İsa, havarilerine şöyle dedi: "İçinizden kim Cennet karşılığında canını satar?"Respondió Jesús y le dijo: «¿Tú eres el Maestro de Israel, y no sabes esto?».
Amacı onları yakalayarak altına çevirmek ya da onları satarak para kazanmaktır ve onları yemektir.Aquéllos a quienes habían tocado, podían guardarlos, venderlos o darlos por rescate.
Kadınlar parfüm ve kurdelalar satarlardı.Las mujeres vendían perfume y lazos decorativos.
Edebi ilk başarısını 1932 yılında Red Pawn adlı senaryosunu Universal stüdyolarına satarak yakaladı.En 1932 consigue vender su primer guion cinematográfico, Red pawn (Peón rojo), a los estudios Universal.
Veya köle olarak satar.Servidumbre y vendidos como esclavos.
1876’da Edward Moretus bu matbaayı tüm içeriği ile beraber Anvers şehrine ve Belçika devletine satar.En 1876, Edward Moretus vendió la imprenta a la ciudad de Amberes.
Yayımcı Johann Friedrich Cotta 1867 yılına kadar toplamda 2.4 milyon nüsha kitap satar.El editor Cotta había vendido hasta 1867 2,4 millones de ejemplares de sus obras en total.
Ucuza ürünler satar.Venta de productos artesanales.
Ara sıra özel dersler vererek ve kitaplarını satarak geçinmeye çalışır.Más tarde se dedicará exclusivamente a la venta de sus propios libros.
Bir günde 3,6 milyon adet satarak 310 milyon $ gelir sağladı.Logró vender 3,6 millones de copias en un solo día, lo que equivaldría a 310 millones de dólares de beneficio.
Ama şirket onu bir Japon koleksiyoncuya satar.Él debe partir en viaje de negocios para atender a un grupo de inversores japoneses.
Albüm, yaklaşık 423,873 kopya satarak, Shinhwa’nın geçmiş iki albümü kadar başarılı oldu.El álbum fue tan exitoso como los dos anteriores, vendiendo aproximadamente 423 873 copias.
Arazisi daha geniş olanlar ise bir kısmını satarak gelir elde ederler.E chi più produce, più guadagna dalla vendita delle derrate.
Yani, 'Bu tutar mı, kaç satar?' gibi detaylar yoktur kafamda.Mi piacerebbe sapere se è in vendita e a quanto."
1876’da Edward Moretus bu matbaayı tüm içeriği ile beraber Anvers şehrine ve Belçika devletine satar.Nel 1876 Edward Moretus vendette tutto alla città di Anversa.
Ama şirket onu bir Japon koleksiyoncuya satar.Fa parte di una collezione privata giapponese.
Geçimini köfte satarak karşılar.Passano all'acquirente mediante accollo.
Oyun iki milyon kopyadan fazla satar ve birçok uyarlaması yapılır.L'album venderà oltre 2 milione di copie e verranno estratti 5 singoli.
2. sezonda ölen Sam'i geri getirmesi karşılığında ruhunu şeytana satar.In un episodio, Julie vende la sua anima al diavolo.
45'lik tutulur, 500 bin satar.250 ordinati, 60 consegnati.
O sebze satar.Она продаёт овощи.
Ruanda Coffee Roasters şirketi çekirdekleri Maraba’dan satın alır ve yurtiçi piyasada satar.Руандийские кофейные компании также покупают кофе в Марабе и продают на внутреннем рынке.
Geçimini, kendi resimlerini satarak kazanıyordu.Зарабатывал на жизнь продавая свои картины.
Kitapları İtalya'da Harry Potter'dan bile fazla satarak 3 milyon traja ulaşmıştır.В 2001 году в США минимум 6 раз сжигались книги о Гарри Поттере.
Tıp okulunda edindiği bağlantılar sayesinde iskeletleri ve organları kolaylıkla satar.Используя свои университетские связи, ему без особого труда удавалось сбывать скелеты и органы.
Ucuza ürünler satar.Пожалуйста, продай дешевле!
Bir başka saraylı olan Murman da Eteri’ye aşık olur ve evliliğinin gerçekleşmemesi için ruhunu şeytana satar.Визирь Мурман разгорается страстью к Этери и продаёт свою душу дьяволу, чтобы предотвратить свадьбу.
Geçimini köfte satarak karşılar.Максимально вовлеките покупателя в сделку.
Bu kumu toplayarak çimento imalatçılarına küçük fiyatlara satarlar.После сбора этот песок сдаётся за бесценок производителям цемента.
Tekli ilk gün içinde 42,611 kopya satarak Oricon'un günlük listesinin tepesine tırmandı.Трек попал на вершину ежедневного чарта Oricon и продался тиражом в 42 611 копий в первый день.
Venezuelalılar ürünlerini eski balık pazarında satar.Ремесленники продавали свои изделия на ярмарках.
Tekli 1996 senesinin sonunda 280.000 kopya satarak BPI tarafından gümüş sertifikalandırıldı.Тираж сингла к концу 1996 годк превысил 280,000 копий и он получил серебряную сертификацию BPI.
Albüm Kore’de 12 gün içerisinde 227,994 kopya satarak Ekim aynın en çok satan albümü oldu.Всего за 12 дней было распродано 227 994 копий альбома «The Boys» в одной только Южной Корее.
Merkez Bankası piyasadaki likidite fazlasını emmek için senet satar.Банк объявил, что сделает всё возможное, чтобы поддержать ликвидность на рынках.
Havarilerden birisi "Ben satarım" dedi.Есть те, кто «продался».
Born to Die, ikinci haftasında 60,000 kopya satarak zirveyi korudu.Born to Die оставался на первом месте и во вторую неделю с продажами в 60 000 копий.
Elinizdeki eşyaları nasıl satar veya rehin bırakırsınız?Спасете ли вы эту деревню или позволите ей сгореть?
Ninetta ona babasının kendine verdiği babasının evinden gelmiş gümüş kaşığı satar.В ответ Тэйто даёт ей куклу, которую сделал для неё.
Huineng gençliğinde dolaşarak odun satar ve okuma yazma bilmezdi.В молодые годы не умел читать и писать.
Cord'un "L-29" modeli yaklaşık 4.400 adet satar..وبيع حوالي 4,400 سيارة من نموذج "L/29".
Allah saklasın, bana ne para lâzımdır, ne de sadrazamlık mührünü satarım.«أرجو أن ألقى الله ولا يحاسبني أني اغتبت أحدا.»
Hatta bunun için de evlerini satarlar.كما قاموا كذلك بتفجير منازلهم.
İsa, havarilerine şöyle dedi: "İçinizden kim Cennet karşılığında canını satar?"فقال: ما تقولون في عيسى وأمه؟ فقرأ عليهم سورة مريم.
Ama şirket onu bir Japon koleksiyoncuya satar.تديره شركة تابعة لمجموعة سوفت بنك اليابانية.
Ucuza ürünler satar.تعمل على أجهزة رخيصة الثمن.
İsa, havarilerine şöyle dedi: "İçinizden kim Cennet karşılığında canını satar?"Jesus perguntou então: «Quando, pois, vier o senhor da vinha, que fará àqueles lavradores?
Bir gün Santiago sokakta María Mercedes'i piyango bileti satarken görür.Uma manhã, quando está no jardim, vê Maria Mercedes (Thalía) vendendo bilhetes de loteria na rua.
Nasıl satar benim kitabım.Livro que vende.
Köy halkı, ihtiyaç fazlası ürünlerini (buğday, arpa, fiğ) satarak geçimini sürdürmeye çalışmaktadır.Na cidade, é realizada a Mostra Guaporé, a fim de expor seus produtos (joias e lingerie).
Ama şirket onu bir Japon koleksiyoncuya satar.A qual mais tarde vendeu para um grupo de investidores europeus.
1876’da Edward Moretus bu matbaayı tüm içeriği ile beraber Anvers şehrine ve Belçika devletine satar.Em 1876 Edward Moretus vendeu a companhia á cidade de Antuérpia.
Hatta bunun için de evlerini satarlar.Enquanto isso faziam as compras necessárias aos seus lares.
45'lik tutulur, 500 bin satar.Digamos que você faça 1.000 “negócios e ganhe 545 deles.
Keith tamirhaneyi satar ve Tree Hill'de hiçbir şeyinin kalmadığı gerekçesi ile Charleston'a taşınır.Enquanto isso, Lucas resolve sair de Tree Hill e ir morar em Charleston com seu tio Keith.
Oysa yıldızlara sahip olmak uğruna ömrümüzü hayallere satarız.Tendo assim uma relação com o Sonho das Estrelas.
Ev kirasını ödemek için en son babasının yadigarı olan altın saati bile satar.Até hoje, é o único ministro do TCU aposentado que tem o aluguel de sua residência pago pela Casa.
Burada, merkez bankası piyasadaki menkul kıymetleri satarak yoluna devam eder.Isto é verdade até o momento em que o banco central pode manter a sua moeda através da venda das reservas.
Aynı zamanda bu teknolojiyi yurtdışına da satar.A rede também pretende expandir os negócios para o exterior.
Öyküye göre bu kaşıkçı, bulduğu taşı bir kuyumcuya değerinin çok altında satar.Depois da venda, ele fica sabendo que uma das cadeiras contém em seu forro jóias extremamente valiosas.
CoreMedia AG önce bir İçerik Yönetim Sistemi satarak işe başladı.De CoreMedia AG begon aanvankelijk met de verkoop van een Content Management Systeem.