşçıydı.Mary's character was a busty amazon.
Bir savaş çıktı.A fought broke out.
Harika bir adam tarafından icat edilen bir sistem küçük olanlar tarafından savunulabilir.A system that has been invented by a great man can be defended by small ones.
Beklemek, gözlemek ve sessiz kalmak birçok savaşı önleyebilir.Waiting, observing, and keeping silent can avoid many wars.
Birinin ilkeleri için savaşmak onlara göre yaşamaktan daha kolaydır.It is easier to fight for one's principles than to live according to them.
Baba Kore savaşının emektarıydı.The father was a veteran of the Korean War.
Binlerce öğrenci Vietnam savaşına karşı gösteriler yaptı.Thousands of students demonstrated against the Vietnam War.
Kamuoyu savaşa karşı çıktı.Public sentiment turned against the war.
Bu savaş tarihin seyrini değiştirdi.This battle changed the course of history.
Onu savunduğuna inanamıyorum.I can't believe you're defending her.
Onları savunduğuna inanamıyorum.I can't believe you're defending them.
Tom'un savaşta öldürülen bir oğlu vardı.Tom had a son who was killed in the war.
Tom kendisini savunmaya hazır olduğunu söyledi.Tom said he's ready to defend himself.
Tom uzun bir savaş olacağını düşündü.Tom thought it would be a long war.
Ülkeleri için savaştılar.They fought for their country.
Tom ve ben savaş hakkında konuştuk.Tom and I talked about the war.
Tom ve ben bir yastık savaşı yaptık.Tom and I had a pillow fight.
Kendimi savunmak için harekete geçtim.I acted in self-defense.
Belki de onu başımdan savmak için bir şey yaptım.Maybe I did something to put her off.
Sami hayatı için savaşıyordu.Sami was fighting for his life.
Bu savaştaki herkesin kaybedeceği bir şeyler var.Everyone in this war has something to lose.
Kendimi savunamadım.I wasn't able to defend myself.
Depresyonla savaşmak için bulduğun yol bu mudur?Is this the way you have found to fight depression?
İki oğlu savaş sırasında öldü.His two sons died during the war.
Tom, Mary'yi savunması için iyi bir avukat tuttu.Tom hired a good lawyer to defend Mary.
Bu iki ülke savaşın eşiğindedir.These two countries are on the brink of war.
Bu başka bir doğal gaz boru hattı savaşı mı?Another gas pipeline war?
Savaş ne korkunç bir şey!What a horrible thing war is!
Tom ve Mary her ikisi de suçlu olmadığını savundu.Tom and Mary both pleaded not guilty.
Tom savunma dersi aldı.Tom took a self-defense class.
Tom ve benim kendimizi savunma hakkımız var.Tom and I have the right to defend ourselves.
Tom ve ben kendimizi savunamayacağız.Tom and I won't be able to defend ourselves.
Kendimizi savaş için hazırlamamız lazım.We need to prepare ourselves for battle.
Kendimizi savaş için hazırlıyoruz.We're preparing ourselves for battle.
Kendimizi savaş için hazırlamalıyız.We must prepare ourselves for battle.
Tom ve ben kendimizi savunmaya çalıştık.Tom and I tried to defend ourselves.
Kendimizi savunmamız gerekiyor.We need to defend ourselves.
Doğada canlı varlıklar sürekli bir savaş halindedir.In nature, living beings are in a perpetual state of war.
Tom savunmaya geçti.Tom got defensive.
Tom ülkesi için savaşırken öldü.Tom died fighting for his country.
Savaşlarını seç.Pick your battles.
Tom, Lyon'daki savaş sırasında yaşıyordu.Tom lived during the war in Lyon.
Sami, savcı ile anlaşma yaptı.Sami cut a deal with the prosecutor.
Sami, savcı ile anlaşmaya vardı.Sami cut a deal with the prosecutor.
Sami, savcı ile anlaşma sağladı.Sami cut a deal with the prosecutor.
Sami ve Leyla hayatları için savaşıyorlardı.Sami and Layla were fighting for their lives.
Sami onu savunması için en iyi avukatları tuttu.Sami hired the best attorneys to protect him.
Sami iyi bir savunma takımı tuttu.Sami hired a good defense team.
Sami akciğer kanseriyle savaşıyordu.Sami was battling lung cancer.
Sami kendini savunmak için aşırı güç kullandı.Sami used excessive force to defend himself.
Sami Bekir, Leyla'yı 2006'daki ünlü davasında savundu.Sami Bakir defended Layla at her famous trial back in 2006.

İlgili Sayfalar