satılık ile cümle
satılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu kedi satılık değildir.This cat is not for sale.
Bu köpek satılık değildir.This dog is not for sale.
Bu mobilya parçaları satılık değildir.These pieces of furniture are not for sale.
Bu araba satılık değil.This car is not for sale.
Evim satılıktır.My house is for sale.
Tom'un evi satılık değil.Tom's house isn't for sale.
Sami'nin sevgili malikanesi satılıktı.Sami's beloved mansion was on the market.
Grönland satılık değil.Greenland is not for sale.
Evi satılık.Her house is for sale.
Gömlek satılık değil.The shirt is not for sale.
Bunun satılık olmadığını söylerler.They were convinced it wouldn't sell.
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarSome of the monkeys play to a sold out crowd of other monkeys
Boris Nikolayevich "Satılık değil." derBoris Nikolayevich says, "It's not for sale."
"Satılık zararsız çöp sıkıştırıcısı.""For sale: White trash compactor."
Evin satılık olduğunu öğrendik.It turned out to be for sale, too.
"Satılık: bebek ayakkabısı, hiç giyilmedi," yazmış olduğu en iyi roman olduğunu söylemiş."For sale: baby shoes, never worn," were the best novel he had ever written.
Siular parayı "Siyah Tepeler satılık değildir." sloganıyla reddettiler.The Sioux refused the money with the rallying cry, "The Black Hills are not for sale."
Bu satılık değil.This one's not for sale.
Sezon sonu! Satılık civcivler!" Gizemli Bahçe[Mysterious Garden 44 m] <Mysterious Garden>
Ve onu satılık bir mal olarak gizleyip korudular.'Here is a young man.'
Ve onu satılık bir mal olarak gizleyip korudular. Allah ise onların ne yapacaklarını biliyordu.And they hid him as merchandise, And Allah was the Knower of that which they worked.
İşte bir çocuk!" dedi. Ve onu satılık bir mal olarak gizleyip korudular.He let down his bucket into the well and he exclaimed, "Oh, what a lucky find, here is a boy!"
Her sokakta, camları kırık evler ya da "satılık" ilanları çıkıyor karşınıza.In every street, dozens of empty houses with broken windows, or ‘for sale’ posters are popping up.
Drakula'nın Şatosu satılıkDracula’s Castle up for sale
Kosova'da PTK satılıkKosovo's PTK up for sale
Öyle ki her sokağın köşesinde bir "Satılık" ilanı görmek mümkün."For sale" signs can be found on every street corner.
Protestocular, üzerinde "Milliyet satılık değildir" yazılı bir pankart taşıyor. [Enid Mero]Protesters hold a banner reading "Nationality can not be sold". [Enid Mero]
Makedonya'nın gayrımenkulleri artık yabancılara satılıkMacedonia's real estate now for sale to foreign nationals
Satılık EşyalarMerchandise
Hizmetli hesapları, satılık değildirAdminship is not for sale
Lhasa sokak pazarında satılık yak tereyağıYak butter for sale in Lhasa street market
Bunun satılık olmadığını söylerler.Ich sagte, ich verkaufe ihn nicht.
Ev satıldığında o binanın üzerinde bir "Satılık" tabelası çıkar.In diesen Kapitel sieht man das Haus mit einem Verkaufsschild davor.
Ev aylardır satılık ama henüz bir alıcısı yok.La maison est en vente depuis des mois et n'a pas encore trouvé d'acquéreur.
"Acil ihtiyaçtan hemen satılık ve kiralık köşk!".Gestion et commercialisation de la chaîne de restauration rapide Topla!
"Acil ihtiyaçtan hemen satılık ve kiralık köşk!".Deve quanto antes ser arrendado e fechado."
Bunun satılık olmadığını söylerler.Однак власник повідомив, що вона не продається.
Ev satıldığında o binanın üzerinde bir "Satılık" tabelası çıkar.Na dveřích je tedy vyvěšeno „Dům na prodej“.
Bu kitap satılık değil.Tato kniha není na prodej.
Bunun satılık olmadığını söylerler.El a susținut că nu a fost plătit.
Bu ev satılık değil.Această casă nu este de vânzare.
Bunun satılık olmadığını söylerler.Érdeklődésére elmondták, hogy semmi pénzért nem eladó!
Bunun satılık olmadığını söylerler.×は現在は販売していないことを表す。
Bunun satılık olmadığını söylerler.유럽에서는 판매되지 않음을 밝혔다.
Bunun satılık olmadığını söylerler.Разбрах, че те все още не са продадени”.
Yolda satılık köhne bir restoran görmektedir.Nõmme turuhoone on müügimaja Nõmme turul.
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarAlcune scimmie suonano ad una folla di altre scimmie
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarChúng tách ra khỏi bầy
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarCzęść z małp występuje żeby sprzedać się tłumom małp
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarEinige der Affen spielen vor einer ausverkauften Menge anderer Affen
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarJotkut apinat soittavat täydelle apinateatterille.
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarNěkteré opice hrajou davům
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarNiektoré opice koncertujú pred vypredaným publikom
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarQuelques uns de ces singes jouent devant une foule d'autres singes
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarSommige apen spelen voor een uitverkochte menigte van andere apen
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarUnele maimute canta pentru un grup de alte maimute
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarΜερικες μαιμουδες πεζουν σε γεματα σταδια απο αλλες μαιμουδες.
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarНекоторые из обезьян играют толпам других обезьян
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynarبعض من القرود تلعب لتباع في حشد من القرود الاخرى
Bazı maymunlar diğer maymunlardan oluşan satılık bir kalabalığa oynar猿はトロフィーも作る。