Ana içeriğe geç
Sözlük

satma ile cümle

satma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Başka bir düşünce ise kulübü onu satmak istiyordu.Rok później klub ten postanowił go wykupić.
Hatta bazı dükkanlar taiyakiyi okonomiyaki, gyoza dolgusu veya içinde bir sosis ile birlikte satmaktadır.Niektóre sklepy oferują nawet taiyaki zawierające okonomiyaki lub kiełbasę.
Homojenlik Koşulu: Her firma tek tip ürün üretmekte ve satmaktadır.Prywatne podmioty będą w stanie dostarczyć każdy rodzaj usługi i produktu.
Midland F1 Racing, Eddie Jordan'ın takımı satmasıyla oluşan takım.Zespół MF1 Racing został utworzony na bazie zespołu Jordan.
Irkçı bir tavır sergileyerek siyahilere daire satmadı.Na Czarne Czuby nie prowadzą żadne szlaki turystyczne.
Ayrıca satılmak istemeyen kölelerinini satmamaya çalışırdı.Nie chcieli też odsprzedać swojej własności.
Her gün bir çilekli pasta yapmaktadır lakin satmaz.Z rzadka podaje się bułeczki bez wypełnienia.
Bazı oyuncular MissingNo.'nun yakalanabilmesini sağlayan "ipuçları"nı 200 dolara kadar satmaya çalıştı.Vissa spelare försökte sälja "tips" på hur man fångade MissingNo. för upp till $200.
CAS ayrıca bu kimyasal maddelerin bir veritabanını (CAS registry) güncel tutup satmaktadır.CAS upprätthåller och säljer även en databas med dessa kemikalier.
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.Målet med webbplatsen var att sälja alla pixlar och således tjäna en miljon dollar.
Köylülerin araziden yiyecek satmasına da izin verildi.Bönderna tilläts sälja överskottet från marken.
İkilinin amacı a Altair 8800 bilgisayar sistemi için BASIC yorumlayıcıları geliştirip satmaktı.Grundtanken var att sälja Basic-tolkar för datorn Altair 8800.
Çoğu film yapımcısı not almak ve dağıtımı satmak için film festivallerine güvenir.De flesta independent-filmare använder sig av filmfestivaler för att bli uppmärksammade och få distribution.
Bu yıldan sonra kulüp mali bir çıkmaza sürüklendi ve en iyi oyuncularını satmak zorunda kaldı.Därefter drabbades klubben av ekonomiska svårigheter och tvingades sälja flera viktiga spelare.
Ve uyuşturucu satmasını ister, bol miktarda para alacaklardır.De bestämmer sig för att börja använda pengarna och de köper en massa saker.
Bu nedenle, hedef video oyunları mümkün olan en düşük fiyata satmaya başladı.Tex. inköpsavdelningen försöker uppnå så låga priser som möjligt.
Kodak firması Ocak 2004'te gelişmiş ülkelerde artık Kodak markalı filmli kameraları satmayacağını duyurdu.I januari 2004 tillkännagav Kodak att man inte längre skulle tillverka kameror som använde fotografisk film.
Plakları o kadar çok satmadı.Albumet sålde dock inte många exemplar.
Bu yüzden evini satmayı bile düşünmektedir.Försöker ofta sälja sitt hus.
Royce’un yaptığı otomobilleri Rolls satmaya başladı.Resultatet blev att Rolls beställde alla bilar som Royce kunde tillverka.
Bu durumu değiştirmek için bir fabrikadan aldığım malları pazarda satmaya başladım.En del modifikationer kom att börja säljas i affärer.
Yine aynı savaş esnasında, ABD, bu kez İsrail'in İran'a silah satmasına izin verdi.Efter kriget visade det sig att även Israel hade i hemlighet sålt en del vapen till Iran.
Haziran 1998'de, Mitsubishi Motors Bongo satma başladı.У червні 1998 року Mitsubishi Motors почала перепродаж Бонго.
1955 yılında "Coca-Cola" 10, 12 ve 26 onsluk şişelerde ürünlerini satmaya başladı.У 1955 кока-кола почала продаватися в пляшках об'ємом 10, 12 і 26 унцій.
1990'da Battulga, yerel olarak Macaristan'da kot pantolon dikmeye ve satmaya başladı.У 1990 році, Баттулга почав шити і продавати джинси в Угорщині.
Çünkü Taylor, tamamen sokak hayatını benimsemişti ve uyuşturucu satmaya başlamıştı.І з тих пір він повністю занурився у вуличне життя і почав торгувати наркотиками.
Başka bir düşünce ise kulübü onu satmak istiyordu.Рехвіашвілі наполегливо просив клуб продати його.
Kilisenin halktan para alarak cennetten toprak satmasıdır.Щоб побудувати храм люди продавали навіть землю.
Dünya Pasaportu satmakla tanınmıştır.Здійснювався продаж науруанських паспортів.
Write iyi satmadı ve System 7 çağından önce durduruldu.Нової системи не було і досі, а System 7 була дуже застаріла.
Ve uyuşturucu satmasını ister, bol miktarda para alacaklardır.Розпродані наркотики приносять величезні гроші.
Bu arazileri almak, satmak veya bağışlamak mümkündü.Він міг її продати чи подарувати.
Ancak Beşiktaş yönetimi Kerem'i satmaya yanaşmadı.Вищий адмінсуд не схотів ображати Кірєєва.
CAS ayrıca bu kimyasal maddelerin bir veritabanını (CAS registry) güncel tutup satmaktadır.CAS власне підтримує і розповсюджує базу даних хімічних речовин, реєстр CAS (англ. CAS regisry).
Bir malın fiyatı yükseldikçe üretici firma o malı daha yüksek fiyatlardan satmak ister.Отже, після встановлення угоди, країна-імпортер буде купувати продукцію виробника з більш високою вартістю.
Bu yıldan sonra kulüp mali bir çıkmaza sürüklendi ve en iyi oyuncularını satmak zorunda kaldı.Сталося це після того, як клуб продав своїх найкращих гравців.
Satıcı bir araba satmak istiyor.Ділер хоче продати автомобіль.
Ruhumu satmayacağım.Я не продам свою душу.
Çikolata satmak istemiyorum artık.Я більше не хочу продавати шоколад.
Tom arabasını satmaya karar verdi.Том вирішив продати машину.
Gazete satmak kolay değildir.Продавати газети нелегко.
2014 Mart ayında ise Towerhobbies RC4WD ürünleri satmaya başladı.V březnu 2014 Towerhobbies začalo prodávat RC4WD produkty.
Ancak yeni mekanlar açabilmek için Las Vegas'ta iki kumarhane satmak zorunda kalmıştır.V prvních dvou řadách výherce získal kromě peněz také možnost angažmá v Las Vegas.
Şirket masaj yatakları satmaktadır.Radnice rozprodává činžáky.
Aynı hafta sonunun sonunda sinemalar ellerindeki tüm biletleri satmaya başlamıştı.O víkendech také otevřela všechny své prodejny.
Biletleri satma gücünü kanıtlamış oldu.Vyjadřuje kupní sílu mezd.
Bu yıldan sonra kulüp mali bir çıkmaza sürüklendi ve en iyi oyuncularını satmak zorunda kaldı.Klub dostal velkou pokutu a aby ji mohl zaplatit, byl nucen prodat své nejlepší hráče.
Steam, Mac App Store ve sahip oldukları Feral Mağazası aracılığıyla yayımladığı oyunları satmaktadırlar.Portované hry nabízí prostřednictvím internetu skrze služby Steam, Mac App Store a vlastní Feral Store.
Vaas ailelerinden fidye koparıp onları köle olarak satmayı planlamaktadır.Vaas plánuje získat výkupné od rodin zajatců, poté chce vězně prodat do otroctví.
Burada da kötü sona neden olan büyüye ve şeytana ruhunu satmaktadır.Upisuje se magii a ďáblu, což také vede k jeho strašnému konci.
Çünkü Taylor, tamamen sokak hayatını benimsemişti ve uyuşturucu satmaya başlamıştı.Alvin se dostává na ulici a začíná prodávat drogy.
Ben bir karış toprağı dahi satmam.Na svém toku nenapájí žádný rybník.
McDonald's, genel olarak hamburger, çizburger, patates kızartması ve soğuk içecekler satmaktadır.Mezinárodní síť restaurací Burger King nabízí především hamburgery, hranolky a chlazené nápoje.
Bir süre sonra kendi tasarladığı kıyafetleri annesinin dükkanında satmaya başladı.Původně byl domluvený se svou matkou, že půjdou nakupovat nové oblečení.
2007 yılında hisse senetlerinin %55'ni halka açık olarak satmaya başlattı.Začala počáteční veřejnou nabídku na 55% svých akcií počátkem roku 2007.
Kara geçmek için en az kaç adet üretip satmanız gerekli ?Kolik debetních karet můžete mít bezplatně k platebnímu účtu?.
Otomotiv araçlarını satmak için otomobil satış temsilcileri kullanılmaktadır.Pro zásobování vozů elektrickou energií jsou použity nápravové generátory.
Ve uyuşturucu satmasını ister, bol miktarda para alacaklardır.Trojice však šťastně vyvázne a podaří se jí drogy rozprodat a vydělat obrovský balík.
Kredi eksikliği, eski devlet tarım arazilerini satma çabalarını engellemektedir.Lipsa de credit împiedică vânzarea fostelor terenuri agricole de stat.
Başka bir düşünce ise kulübü onu satmak istiyordu.Ulterior, banca a încercat să-l vândă.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
satma ile cümle - Sayfa 14 - satma kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App