O çok pahalı bir fare satın aldı.She bought a very expensive mouse.
Tom onu satın almadığını söylüyor.Tom says he doesn't buy that.
Tom satışa katılmayı planlıyor.Tom plans to attend the sale.
Asla başka bir Ford satın almayacağım.I'll never buy another Ford.
Asla bir Ford daha satın almayacağım.I'll never buy another Ford.
Yakın zamanda bir şey satın aldım.I bought something recently.
Geçenlerde bir şey satın aldım.I bought something recently.
Bir miktar satın alması için anneme yalvardım.I begged my mom to buy some.
Tom, Mary'den kokain satın aldı.Tom bought cocaine from Mary.
Yarın bir gömlek satın alacağım.I'll buy a shirt tomorrow.
Halk bunu satın almadı.The public didn't buy it.
Hiç bir satın alma gerekli değil.No purchase is required.
Onu hemen satın aldım.I bought it immediately.
Tom onu pek satın almaz.Tom doesn't quite buy it.
Tom bir uyuşturucu satıcısı oldu.Tom became a drug dealer.
Satın mı almalısınız yoksa kiralamalı mısınız?Should you buy or rent?
Bu kitabı satın almadım.I didn't buy this book.
Tom caka satıyor.Tom is putting on airs.
Biz onu satın almıyoruz.We're not buying it.
O oyuncak kapış kapış satılıyor.That toy is selling like hot cakes.
O oyuncak çok satılıyor.That toy is selling like hot cakes.
Tom bir balık satıcısıdır.Tom is a fish dealer.
Tom onu satın almıyor.Tom isn't buying it.
Bir yavru köpek satın alıyorum.I'm buying a puppy.
Eşyalarınızı satın.Sell your stuff.
Gıdayı satın almam gerekiyor.I need to buy the food.
Mineralli su satıyor musunuz?Do you sell mineral water?
Bu bilet satın alma tarihinden itibaren yalnızca iki gün geçerlidir.This ticket is only valid for two days after purchase.
O gitarı satın alabilmeyi isterim.I would love to be able to buy that guitar.
Tom'un parası yoktu ve yiyecek satın alamadı.Tom had no money and couldn't buy food.
Ona yeni bir dikiş makinesi satın almamız gerek.We should buy her a new sewing machine.
Tom yarın için opera biletleri satın aldı, ancak Mary hasta.Tom bought opera tickets for tomorrow, but Mary is sick.
Xavier pazarda avokado ekmeği satıyor.Xavier sells avocado bread at the market.
Hala karınıza bir araba satın almak istiyor musunuz?Do you still want to buy your wife a car?
Satın almadan önce arabayı test sürüşü için alabilir miyim?May I take the car for a test drive before I buy it?
Tom bir deri kanepe satın aldı.Tom bought a leather couch.
O kot pantolonu satın almıyoruz. Parasını sokağa atıyoruz.We're not buying those jeans. It's throwing good money after bad!
Bu satın almamız gereken şeylerin bir listesi.This is a list of things we need to buy.
Tom ve Mary evlerini satın alabilmek için para ödünç aldılar.Tom and Mary borrowed money to buy their house.
Satın almak istediğin başka bir şey var mı?Is there anything else you would like to buy?
Tom epeyce şey satın aldı.Tom bought quite a few things.
Sanırım ihtiyacımız olan neredeyse her şeyi satın aldık.I think we've bought almost everything we need.
Sadece satın almak zorunda olduğum başka bir şeyi düşündüm.I just thought of something else I have to buy.
Tom birçok yiyecek satın aldı.Tom bought a lot of food.
Tom'un onu satın alması için yeterli parası var.Tom has enough money to buy it.
Park Caddesi'nde bir ev satın alacak kadar zengin değiliz.We aren't rich enough to buy a house on Park Street.
Tom az önce ikinci el bir araba satın aldı.Tom has just bought a used car.
Çiçek satın alacak vaktim yoktu.I haven't had time to purchase flowers.
Bazı tıp kitapları satın almam gerekiyor.I need to buy some medical books.
Belediye arazinin satışına izin verdi.The city hall authorized the sale of the land.
O, çiçek satıyor.He's selling flowers.
Ona bir saat satın aldım.I bought him a watch.
Tom, Mary için bir oyuncak satın aldı.Tom bought a toy for Mary.
Tom'a bir saat satın aldım.I bought Tom a watch.
Tom, böyle bir arabayı nasıl satın alabildi?How was Tom able to buy a car like that?
Leyla ziyaret ettiği her alışveriş merkezinden kozmetik ürünleri satın aldı.Layla bought cosmetics at every shopping mall she visited.
Fadil, Rami adında bir uyuşturucu satıcısı tanıyordu.Fadil knew a drug dealer by the name of Rami.
Ben meyve satıyorum.I sell fruit.
Tom, Mary için birkaç elbise satın aldı.Tom bought some clothes for Mary.
Kahve satıyorum.I sell coffee.