Ruhumu şeytana satmak istemiyorum.I don't want to sell my soul to the devil.
Para için ruhumu satmak istemiyorum.I don't want to sell my soul for money.
İçki satmak için ruhsatın var mı?Do you have a license to sell liquor?
Çalıntı mal alıp satmaktan suçlu bulundu.He was found guilty of handling stolen goods.
Bunu bugün satmak zorundayım.I have to sell it today.
Bugün onların hepsini satmak zorundayım.I have to sell them all today.
Tom'a benim eski arabamı satmak istedim.I wanted to sell Tom my old car.
Onu satmak zorundasın.You must sell it.
Satmak için hiç mücevherim yok.I have no jewels to sell.
Sahibi evini satmak için ikna etmek zor olacak.It will be hard to convince the owner to sell his house.
Bu, tereciye tere satmak gibi bir şey.It's like selling shoes to a shoemaker.
Bütün faturaları ödeyebilmek için eşyalarımdan çoğunu satmak zorundayım.I have to sell a lot of my things so I can pay all my bills.
Tom arabasını satmak istemiyordu ama başka seçeneği yoktu.Tom didn't want to sell his car, but he had no choice.
Tom'un satmak istediği üç ekstra bileti var.Tom has three extra tickets he wants to sell.
Tom terörist bir gruba silahlar satmakla suçlandı.Tom was accused of selling weapons to a terrorist group.
Satıcı onun ürününü satmak için bazı abartılı iddialar ortaya attı.The salesman made some exaggerated claims in order to sell his product.
Satmak için ilgilenebileceğim neyiniz var?What do you have to sell that I might be interested in?
Tom çiftliği satmak zorunda kaldı.Tom was forced to sell his farm.
Tom arabasını satmak için umutsuzdu.Tom was desperate to sell his car.
Biz onu yıllarca zararına çalıştırdığımız için binayı satmak zorunda kaldık.We had to sell the building because for years we had operated it at a loss.
Sanıyorumki evlerini satmak zorunda kalacaklar.I think that they will need to sell their house.
Biz onu gerçekten satmak zorunda değiliz.We don't really have to sell it.
Evimizi gerçekten satmak zorunda değiliz.We don't really have to sell our house.
Tom borçlarını ödemeye yardımcı olması için arabasını satmak zorunda kaldı.Tom had to sell his car to help pay his debts.
Satmak için kötü bir zaman.It's a bad time to sell.
Tom gerçekten evini satmak istemedi.Tom never really wanted to sell his house.
Tom arabasını satmak istedi.Tom wants to sell his car.
Tom tablolarından herhangi birini satmak istemiyordu.Tom didn't want to sell any of his paintings.
Mağazamız, geniş bir skalada modaya uygun elbise satmaktadır.Our store sells a wide range of fashionable clothes.
Bu mağaza, hem kadın hem de erkek için elbise ve ayakkabı satmaktadır.This store sells clothes and shoes for both men and women.
Ne satmak istiyorsun?What do you want to sell?
Satmak için bir taneye sahibim.I have one to sell.
Tom evini satmak istemiyordu.Tom didn't want to sell his house.
Tom evini satmak zorunda kaldı.Tom had to sell his house.
Tom arabasını satmak zorunda kaldı.Tom had to sell his car.
Arabanı satmak ister misin?Would you like to sell your car?
Birileri sana biletlerini satmak isterlerse, onu satın alma.If someone wants to sell you their ticket, do not buy it.
Böyle bir evi satmak kolay olmayacak.It will not be easy to sell such a house.
Tom'un mağazası golf sopası, top, ayakkabı ve diğer aksesuarları satmaktadırçTom's store sells golf clubs, balls, shoes and other accessories.
Evimi satmak zorunda değilim.I don't have to sell my house.
Tom gizli bilgileri satmakla suçlanıyor.Tom has been accused of selling classified information.
Zaten bunu satmak istiyordum.I wanted to sell it anyway.
Onlar sadece gazete satmak istiyorThey just want to sell papers.
Dükkan farklı ürünler satmaktadır.The shop sells different products.
O borçlar için çiftliği satmak zorunda kaldı.He had to sell the farm for debts.
Evi satmak onun fikriydi.It was her idea to sell the house.
Evimizi satmak Tom'un fikriydi.It was Tom's idea to sell our house.
Umarım evimizi satmak zorunda kalmayız.I hope we don't have to sell our house.
Tom sadece kendi kitabını satmakla ilgileniyor.Tom is only interested in selling his own book.
Benim satmak istediğim birçok şey var.I have a lot of things I want to sell.
Gazete satmak kolay değildir.Selling newspapers isn't easy.
Tom'u evini satmak için ikna etmek zor olacak.It'll be hard to convince Tom to sell his house.
Bu evi satmak kolay olmayacak.It won't be easy to sell this house.
Onu satmaktan dolayı mutluydum.I was happy to sell it.
Satmak daha iyi midir?Is it better to sell?
Evimizi satmak zorunda kalacağız.We're going to have to sell our house.
Bunu satmak istiyorum.I want to sell this.
Bunu satmak istedim.I wanted to sell it.
Neden bu mobilyaları satmak istiyorsunuz?Why do you want to sell these pieces of furniture?
Evini satmak istediğinden emin misin?Are you sure you want to sell your house?