Ana içeriğe geç
Sözlük

satma ile cümle

satma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu arazileri almak, satmak veya bağışlamak mümkündü.فيمكنه أن يعطيهم لغيره، أو يبيعهم، أو يؤجرهم ، أو يورثهم.
Bu çömlekçi her gün taşlar yapmakta ve turistlere satmaktadır.Este oleiro faz pedras diariamente e vende-as a turistas.
Para toplamak için daimyo, henüz hasat edilmemiş pirinci satmak için vadeli sözleşmeler yaptı.Para conseguir dinheiro, o daimyo usava contratos a termo para vender arroz que ainda não tinha sido colhido.
Bazı oyuncular MissingNo.'nun yakalanabilmesini sağlayan "ipuçları"nı 200 dolara kadar satmaya çalıştı.Alguns jogadores tentaram até mesmo vender "dicas" sobre como capturar MissingNo. por até US$200.
Zuckerberg ise Facebook'u satmak istemediğini belirtmiş ve söylentileri yalanlamıştır.Zuckerberg então afirmou que ele não venderia a empresa e negou os rumores.
Haziran 1998'de, Mitsubishi Motors Bongo satma başladı.Em Junho de 1998, Mitsubishi Motors começou a revender o Bongo.
Plakları o kadar çok satmadı.O Savatage nunca vendeu muitos discos.
Aynı zamanda saat hesap makinesi de satmaya başladı.Também começou a vender relógios com calculadora durante este tempo.
Steam, Mac App Store ve sahip oldukları Feral Mağazası aracılığıyla yayımladığı oyunları satmaktadırlar.Vende os jogos que publica através da Steam, Mac App Store e também na sua loja própria a "Feral Store" .
Albümü MySpace sayfası üzerinden satmaktadır.E foi vendido através da sua página MySpace.
JVC, HR-3300 aygıtını 31 Ekim 1976 tarihinde Akihabara, Tokyo, Japonya'da satmaya başladı.A JVC começou a desenvolver o HR-3300 em Akihabara (Tokyo, Japão), em 31 de Outubro de 1976.
20th Century Fox, bu diziyi geliştirmeye ve başka bir kanala satma işine ilgi gösterdi.20th Century Fox Television afirmou que iria tentar vender a série para outros canais.
Sarranid Sultanlığı ise hurma gibi yiyecekler satmaktadır.Sua alimentação é semelhante à do sabiá-laranjeira.
Bu yıldan sonra kulüp mali bir çıkmaza sürüklendi ve en iyi oyuncularını satmak zorunda kaldı.Com a queda, o clube entrou em uma grande crise financeira e teve de vender seus principais jogadores.
İlk Mabel üzerinde denediği ürün başarıya ulaşınca, Williams posta yoluyla yeni ürününü satmaya başlamıştır.Ele fez tanto sucesso que Williams começou a vender seu novo produto pelo correio.
Ayrıca bu süre zarfı içinde Steam üzerinde 200.000 adet kopya satmayı başarmıştır.Durante esse período, 200 mil cópias também foram vendidas através do Steam.
1948'de şirket ürünlerini Belçika'da satmaya başladı, ardından Fransa, İspanya ve Danimarka izledi.1948 - Inicia as suas vendas na Bélgica, França, Espanha e Dinamarca.
In the Zone ayrıca Fransa'da videonun 15.000 kopya satmasından dolayı platin sertifika aldı.In the Zone também foi certificado de ouro na França por vender 15 mil cópias.
Luciano 14 yaşındayken okulu bırakarak sokakta şapka satmaya başladı, bu işten haftada 7 dolar kazanıyordu.Aos 14 anos, Aaron trabalhou em uma igreja, ganhando $60 dólares por semana.
Çünkü Taylor, tamamen sokak hayatını benimsemişti ve uyuşturucu satmaya başlamıştı.No entanto, Jones logo começou a furtar lojas e a consumir drogas.
Ancak biz takımı satmadan taşınma gerçekleşmeyecek.Posso sobreviver sem a venda do troféu.
Dünya çapında 270.000 kopya satmayı başarmıştır.Vendeu cerca de 700.000 cópias mundialmente.
Ayrıca küçük çaplı odunculuk (ağaç yetiştirip kereste olarak satma) da yapılmaktadır.Plantava-se algodão arbóreo herbáceo (em menor quantidade).
Kara geçmek için en az kaç adet üretip satmanız gerekli ?«Quantas publicações um autor deve vender para ser considerado um best seller?».
CAS ayrıca bu kimyasal maddelerin bir veritabanını (CAS registry) güncel tutup satmaktadır.A CAS mantém também o registro CAS, uma base de dados de substâncias químicas.
Ticaret hayatına atılmış ve tekne satmaktadır.Ele sai do direito empresarial e compra barco de pesca para viver.
Escapology Avrupada iyi satmasına rağmen, Amerika'da satışları oldukça düşük oldu.Nunca foi sucesso de vendas no Reino Unido mas no norte da Europa as vendas são fortes.
Washington ölümünden kısa süre önce şirketini American Home Products'a satmak zorunda kalmıştır.A empresa vendeu sua divisão automotiva para a American Motors em 1970.
Onlar onu satmaz.Eles não o vendem.
Ocak 2006'da Apple, Motion'u tek başına bir ürün olarak satmayı bıraktı.In januari van 2006 stopte Apple de verkoop van Motion als een alleenstaand product.
Washington ölümünden kısa süre önce şirketini American Home Products'a satmak zorunda kalmıştır.In 1943, vlak voor Washingtons dood, werd zijn bedrijf verkocht aan American Home Products.
Unilever ayrıca Persil’i Fransa'da da satmaktadır.Ook in Frankrijk wordt Persil geproduceerd door Unilever.
Şirket, dünya çapında 200’den fazla ülkede müşterilere ve işletmelere ürün ve hizmetlerini satmaktadır.De onderneming levert producten en diensten in ruim 200 landen verspreid over de wereld.
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.Het doel van de website was om alle pixels te verkopen en zo een miljoen dollar te verdienen.
Ancak 180.000 adet satmayı başarmıştır.In totaal werden er 180.000 exemplaren verkocht.
Galata Köprüsü'nü satmak üzereyken tesadüfen yakalandı.Het legioen van Macer werd kort daarna door Galba ontbonden.
Bu silahları Suriye Rejimi'ne satmayı planlamaktaydı.Vermoed wordt dat deze wapens bestemd waren voor Gladio.
ZTE öncelikli olarak kendi adına ürün satmaktadır.Het product verkoopt in eerste instantie goed.
Kidd para miktarını arttırmak için gemisi Antigua’yı satmak zorunda kaldı.Hij moest echter zijn schip, de Antigua, verkopen om zijn nieuwe missie te bekostigen.
Başka alıcı bulamayan üretici, tütünü değerinden çok ucuza satmak zorunda kalır.Wie hem koopt kan hem niet meer goedkoper verkopen en is verdoemd.
Milyonlarca kopya satmayı başardı.Er werden miljoenen van exemplaren verkocht.
Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu.Zij bezochten regelmatig markten, waarop zij deze afdrukken verkochten.
Yeni ürünü New York sokaklarında satmak, her biri için bir dolar oldu.De thuislozen zelf verkopen de krant in de straten van San Francisco voor één dollar.
Plakları o kadar çok satmadı.Zijn platen verkochten echter niet zo goed meer.
Arkadaşı Solo'yu İmparator'a satmak zorunda kalmıştır.Voor hij smokkelaar werd, diende Han Solo in het keizerlijk leger.
Onlar 1911 yılında cilt bakım kremi satmaya başladı.In 1911 werd de oude kosterij verkocht.
Ama şirketin başına geçen Öykü, şirketi satmaktan yana değildir.Haar personeel is het niet met de verkoop eens.
21:8 Efendi, hizmetçisini satmamalı Ex.7:228 BW en de huurder geniet geen huurbescherming.
Bunu nerede satmak istiyorsun?Waar wil je dit verkopen?
Washington ölümünden kısa süre önce şirketini American Home Products'a satmak zorunda kalmıştır.Firma Washingtona została sprzedana w 1943 roku firmie American Home Products, na krótko przed jego śmiercią.
Kidd para miktarını arttırmak için gemisi Antigua’yı satmak zorunda kaldı.Kidd musiał – by pokryć swoją część kosztów – sprzedać statek Antiguę.
2014 Mart ayında ise Towerhobbies RC4WD ürünleri satmaya başladı.W marcu 2014 produkty RC4WD zaczął sprzedawać Towerhobbies.
Albüm güçlü bir satışa sahipti ve 430,706 kopya satmayı başardı.Album odniósł sukces komercyjny, sprzedano ponad 430 700 egzemplarzy.
Albümü MySpace sayfası üzerinden satmaktadır.Album został udostępniony do ściągnięcia na stronie MySpace.
20th Century Fox, bu diziyi geliştirmeye ve başka bir kanala satma işine ilgi gösterdi.20th Century Fox zaznaczył, że istnieje możliwość kontynuacji w sytuacji zakupu serialu przez inną sieć.
Plakları o kadar çok satmadı.Płyty te nie sprzedawały się w znaczących ilościach.
Aynı zamanda saat hesap makinesi de satmaya başladı.W tym czasie rozpoczął też sprzedaż sprzętu laboratoryjnego.
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.W ten sposób cała przestrzeń na stronie została sprzedana, przynosząc milion dolarów przychodu dla twórcy.
Mallarını satmak zorunda kaldı.Jej majątek został sprzedany.
Arkadaşı Solo'yu İmparator'a satmak zorunda kalmıştır.Jego kolegą na urzędzie miał być sam cesarz Aleksander Sewer.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod