Ana içeriğe geç
Sözlük

satar ile cümle

satar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Son aylarında, çalışmayı bırakır ve mallarını satarak ayakta kalmaya çalışır.In his last months, he stops working and lives by selling off his possessions.
3,045,009 bilet satarak Kore'nin en çok hasılat yapılan beşinci filmi olmuştur.[1]It sold 3,045,009 tickets, making it the 5th best selling film of the year in Korea.[4]
Macar yemekleri arasından da çok yaygın olan gulaş, satarash ve djuvech bulunur.Hungarian dishes include goulash, satarash, and djuvech, which are also very common.
Büyük üreticiler ayrıca eksiksiz e-bisikletler de satar.Major manufacturers also offer complete e-bikes.
KGB, Şerifov'u karaborsadan yasa dışı bir şekilde döviz alıp satarken yakaladı.The KGB caught Sharifov illegally buying and selling foreign currency on the black market.
Şamahı, Şeki ve Kuba'dan tüccarlar mallarını kaldırımlarda satarak kirliliğe neden oldu.Merchants from Shamakhi, Sheki and Guba sold their wares on the sidewalks, causing pollution.
Tavukları anka kuşu diye satarlar, sıradan bir kılıcın ünlü bir amirale ait olduğunu söylerler.The swindler team is famous nationwide.
Ancak Yem, onları Şangay'a getirdikten sonra bu bilgiyi Japonlara satar.After bringing them to Shanghai, however, Yem sells this information to the Japanese.
Bir milyondan fazla satarak rekor kırdı ve altın disk statüsü kazandı. [1]The record sold over one million copies, gaining gold disc status.[2]
Adrián arabasını satar sonra arabayı çalıntı olarak ihbar eder. Laura ile ayrılırlar.After Adrián sells his car and reports it stolen, he parts ways with Laura, hopefully for good.
2007 itibariyle dünya çapında 600.000'den fazla kopya satarak Kent'in en çok satan albümüdür.[1]It is the best-selling album by Kent, having sold over 600,000 copies worldwide as of 2007.[1]
Onları hükümete verirsiniz ve hükümet size biraz süt satar.You give them to the government, and the government then sells you some milk.
Satıcılar onu çeşitli pazarlarda ve restoranlarda satarlar.Vendors sell the dish in various markets and restaurants.
Short, 1768'de Londra'da teleskop satarak hatırı sayılır bir servet kazanarak öldü.Short died in London in 1768, having made a considerable fortune selling telescopes.
Erysichthon, kızı Mestra'yı satar.Erysichthon sells his daughter Mestra.
Geppetto'nun okul kitapları alacak parası olmadığı için tek paltosunu satar.Because Geppetto has no money to buy school books, he sells his only coat.
Dunakanyar-Vác FC onu hızla FC Schalke 04'e satarak yüksek bir tutar elde etti.Dunakanyar-Vác FC made a lot of money by quickly selling him to FC Schalke 04.
Haziran 2015'te Ot me-Avshalom, 100.000 adet satarak Elmas Kitap Ödülü'nü kazandı. [3]In June 2015, Ot me-Avshalom won the Diamond Book Prize for selling 100,000 copies.[3]
Başlangıçta Chan, onu diğer erkeklere satarak Fan'dan para kazanmayı amaçlamıştı. [3]Initially, Chan had intended to make money off of Fan by pimping her out to other men.[3]
Bakkallar şeker çubukları satar.Mini-Märkte verkaufen Schokoriegel.
İsa, havarilerine şöyle dedi: "İçinizden kim Cennet karşılığında canını satar?"10,51): »Und Jesus hob an und sprach zu ihm: Was willst du, daß ich dir tun soll?
Yayımcı Johann Friedrich Cotta 1867 yılına kadar toplamda 2.4 milyon nüsha kitap satar.Der Verleger Johann Friedrich Cotta verkaufte bis 1867 insgesamt 2,4 Millionen Exemplare der Werkausgabe.
Nasıl satar benim kitabım.So verkaufen Sie Ihr Buch!
Edebi ilk başarısını 1932 yılında Red Pawn adlı senaryosunu Universal stüdyolarına satarak yakaladı.Ihr erstes Drehbuch Red Pawn verkaufte Rand 1932 an Universal Pictures.
Kendine kalan resimlerden bir kısmını Türk koleksiyonerlere satar.Einige wurden an türkische Sammler verkauft.
Glaber, Spartacus'u köle olarak alır ve karısını da Suriyeli bir tüccara satar.Er verkauft Spartacus an Batiatus und seine Frau Sura an einen syrischen Sklavenhändler.
Geçimini, kendi resimlerini satarak kazanıyordu.Mit der Zeit konnte er vom Verkauf seiner Bilder leben.
Kadınlar parfüm ve kurdelalar satarlardı.Frauen und Männer zogen Leggings und Mokassins an.
Hayvanları yetiştirirler ve hayvan ürünlerini satarlardı.Er züchtet diese Tiere und verkauft deren Eier.
Hamo yaşayabilmek için evindeki eşyaları satar.Saba führt den Ankömmling in das Haus.
Gündelik mallar satarak para kazanılmasına izin isteyen sesler Yiwulular arasında giderek yükseliyordu.Der Verkauf der Böcke, die überall zur Zucht begehrt waren, erbrachte guten Gewinn.
Cord'un "L-29" modeli yaklaşık 4.400 adet satar..La « L-29 » de Cord se vendra à près de 4 400 unités.
CoreMedia AG önce bir İçerik Yönetim Sistemi satarak işe başladı.La société CoreMedia AG a commencé tout d'abord par commercialiser un système de gestion de contenu.
Ruanda Coffee Roasters şirketi çekirdekleri Maraba’dan satın alır ve yurtiçi piyasada satar.La Rwanda Specialty Coffee Roasters achète à Maraba et fournit le marché intérieur.
Kadınlar parfüm ve kurdelalar satarlardı.Les femmes vendent quant à elles du parfum ou des rubans.
Bununla birlikte, yıllık liste yayınlandığında My Choice,toplamda 183,098 kopya satarak 31 sırada yer aldı.My Choice réussit cependant à atteindre la 31e place, avec un total de 183 098 exemplaires vendus.
Hatta bunun için de evlerini satarlar.Ils ont aussi fait sauter leurs maisons.
1876’da Edward Moretus bu matbaayı tüm içeriği ile beraber Anvers şehrine ve Belçika devletine satar.En 1876, Edouard Moretus vendit l'imprimerie et tout son matériel à la ville d'Anvers.
Ucuza ürünler satar.Vendre beaucoup pour vendre bon marché ».
Geçimini, kendi resimlerini satarak kazanıyordu.Elle vit en vendant ses tableaux.
Birçok laboratuvar tedarik şirketi LPA'yı bu kullanım amacıyla satar.Plusieurs de ces revendeurs proposent maintenant l'iPod.
Yani, 'Bu tutar mı, kaç satar?' gibi detaylar yoktur kafamda.Pourquoi ne me réponds-tu pas ? ex. : Quante foto vuoi ?
Onun için arkadaslarını bile satar.Il en fait commerce en les vendant à ses collègues.
Ayrıca sokak satıcıları buzlu içecekler de satarlar.À l'intérieur on trouve également des distributeurs de boissons fraîches et de glaces.
Doom 3 oyunu 3.5 milyon kopya satar.De son côté, Doom 3 s'est écoulé à plus de 3,5 millions d'exemplaires.
Bu dönemde aile mal varlıklarını satarak geçinmiştir.C'est de cette époque que date la prospérité de la famille.
Bu insanlar açlığa sürüklendi ve sebze ve meyve yetiştirip satarak yaşamaya çalıştılar.Elle a été réveillé par la faim et a été cherché des fruits sauvages à manger.
Napar eder, mutlaka, her şeyi göze alıp elindeki malları birilerine satar.Qui que ce soit fera (ou peut faire) l'affaire. et de N'importe qui fait (ou faisait) l'affaire. ?
2. sezonda ölen Sam'i geri getirmesi karşılığında ruhunu şeytana satar.Pour le supplanter, il vend son âme au diable.
Topladığım şişeleri satarak ilk balabanımı aldım.On obtient alors des vins de base que l'on assemble.
Hamo yaşayabilmek için evindeki eşyaları satar.Patrice propose à Benoit de faire de la vente à domicile.
Nasıl satar benim kitabım.Comment le rédiger.
Burada Alaska'dan getirdiği kürkleri satarak ticaret yaptı.Il vend les fourrures achetées en Alaska et partage le profit avec son équipage.
O araba satar.Él vende coches.
Ben yeni şemsiyeler satarım.Vendo paraguas nuevos.
O, çiçek satar.Ella vende flores.
Bu tür cep telefonu iyi satar.Esta clase de teléfono móvil se vende bien.
Portakal suyu satarız.Vendemos zumo de naranja.
İki yıl kitap satarak çalıştım.Trabajé dos años vendiendo libros.
Meyve satarız.Vendemos fruta.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod