Sonra (iğneleri) yeniden paketleyip pazarda steril iğneden daha fazla paraya satmak.信じられませんが 殺菌済みの 注射器よりも高く売られています 彼らの父は取材中に
Tahvil ihracında yaptığınız şey bunları yatırımcılara satmak, yani halktan para topluyorsunuz bir anlamda.Dluhopisy jsou - v podstatě si znovu půjčujete z veřejných trhů.
Tahvil ihracında yaptığınız şey bunları yatırımcılara satmak, yani halktan para topluyorsunuz bir anlamda.En substance, les obligations, c'est lorsqu'on emprunte sur les marchés publics.
Tahvil ihracında yaptığınız şey bunları yatırımcılara satmak, yani halktan para topluyorsunuz bir anlamda.Joukkovelkakirja luodaan, kun lainataan rahaa markkinoilta.
Tahvil ihracında yaptığınız şey bunları yatırımcılara satmak, yani halktan para topluyorsunuz bir anlamda.Obligacje są - zasadniczo znów pożycza się z rynku publicznego.
Tahvil ihracında yaptığınız şey bunları yatırımcılara satmak, yani halktan para topluyorsunuz bir anlamda.Облігації це ... (насправді ти знову позичаєш з публічного ринку.
Tahvil ihracında yaptığınız şey bunları yatırımcılara satmak, yani halktan para topluyorsunuz bir anlamda.お金を借りる事です。 大勢の人から借ります。
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Csapatokban dolgoznak, elmennek orvosokhoz, és megpróbálják rávenni őket, hogy vegyenek gyógyszereket.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.De arbejder i teams; de tager ud og sælger til læger og prøver at få dem til at købe lægemidler.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Delajo v skupinah; na terenu prodajajo zdravnikom in jih prepričujejo, da kupijo zdravila.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.He työskentelevät tiimeissä; myyvät lääkäreille ja koettavat saada nämä ostamaan tiettyjä lääkkeitä.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Họ ra ngoài và thuyết phục các bác sĩ mua thuốc của họ
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Ils travaillent en équipes ; ils vont vendre aux médecins et essayent de les amener à acheter des médicaments.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.그들은 팀을 이루어 일하는데, 밖에 나가 의사들을 상대로 약을 팝니다.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Lavorano in squadra e propongono i farmaci ai medici, cercando di convincerli a comprare.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Lucrează în echipe; ies pe teren şi vând doctorilor, încearcă să-i convigă să cumpere medicamente.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Mereka bekerja pada sebuah tim; berjualan obat-obatan ke dokter.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Pracują w zespołach, docierają do lekarzy i starają się im sprzedać leki.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Pracují v týmech, chodí po doktorech a snaží se je přesvědčit aby koupili léky.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Sie arbeiten in Teams; sie versuchen, im Außendienst Medikamente an Ärzte zu verkaufen.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Trabajan en equipos y venden a médicos y tratar de persuadirlos para que compren medicinas.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Trabalham em equipas, tentam convencer os médicos a comprar-lhes medicamentos.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Ze werken in teams; ze bezoeken artsen en proberen hen medicijnen te verkopen.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Вони працюють у команді, обходять лікарів і пропонують придбати медикаменти.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Они работают командой: обходят кабинеты врачей и предлагают им купить медикаменты.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.Те работят в екипи; те отиват и продават на лекарите и се опитват да ги накарат да купят лекарства.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.הם עובדים בצוותים; הם יוצאים ומוכרים לרופאים, ומנסים לגרום להם לרכוש תרפות.
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.يعملون في فرق ، يخرجون و يبيعون للأطباء و يحاولون جعلهم يشترون الأدوية
Takım olarak çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar ve doktorlara ilaç satmak için uğraşıyorlar.医薬品を販売するのが仕事です そこで私たちは彼らがチームの一員として
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.Am eşuat complet, dar, în timp, femeile au învăţat să vândă în felul lor.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.Bola to úplná katastrofa, no časom sa ženy naučili predávať po svojom.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.Ça a complètement raté, mais avec le temps les femmes ont appris à vendre à leur manière.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.Com o passar do tempo, as mulheres aprenderam a vender à sua própria maneira.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.Fracaso total, pero al pasar el tiempo las mujeres aprendieron a vender a su manera.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.Fu un fallimento completo, ma col tempo le donne elaborarono un modo di vendere tutto loro.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.Ging helemaal de mist in. Maar mettertijd leerden de vrouwen op hun eigen manier verkopen.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.Ging total daneben, aber mit der Zeit lernten die Frauen, auf ihre eigene Weise zu verkaufen.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.경쟁과 팀, 그리고 개인주의적인 방식을 도입했습니다. 결국 완벽히 실패했지만 시간이 흐르면서 그녀들은 그녀들 자신들만의 판매방법을 배웠습니다.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.Poniosłam zupełną porażkę, ale w międzyczasie kobiety nauczyły się sprzedawać na swój własny sposób.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.Teljesen elbuktam, de idő közben a nők megtanultak eladni a saját módjukon.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.Total fiasko, men med tiden lærte kvinderne at sælge på deres egen måde.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.Беше пълен провал, но с времето жените се научиха да продават по свой си начин.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.Полностью провалился, но со временем женщины научились продавать по-своему.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.עם תחרויות, של יחידים ושל קבוצות. זה נכשל לגמרי, אבל לאורך זמן הנשים למדו למכור בדרכים שלהן.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.مع المنافسة، الفريق و الفرد. فشلت تماماً، لكن عبر الزمن تعلمت النسوة البيع على طريقتهن الخاصة.
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.でも 徐々に 彼女達は 独自の方法で売ることを学んでいきました そして 市場に耳を傾けるようになり
Tam olarak 55,55 bardak satmaları lazım, yani yuvarlarsak 56 bardak.약 55.55가 됩니다 즉 어림하면 56잔을 팔아야 합니다
Tam olarak 55,55 bardak satmaları lazım, yani yuvarlarsak 56 bardak.Det er lig med 55,55.
Tam olarak 55,55 bardak satmaları lazım, yani yuvarlarsak 56 bardak.Това е равно на - те ще трябва да продадат точно 55.55 чаши или 56, ако го закръгля.
Tam olarak 55,55 bardak satmaları lazım, yani yuvarlarsak 56 bardak.= --عليهم ان يبيعوا بالضبط 55.55 كوب او 56 عندما اقوم بتقريبه
Taşınmak istediğinizde, konutu satmak zorunda kalmazsınız.Kun haluat muuttaa, sinun ei tarvitse myydä asuntoa.
Taşınmak istediğinizde, konutu satmak zorunda kalmazsınız.Lorsque vous souhaitez déménager, vous n'aurez pas besoin de vendre l'appartement.
Taşınmak istediğinizde, konutu satmak zorunda kalmazsınız.När du vill flytta behöver du inte sälja bostaden.
Taşınmak istediğinizde, konutu satmak zorunda kalmazsınız.Si quiere mudarse, no necesita vender la vivienda.
Taşınmak istediğinizde, konutu satmak zorunda kalmazsınız.Если вы пожелаете переехать, вам нет необходимости заниматься продажей жилья.
Taşınmak istediğinizde, konutu satmak zorunda kalmazsınız.إذا أردت الانتقال فلن تحتاج إلى بيع المسكن.
Taşınmak istediğinizde, konutu satmak zorunda kalmazsınız.لن تحتاج إلى قرض كبير لشراء مسكن.
Taşınmak istediğinizde, konutu satmak zorunda kalmazsınız.购买房屋使用权无需大额贷款。 迁居时,您无需出售房屋
Teddy bölgesinin tam ortasına yerleşirsiniz, kuzeninize müşterilerin kuzeyde %25'ine satmak kalır.그러면 그 자리의 남쪽에 있는 75% 손님을 상대할 수 있을고라 생각한거죠. 테디에게는 복쪽에 있는 손님들중 25%만 남겨진거죠.
Teddy bölgesinin tam ortasına yerleşirsiniz, kuzeninize müşterilerin kuzeyde %25'ine satmak kalır.lăsându-l pe Teddy să vândă celor 25% din nord.