Ana içeriğe geç
Sözlük

satar ile cümle

satar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ev kirasını ödemek için en son babasının yadigarı olan altın saati bile satar.その保険金で家の月賦が完済されたことを嘆く妻の独白で幕が閉じる。
Statham bir süre sahte mallar satarak da para kazanıyordu.シーゲルは架空の株を売って金を集めた。
Birgöl, Yakup Satar'ın ölümünden sonra hayatta kalan son İstiklal Savaşı gazisiydi.一年戦争以後、ザビ家の血統で唯一生き残った人物。
Kaçak sigara satarak para kazanmaktadırlar.タバコを買いにくる未成年に厳しい。
Oysa yıldızlara sahip olmak uğruna ömrümüzü hayallere satarız.星の夢とは戦わない。
Ucuza alıp pahalıya satarak bir servet edindi.安価に売るため、手間を省いた粗製のものだった。
Hamo yaşayabilmek için evindeki eşyaları satar.陽子を自宅に招き入れ手料理をふるまう。
12 yaşındayken kendi yazdığı Blastar adındaki uzay oyununu yaklaşık $500’a satarak ilk yazılım satışını yaptı.12岁时,以500美元出售了自己的第一个名为Blastar(一个太空小游戏)的商业软件。
Kadınlar parfüm ve kurdelalar satarlardı.婦女出售香水或彩帶。
CoreMedia AG önce bir İçerik Yönetim Sistemi satarak işe başladı.CoreMedia AG股份公司首先开始从事内容管理系统。
İsa, havarilerine şöyle dedi: "İçinizden kim Cennet karşılığında canını satar?"瑾曰:「爾真欲相耶?此地豈可再入。
1876’da Edward Moretus bu matbaayı tüm içeriği ile beraber Anvers şehrine ve Belçika devletine satar.1876年,爱德华·莫雷图斯(Edward Moretus)将其售予安特卫普市。
Köy halkı, ihtiyaç fazlası ürünlerini (buğday, arpa, fiğ) satarak geçimini sürdürmeye çalışmaktadır.南鎮諸將聞而生羨,亦欲南抄,以取資財。
İlk haftasında 57,607 kopya satarak Birleşik Krallık Single Listesi'ne 3. sıradan giriş yaptı.其以57,607份销量空降英國單曲排行榜第3名。
Veya köle olarak satar.奴隸買賣盛行。
Fransa'da 125.000'den fazla satarak Gümüş belgesi almaya hak kazandı.这张专辑以在法国境内超过5万份的销量获得了银唱片的认证。
Jewelry Box ilk hafta Japonya'da 57,102 kopya satarak Oricon'a iki numaradan giriş yaptı.《Jewelry Box》發行時在Oricon專輯排行榜排行第2位,首週在日本售出57,012個拷貝。
Kariyerine İtalya'dan getirdiği aksesuarları satarak başladı.他在義大利本國內取消了物品的拍賣稅。
Burada uyuşturucu satarak geçimini sağlamaya başladı.현재 마약혐의로 활동을 전면중단 했다.
Polis departmanları bu araçları kullanımdan çıkartılınca satarlar.보부상들은 이를 이용하여 장터를 돌며 물품을 팔았다.
Luis'in babası Atina'da maden suyu satar ve oğlu da taşımasına yardım ederdi.루이스의 아버지는 샘물을 퍼서 아테네에 옮겨 팔고 있어 루이스는 운반을 돕고 있었다.
Veya köle olarak satar.노예로 팔려가서 맹인이 되었다.
Amerika Birleşik Devletleri'nde 500,000 kopya satarak altın plak kazanmış ve 42 numara olmuştur.이 음반은 미국에서 500,000장 이상의 판매고를 기록해 골드 인증을 받았으며, 차트에서 42위를 기록하였다.
2005 yılının toplamında ise dünyada 8.3 milyon satarak o yıl en çok satılan albüm olmuştur.이 앨범은 2005년 한 해 동안 전 세계에 830만 장이 팔려서 그 해 제일 많이 팔린 음반이 되었다.
Kyle'nın babası: Hep para kazanmak için her şeyini satar.키라의 부모: 늘 돈때문에 고민하는 키라의 부모.
Bütün malını satarak “Fakirlik” mesleğini icra etti.그녀는 부모가 죽자, 그들의 장례비를 지불하기 위해 그녀의 모든 재산을 다 팔아야 했다.
Kadınlar parfüm ve kurdelalar satarlardı.נשים נהגו למכור בושם או סרטים.
12 yaşındayken kendi yazdığı Blastar adındaki uzay oyununu yaklaşık $500’a satarak ilk yazılım satışını yaptı.כבר בגיל 12 כתב את התוכנה המסחרית הראשונה שלו, משחק חלל בשם ״Blastar״, אותו מכר בעבור 500 דולר.
Ama şirket onu bir Japon koleksiyoncuya satar.אחת נמכרה לחברה יפנית.
Kyle'nın babası: Hep para kazanmak için her şeyini satar.הפתרון של פיל היה פשוט - המשיכו לייצא על מנת להרוויח כסף.
Albüm 10 milyon satarak büyük bir başarı sağlar.האלבום זכה להצלחה אדירה כאשר מכר 10 מיליון בכל העולם.
Havarilerden birisi "Ben satarım" dedi.אמר לו חייל אחד: אני הרגתיו.
Fransa'da 125.000'den fazla satarak Gümüş belgesi almaya hak kazandı.בצרפת זכה השיר למעמד כסף על סך מכירות של 125,000 עותקים.
Ucuza ürünler satar.תהליך ייצור זול.
Öyküye göre bu kaşıkçı, bulduğu taşı bir kuyumcuya değerinin çok altında satar.מתחת למעטפת הזהב המקיפה את לוחית היהלום, נמצא שקע חלול, אשר מעריכים כי שימש לחיבור התכשיט לעצם גדול.
Onlar son ABA sezonunda yıldız oyuncularının bazılarını satarak başlamıştı.בסיום אותה עונה עבר לשחק בשורותיה של מכבי תל אביב.
Yeni Zelanda'da şarkı 3 numaraya yükseldi ve 30,000 kopya üzerinde satarak çift platin aldı.בניו זילנד השיר הגיע למקום השלישי וזכה בתואר פלטינה כפולה עבור מעל 30,000 מכירות.
Victor 2 yıl sonra Tommy Vercetti'ye uyuşturucu satarken baskın sırasında öldürülmüştür.לאחר שנתיים נרצח על ידי טומי ורסטי (VICE CITY) לאחר שבגד בו.
Öyküye göre bu kaşıkçı, bulduğu taşı bir kuyumcuya değerinin çok altında satar.Крадецът кой знае защо е хвърлил това доста голямо парче злато!
Binit bulamayan hayvan sahipleri pazardan buğday alır öğütür ve unu Akseki yörelerinde satardı.Който не отглежда животни за курбан, си купува, ако има възможност.
Onlar son ABA sezonunda yıldız oyuncularının bazılarını satarak başlamıştı.Това е отборът на звездите от предишните сезони.
Kadınlar parfüm ve kurdelalar satarlardı.Арабите добавяли към сапуна аромати и оцветители.
Kyle'nın babası: Hep para kazanmak için her şeyini satar.Следвайки бащиния съвет, той винаги цели да извлече най-голяма полза от всяка сделка.
The Sims 3, ilk haftasında 1.4 milyon satarak büyük bir ticari başarı gösterdi.The Sims 3 se dokazao brzim uspjehom, s prodajom 1.4 milijuna kopija u prvom tjednu.
Fakat Lamborghini şirketini İsviçreli yatırımcılara satarak otomotiv sektöründen çekilmiştir.Lamborghini je prodao ostatak svojeg udjela u tvrtki švicarskim investitorima.
Veya köle olarak satar.Zabrana prodaje robova.
Albüm 280.000 kopya satarak ARIA tarafından 4 defa platin sertifika aldı.Od ARIA organizacije album je dobio 4 platinaste certifikacije zbog preko 280.000 prodanih primjeraka.
Hatta bunun için de evlerini satarlar.Časom sa začali predávať i do domácností.
Elinde ne varsa satar, bazı geceler aç yatardı.Svoj voľný čas venuje deťom, chodí skoro spať.
Yayınlandığı ilk hafta Amerika Birleşik Devletlerinde 3.38 milyon kopya satarak rekor kırdı.Album taktiež debutoval na prvom mieste v USA, kde sa predalo rekordných 3,38 milióna kópií v prvom týždni.
Statham bir süre sahte mallar satarak da para kazanıyordu.V bežnej prevádzke dosahoval Concorde zisky len občas.
Birçok laboratuvar tedarik şirketi LPA'yı bu kullanım amacıyla satar.Mnoga podjetja za laboratorijsko uporabo prodajajo LPA.
Veya köle olarak satar.Trgovali so s sužnji.
Statham bir süre sahte mallar satarak da para kazanıyordu.Dokler je v shemo redno dobival denar, je Ponzi redno izplačeval dobičke.
Bilgisayar ve cep telefonu donanımları üretir ve satar.Podjetje izdeluje in prodaja računalniško strojno in programsko opremo ter ponuja informacijske storitve.
Mal varlıklarını satarak Paris'e yerleşmeye karar verdi.Jis nusprendė emigruoti į Paryžių, o nekilnojamąjį turtą parduoti.
Fransa'da şarkı French Singles Chart listesine 2,820 kopya satarak 1 numaradan giriş yaptı.Prancūzijoje (French Singles Chart) singlas pakilo į pirmą vietą, pardavus 2820 kopijų.
Bilgisayar ve cep telefonu donanımları üretir ve satar.Užsiima kompiuterių ir susijusių produktų gamyba ir pardavimais bei paslaugų teikimu.
Yoksa üretip satarak para kazanma amaçlı değildir.Müügiks põllumajandussaadusi ei kasvatata.
Silahını satarak bir ebe çağırır.Sõjas osalemiseks kingiti talle nimeline püstol.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
satar ile cümle - Sayfa 9 - satar kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App