sav ile cümle

sav kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kendimi savunmak zorundayım.I have to defend myself.
Savaşta herkes birine karşıdır.Everyone's against somebody in war.
Bir kartopu savaşı yapalım.Let's have a snowball fight.
Bizim savaşmamıza gerek yok.We don't need to fight.
Tom savaş filmleri izlemez.Tom doesn't watch war movies.
Horus gök, savaş ve av tanrısıydı.Horus was the god of the sky, war and hunting.
Bu büyük savaşın süresi uzatılmıştır.This huge war has been prolonged.
Bu büyük savaş, zamana yayılmış durumdadır.This huge war has been prolonged.
Savaşlara ve silahlara bir son verelim.Let there be an end to wars and weaponry.
Somme savaşı insanlık tarihinde en kanlı savaşlarından biriydi.The battle of the Somme was one of the bloodiest battles in human history.
Savaş hepimizi etkiler.War affects us all.
"Savaş çıkacak" düşüncesini ortaya attılar.They put forward the idea that "a war will break out."
"Savaş ve Barış"'ta en sevdiğin kadın karakter kimdir?Who is your favorite female character in "War and Peace"?
Şövalye savaşırken öldü.The knight fell in battle.
2685 yılında Birinci Güneş Sistemi Savaşı dünyanın parçalarını mahvetti.The First Solar System War in the year 2685 devastated parts of Earth.
Nadiya Savchenko gerçekten yaşayan bir efsane.Nadiya Savchenko is a real living legend.
O üç savaş hayatta kaldı.She has survived three wars.
Hükümet savaş maliyetleri karşılamak zorunda kaldı.The government was compelled to defray the costs of the war.
Onun babası savaşta öldü ve annesi onu ve kardeşlerini kendi başına yetiştirdi.His father died in the war and his mother raised him and his siblings by herself.
Savaş devam ediyor.The war goes on.
Bana hakaretler savurma, genç bayan.Don't hurl insults at me, young lady.
Savaş imparatorluğun yayılmacı eğilimlerini kontrol etti.The battle checked the empire's expansionist tendencies.
Kral savaş sırasında esir edildi ve kafası kesildi.The king was captured during the battle and beheaded.
Cinayet, tecavüz ve işkence savaş zamanlarıyla ilişkili vahşetlerdir.Murder, rape, and torture are atrocities associated with times of war.
Barış mı yoksa savaş mı getirirsin?Do you bring peace, or warfare?
Kim savaşı başlattı?Who started the battle?
Romalılar savaşa başladı.The Romans began the battle.
Almanlar savaşa başladı.The Germans began the battle.
O, savaş başladığında İngiltere'de yaşıyordu.He lived in England when the war started.
Kendini aptallığa karşı savunamazsın.You cannot defend yourself against stupidity.
Biri kendini aptallığa karşı savunamaz.One cannot defend oneself against stupidity.
Şiddetli bir savaş İsveç için tarihi bir zafere yol açtı.A fierce battle led to an historical victory for Sweden.
Tom kendini savunmaya çalıştı.Tom tried to defend himself.
Onlar tüm formlarda içkiden uzak durmayı savunuyor.They advocate complete abstinence.
Ben o aptalı savunmuyorum.I'm not defending that idiot.
Savaş bittiğinde, birkaç asker eve döndü.When the war was finished, few soldiers returned home.
Amerikan iç savaşı kitabın ana temasıdır.The American Civil War is the main theme of the book.
Nietzsche "Siz de bir canavara dönüşmek istemiyorsanız canavarla savaşmayın." demiş.Nietzsche said, "Battle ye not with monsters, lest monsters ye become."
Tom kanserle savaşıyor.Tom is fighting cancer.
Yunanların hiçbiri savaşlarda Aşil'den daha iyi değildi.No one of the Greeks was better in battles than Achilles.
Aşil Hektor'u yendi, fakat kısa bir süre sonra kendisi savaşta öldürüldü.Achilles defeated Hector, but after a short time he himself was killed in battle.
Ben savunmasız hissetmiyorum.I don't feel vulnerable.
Askerler atların üzerinde savaştı.The soldiers battled on horses.
Savaş, ekonomimizi kurutuyor.The war is draining our economy.
O, savaşta ölmeseydi, şimdi altmış yaşından daha fazla olurdu.If he had not fallen in the war, he would now be more than sixty years old.
Bence barış savaşa daha çok tercih edilir, değil mi?I think peace is very much preferable to war, don't you?
Kişisel olarak savaşta olmaktan hoşlanmıyorum.Personally, I like not being at war.
Savaş hoşgörüsüzlüğe, hoşgörüsüzlük ise savaşa yol açar.War leads to intolerance; intolerance leads to war.
Elimden geldiğince çok savaştım.I fought as hard as I could.
Tom'u savunmayacağım.I'm not going to defend Tom.
Bir çatışmayı kaybetmek savaşı kaybetmek anlamına gelmez.Losing a battle doesn't mean losing the war!
Savunma avukatı onun beraatini güvenceye almak için Tom adına elinden geleni yaptı.The defence attorney did his best on behalf of Tom to secure his acquittal.
İkinci Dünya Savaşından önce Finlandiya ve Rusya arasındaki sınır Leningrad'a yakındı.Before WWII, the border between Finland and the USSR was near Leningrad.
Yağma, tecavüz ve talan, savaş sırasında yaygındır.Looting, raping, and plundering are common during wartime.
İnsanların kendilerini savunma hakları vardır.People have the right to defend themselves.
Tom konakta savurgan bir partiye ev sahipliği yaptı.Tom hosted an extravagant party at his mansion.
Tom bu davada savcıydı.Tom was the prosecutor in this case.
Tom federal bir savcıdır.Tom is a federal prosecutor.
Biz şu anda bir iç savaşın ortasındayız.We're currently in the middle of a civil war.
Fatih William 1066 yılında Hastings Savaşı'nda Kral Harold'ı yendi.William the Conqueror defeated king Harold in 1066 at the Battle of Hastings.

İlgili Sayfalar