15.000 kopya üzerinden satarak, bu albüm Altın Plak kazandı.7500 példány után arany minősítést szerzett az album.
Huineng gençliğinde dolaşarak odun satar ve okuma yazma bilmezdi.Rajztehetségére már korai gyermekkorában fény derült, amikor még írni és olvasni sem tudott.
Kadınlar parfüm ve kurdelalar satarlardı.Lakói gyapjúszőnyegeket és fafaragásokat árusítanak.
Yayımcı Johann Friedrich Cotta 1867 yılına kadar toplamda 2.4 milyon nüsha kitap satar.Kustantaja Cotta myi Schillerin teoksia vuoteen 1867 mennessä yhteensä 2,4 miljoonaa kappaletta.
Tekli ilk gün içinde 42,611 kopya satarak Oricon'un günlük listesinin tepesine tırmandı.Single kiipesi Oriconin päivälistan kärkeen myyden 42 611 kappaletta ensimmäisen päivän aikana.
Bütün malını satarak “Fakirlik” mesleğini icra etti.Teoksen rahoittamiseksi myytiin ”Pikku-Urkkeja".
Ama şirket onu bir Japon koleksiyoncuya satar.Tämä artikkeli käsittelee japanilaista yhtyettä.
Avustralya'da 70.000 üzeri satarak Plantinum'u garantiledi.Australiassa kappale myi platinaa 70 000 kappaleen myynnillä.
Statham bir süre sahte mallar satarak da para kazanıyordu.Anttila osti korujen tekemistä varten kultaa myymällä omaisuuttaan.
Şarkı Aralık 2013'te 780,000 dijital kopya satarak Billboard Hot 100'de 24 numaraya yükseldi.Joulukuussa 2012 Zware Metalen arvosteli 424 albumin 78/100 pisteellä.
Kadınlar parfüm ve kurdelalar satarlardı.Hannah tukee parfyymi -ja ihonhoitotuotteita.
Bir sene sonra Williams bu konağı satarak Los Angeles'a geri döndü.Ο Williams πούλησε το αρχοντικό ένα χρόνο αργότερα για να μετακινηθεί πίσω στο Λος Άντζελες.
The Sims 3, ilk haftasında 1.4 milyon satarak büyük bir ticari başarı gösterdi.Το The Sims 3 έγινε εμπορική επιτυχία, πουλώντας 1.4 εκατομμύρια αντίτυπα την πρώτη εβδομάδα κυκλοφορίας του.
Ayrıca sokak satıcıları buzlu içecekler de satarlar.Επίσης μπορούμε να τους δούμε να μεταφέρουν τα παγωτά τους με φορτηγάκια.
Daha sonra bu şirketi satarak Paris'te Automobiles Darracq S.A. şirketini kurarak otomobil üretmeye başladı.Η εταιρεία ξεκίνησε την παραγωγή οχημάτων Darracq στην Νάπολη.
Avustralya'da 70.000 üzeri satarak Plantinum'u garantiledi.Το This Is It έγινε πλατινένιο στην Αυστραλία για πωλήσεις 70.000 αντίτυπων.
Yani, 'Bu tutar mı, kaç satar?' gibi detaylar yoktur kafamda.Πόσο πιο ξεκάθαρα να το πω; Δεν υπάρχει παρασκήνιο πίσω απ’ αυτό."
Onun için arkadaslarını bile satar.Και αναγκάζεται να πουλήσει και τον γάιδαρό της.
Oyun iki milyon kopyadan fazla satar ve birçok uyarlaması yapılır.Το παιχνίδι δέχθηκε διθυραμβικές κριτικές και πούλησε περισσότερα από 2 εκατομμύρια αντίγραφα.
Yoksa üretip satarak para kazanma amaçlı değildir.Σε κάθε περίπτωση πάντως σε αυτό το στάδιο δεν γίνεται παραγωγή για πώληση του προϊόντος.
Onlar balık ve et satarlar.Αυτοί πουλάνε ψάρι και κρέας.
Havarilerden birisi "Ben satarım" dedi.En af dem udbryder: "En af os er morderen".
Bilgisayar satarım.Jeg sælger computere.
Onlar şeker satarlar.De sælger slik.
Kasaba halkı kendi ihtiyacını karşıladıktan sonra, kalan ürünlerini satar.Efter en vurdering af bybefolkningens ernæringsbehov måtte folkekommunerne give den mængde af deres produkter.
Bize gazete satar.Han sælger aviser til os.
O sebze satar.Hun sælger grøntsager.
Portakal suyu satarız.Vi sælger appelsinjuice.
Geçimini, kendi resimlerini satarak kazanıyordu.Han livnærte seg ved salg av egne malerier.
Veya köle olarak satar.Han blir deretter solgt som slave.
Aynı zamanda bu teknolojiyi yurtdışına da satar.Også denne er solgt til utlandet.
Ama şirket onu bir Japon koleksiyoncuya satar.Han kommer til å bli solgt til et meksikansk sirkus.
Konya merkezli Karamanoğulları, 1427 yılında şehri 5 bin altın karşılığı Mısır Memluk Sultanlığı'na satar.Karamanidene solgte byen videre til mamelukkene i Egypt i 1427, for 5000 gullmynter.
Geçimini kendi yaptığı besteleri satarak, ve özel piyano dersleri vererek kazanmıştır.Studiene finansierte hun ved å gi private pianotimer.
Hayvanları yetiştirirler ve hayvan ürünlerini satarlardı.De måtte bokføre dyrene og oppkreve avgift pr. dyr.
Kaçak sigara satarak para kazanmaktadırlar.Dia memperoleh uang dari hasil menjual rokok.
İsa, havarilerine şöyle dedi: "İçinizden kim Cennet karşılığında canını satar?"Berkatalah Yusuf kepada mereka: "Perbuatan apakah yang kamu lakukan ini?
Geçimini, kendi resimlerini satarak kazanıyordu.Dia terus mencari pekerjaan ketika mencoba untuk menjual lukisannya.
Onun için arkadaslarını bile satar.Dia menjual ke teman-temannya.
Ziem bu yolculukta devamlı çizim yaptı ve çizimlerini satarak masraflarını karşıladı.Gaudí sangat menyesalkan pembubaran proyek ini dan ia selalu menyimpan desainnya.
Geçimini köfte satarak karşılar.Ia menghabiskan waktu luangnya dengan cara berbelanja.
Birçok laboratuvar tedarik şirketi LPA'yı bu kullanım amacıyla satar.Nhiều công ty cung cấp phòng thí nghiệm bán LPA cho mục đích sử dụng này.
The Sims 3, ilk haftasında 1.4 milyon satarak büyük bir ticari başarı gösterdi.The Sims 3 ngay lập tức trở nên thành công với 1.4 triệu bản được bán ra trong tuần đầu tiên.
Oysa yıldızlara sahip olmak uğruna ömrümüzü hayallere satarız.Bà là nguồn cảm hứng cho các thế hệ phụ nữ theo đuổi giấc mơ vươn tới các vì sao.
45'lik tutulur, 500 bin satar.Giúp 50 vạn tiền, 500 xúc lụa.
Onun için arkadaslarını bile satar.Nó cũng bán thiết bị mạng cho các hãng này.
Jewelry Box ilk hafta Japonya'da 57,102 kopya satarak Oricon'a iki numaradan giriş yaptı.Jewelry Box đứng vị trí số hai trên bảng xếp hạng Oricon, với tuần đầu tiên bán được 57.102 bản.
Ama şirket onu bir Japon koleksiyoncuya satar.Nó sẽ bảo vệ người cho nó một đồng xu Nhật Bản.
Mundungus onu Dolores Umbridge'e çalıntı eşyaları satarken yakaladığında rüşvet olarak vermiştir.Hắn đã nộp nó cho Dolores Umbridge để hối lộ được thả đi khi bị bắt quả tang đang ăn trộm đồ.
Ruanda Coffee Roasters şirketi çekirdekleri Maraba’dan satın alır ve yurtiçi piyasada satar.ルワンダ・スペシャルティ・コーヒー・ロースターズもマラバ地域からコーヒー豆を買い付けており、ルワンダの国内市場で販売している。
İsa, havarilerine şöyle dedi: "İçinizden kim Cennet karşılığında canını satar?"日顕のこの態度に対し山崎は「あの野郎が猊下(法主に対する敬称)なものか。
Dong Woo'lar da onları satarlar.忍者グッズも販売している。
Cadde'de uyuşturucu satarak günde 1 milyon dolar kazanmaktaydı.彼は116番通りで麻薬を売って1日に100万米ドル稼いでいたと言っている。
Ayrıca İngiltere'de 100 bin adet satarak altın plak kazandı.イギリスでも10万枚を売り上げたとしてゴールド認定された。
Luis'in babası Atina'da maden suyu satar ve oğlu da taşımasına yardım ederdi.ルイスの父は湧き水を汲んではアテネに運んで売っており、ルイスはその運搬を手伝っていた。
Cumartesi günleri evlerinin yanına kurulan pazarda köfte satarak geçimlerini sağlar.^ 周一は柊と立ち寄ったコンビニで購入している。
Onun için arkadaslarını bile satar.物販等の販売も彼が行っている。
Nasıl satar benim kitabım.本を売る。
Dağdan toplanan bitkileri satarak geçinen aileler de vardır.祖母が残した山林を売って資金を得ていた。
Ama şirket onu bir Japon koleksiyoncuya satar.当社は 日本通運の子会社に当たる。